"Sen ? Senin...?"
Tam olarak şaşkındım, hatta şaşkınlıktan dilim dönmedi desem...Resmen konuşma yetkimi kaybetmiş gibiydim.
Onun burda, kanlı canlı karşımda olması hayal mi !?
Üstelik karşımda dolu dolu gülümsüyor, sanki şu durum çok normalmiş de, bir tek bana garip geliyormuş gibi.
Havalara uçmam gereken, mutlu olmamı gerektirecek bir karşılaşma gibi mi duruyordu ordan ?
Bu bir sürpriz'se eğer, ben kaderime ağlamak istiyorum, çünkü bu hiç adil değil.
Buraya nasıl geldi, beni nasıl buldu, bunca insanın arasında beni nasıl fark etti ?
Hatta niye ? Niye geldi ki buraya kadar ?
Burda, benim karşımda, benim okulumda, benim yaşadığım şehir'de ne işi olabilir ki ?
Beynimin içinde dolanan onca soru varken... Karşımda Derin'in durduğunu itiraf etmeme gerek var mı bilmiyorum.
Sahi « Yağmur ? » diye kaçıncı seslenişiydi bu ?
Üzerimdeki şaşkınlıkla « Derin ? » diye kala kaldım.
Ağzımdan çıkabilen ve şu an çıkabilecek olan tek söz adıydı. Şaşkınlıktan dilim tutulmuştu resmen.
Büyük bir neşeyle "Merhaba nasılsın ?" diye nazikçe sordu, yüzünde daima belirgin olan mutluluk ifadesiyle bakıyordu bana yine, her zamanki gibi düşünceli, bir o kadar da saygılıydı. Bense, onun tam aksine şaşkınlığıma yenik düşmüş, diyecek söz bulamamıştım.
"Sen ? Senin ne işin var burda ?"
Bu karşılaşmanın benim açımdan tatsız göründüğünü açıkça daha ne kadar belli edebilirdim bilmiyorum.
« Bende iyim yaa sağol » dediğinde tavrı bir anda değişmiş, alınmış gibiydi, fakat bulunduğumuz durum, pekte hal hatır sorulabilecek bir manzara niteliğinde değildi.
Şaşkınlığımı üzerimden attıktan hemen sonra toparlanarak konuştum.
« Şey pardon Derin, merhaba... » dedim zorlukla.
Gülümsedi
"Sanırım benim'de sorduğun soruyu cevaplamam gerekiyor" dediğinde merakla evet dercesine baktım ona ve devam etti.
"Seni görmeye geldim yaz kızı" dediğinde, hafifçe gülümseyerek göz kırptı.
Aylar sonra beni görmeye gelmiş... Umarım sırf beni görmek için gelmemiştir buralara kadar.
İnsan, hiç tanımadığı bir kızın peşinden kilometrelerce yol yapıp gelmemeli.
Ben...beni kâle almayan, iki gün gördüğüm birinin peşine takılıp, onu bulmaya dâhi tenezzül etmem.
Onu anlamıyorum...
Ancak bir amacı olmalı uğruna savaştığı, onu buralara kadar sürükleyen.
Bir buçuk aydır yazdığı mesajlar gelip geçti o an gözümün önünden, sanki bir ara bugünün geleceğinin sinyalini vermişti ama, ben her zaman ki gibi mesajını okuyup umursamamıştım.
Tüm bu düşüncelerimden sıyrılıp, bana merakla bakan bir çift göze birşey demem gerektiğini anladım ve aklıma gelen ilk şeyi söyledim.
« Beni mi ? Sebep ? » dediğimde, angut görmüş gibiydim.
« Çünkü seni özledim bir tanem, gel bir sarılayım... » diyerek kollarını açıp adım attığı sırada, bir adım geri gittim bende. Ne münasebet, ayrıca bir tanem ne ya !?
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Yinede Sevdik
RomanceÖlümün kıyısında bir kadın ve sevgisini bir silaha dönüştüren bir adam... "Ben seni sevdim! Öyle alelade değil, deli gibi...Adam gibi..." dedi sesi buz keserek. "Benden korkma diyordum ya...şimdi gerçekten korkmalısın." Kaçacak tek bir nefeslik ye...
