Korku

3 0 0
                                        

Odama geçip kendimi uykuya teslim etmek, ve herşeyi unutmak istiyordum. Bu gecenin bir an evvel geçmesini dilesem de, o anlar aklımdan çıkmıyordu.
Yaptıkları zaten normal değildi ama içtiği şeyden sonra delirmiş gibiydi. O an yapabilceklerini yapabilme ihtimali beni şu an bile delicesine ürkütüyordu.

Odanın duvarları üstüme üstüme gelmeye başlayınca, pijamalı halime aldırmadan, dayanamayıp battaniyeme sarıldım ve kendimi bahçeye attım. Herkes uyuduğu için sessizce çıkmaya gayret etmiştim.

Belki, gecenin soğuk rüzgarını yüzümde hissedersem rahat bir nefes alırım diye düşündüm. En iyi ihtimalle bir süre yıldızlara bakıp, dalıp giderim bir yerlere.

Ön bahçede duran salıncağa yerleştiğimde, gökyüzüne baktım, gece epeyce karanlıktı, yıldızlar da baya belirgin, ama dolunay vardı bu gece. Karanlığı aydınlatan, baktıkça içimi ferahlatacak olan bir dolunay.

Derin bir nefes alıp verdim, yıldızları izlemeye devam ettim. Ben mi yıldızları izliyordum, yoksa yıldızlar mi beni orası bir muamma tabi, ama ben olanları düşünmekten kendimi telkinleyemiyordum bile.

Peki ya bundan sonra ne olacak ? Yarın sabah ne olacak mesela, beni yine okulun girişinde karşılar mı ? Bana yeniden dokunmaya çalışır mı ? Tekrar karşıma çıkmaya cesareti var mı ? Yada ben onunla tekrar karşılaşmaya hazır mıyım ?

Düşüncelerimin asıl sebebi, korkumun bu kadar yüksek olmasıydı, nasıl bu kadar kolay hayatıma girip, yerini bu kadar sağlamlaştırdı anlamıyorum, bunu hangi arada başardı bilmiyorum.  Yabancının biri hayatımla ilgili söz hakkı sahibi nasıl olabiliyor çözemiyorum.

Korkutucu tavırları vardı, gözleri dönmüş gibiydi bugün, hatta o an kendinde değil gibiydi.
Ödlek biri değilimdir, hele bir insandan asla korkmam sanıyordum bugüne dek. Ama bugün anladım ki insan insan'dan korkarmış.
Aynı yaratılışa sahip olsanda, güçten, kuvveten gayrı düşünce yapısı korkuturmuş.

Oturduğum salıncağın arkasından gelen sesle, başımı bir hışımla yasladığım yerden kaldırdım. Sesin geldiği yöne doğru bakınca, karanlığın arasında bir gölge gördüm.
Bahçe kapısının önünden biri geçiyordu, hatta duraksamıştı.

Sanırım sesler de korkutuyormuş insanı, şu saliseler içersinde kalbim adeta adrenalin pompalıyordu.

Hayır zaten bugün yaşadıklarım yeterince korkutucuydu, ne diye gecenin bir vakti bahçeye çıkmıştım ki ? Hangi akla hizmetle...

Hemde ön bahçeye...

Kapının arkasındakinin gitmediğini fark edince bir cesaret kim olduğunu sordum.

"Kimsiniz !? " dedim ürkek bir sesle, herhangi birinden değil'de Derin pisliğinden korkuyordum, üstelik o kadar çok korkuyordum ki, kalbim küt küt çarpıyordu.

"Ateş etme lütfen, ellerim yukarıda, düşman'da değilim gelebilir miyim." diyen kısık ama tanıdık sesle rahatladım. Ayrıca o ses gülümsememe neden olunca, uzun süredir vermediğim nefesimi verip, kendime geldim.

"Görkem, ödümü patlattın ya, gel. " dedikten sonra, dış kapısını sessizce açıp, geçtikten sonra kapamasını izledim.

Karabaş'ın ortalarda olmayışı'da ayrı bir garipti, o bizi bu şekilde nasıl korumayı düşünüyordu ? Elini sallayan içeri giriyor, onunla bu konuyu acilen konuşmalıydık, sonuçta bizde kapıda o var diye yastığa başımızı rahat koyuyoruz..
Yarın bir aile toplantısı düzenlemem gerek diye içimden geçirirken, gecenin bu saatinde gelen komikliğime güldüm kendi kendime.

Yinede SevdikHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin