1050 kelime
☘️İyi Okumalar☘️
Gözlerimi daha çok kendi aralarında konuşan aileden çekip bahçe kapısı dan dışarı çevirdim. Yazın başında olmamızdan dolayı hava henüz çok sıcak değildi.
"Damla, bir sorun mu var?"Burçin Hanım'ın ilgili ses tonunu duymam ile başımı ona çevirdim.
"Hayır, yok."
"Eğer bir sorun olursa bizimle paylaşmaktan çekinme."başımı sallayıp onu onayladı.
"Çocuklar, biz annenizle konuştuk. Bir hafta sonra tatile gitme kararı aldık. Nereye gideceğimiz konusunda sizede danışmak istedik."tatil sözcüğünü duymam ile çok sevinmiştim.
"Aslında Fethiye'ye gidebiliriz bence. Aras gitmişti kendi ailesi ile. Çok güzel olduğundan bahsetmişti."
"Bencede ablamın dediği yere gidelim. Bende çok gitmek istiyorum."Yağız'ın beni desteklemesine mutlu olmuştum.
"İyi fikir. Sizin düşünceniz ne?"Tarık Bey'in abilere yönelttiği soru ile Poyraz fazla beklemeden yanıtladı.
"Olur. Oraya daha önce gitmemiştik."
"Bencede olur."Baran'da fikrini söylediğinde geriye iki kişi kalmıştı.
"Benim içinde sorun yok."Kutay'da onayladığında herkes Akın'a döndü.
"Fark etmez. Gidebiliriz."
Herkesin olumlu cevabı ile nereye gideceğimizde kararlaştırılmış oldu.
Heyecandan yerimde duramıyordum. Ama Evde sıkıldığım için dışarı çıkmaya karar verdim. Yerimden kalkmam ile bakışlar bana dönmüştü. Tarık Bey'e bakıp konuştum.
"Tarık Bey ben biraz dışarı çıkacağım. Geç kalırsam merak etmeyin."
"Nereye gideceksin Damla? Eğer uzak bir yerse abilerinden biri bırakır gideceğin yere."başımı iki yana salladım.
"Dışarıda biraz dolaşacağım."başını sallayıp beni onayladığında salondan çıkıp odama ilerledim.
Odama geldiğimde cüzdanımın içinden para alıp telefon kılıfımın arkasına koydum. Odadanl çıkıp aşağı indiğimde herkes aynı şekilde oturuyordu.
"Görüşürüz."daha çok Burçin Hanım ve Tarık Bey'e hitabendi. Bana gülümseyerek karşılık verdiklerinde fazla zaman kaybetmeden dışarı çıktım. Tam dışarı çıkacağım sırada yanımda duran koruma ile başımı o tarafa çevirdim.
"Gideceğiniz yere bırakabiliriz Damla Hanım."
"Hayır, teşekkürler."başını sallayıp yanımdan ayrıldığında bahçeden çıkıp markete doğru ilerledim. Yolda ilerlerken telefonumun çalması ile hemen telefonumu açtım. Abim aramıştı.
"Alo abi nasılsın?"
"İyiyim, Damla sen."
"İyiyim bende markete gidiyordum."bakışlarım yerdeyken bir yandan telefonla konuşuyor bir yandan yürüyordum. Karşıdan karşıya geçerken kulağıma dolan fren sesi ile olduğum yerde kaldım. Bir yandan abimin telefondan bana bağırması bir yandan arabanın fren sesi...
Kolumdan çekilmem ile sert bir bedene çarpmam bir oldu. Uzun boylu yapılı bir bedendi çarptığım. Olayın şokunu atlatamadığım için bakışlarım donmuş. Göz kırpmıyordum.
"İyi misin?"tanımadığım erkeksi ve çok güzel olan sesi duyduğumda bakışlarımı sesin sahibine çevirdim. Gözlerim kahverengi gözlere değdiğinde başımı salladım.
"Evet, iyiyim. Teşekkür ederim."
"Rica ederim. Ama daha dikkatli olmalısın."
"Telefonla konuşuyordum fark etmemişim."başını sallayıp kolumun üzerindeki elini bıraktı.
"Nereye gidiyorsun? Bende buralarda oturuyorum. İstersen bırakabilirim."
"Markete gidiyorum ama gerek yok yerini biliyorum."
"Bende markete gidiyorum gel işte beraber gidelim."
"Hayır yani neden bu kadar ısrar ettiğini anlamadım."başımı çevirip markete doğru ilerledim. Arkamdan gelen adım sesleri ile bu çocuktan kurtulamayacağımı anladım.
"Yemem seni merak etme. Tipim değilsin."sırıtarak söyledikleri sinirimi bozarken göz devirdim.
"Ayh sen kimsin be? Emin ol sende benim tipim değilsin zaten."sinirle söylediklerim gülmesine sebep olurken ondan uzaklaşmak için adınlarımı hızlandırdım.
Marketi gördüğümde koşarak içeri girdim. İçeridekiler bana değişik değişik bakıyorlardı. Bu durumu fazla umursamadım. Rafların arasında dolaşırken bir yandanda aklımdan neler alacağımı planlıyordum. Elimi çikolatalardan birine attığım sırada başka bir el uzanıp benden önce aldı. Kafamı kaldırıp kim olduğuna baktığımda az önceki çocuk olduğunu gördüm. Sinirle ayağa kalktım.
"Bak çocuk, benim asabımı bozma. Peşimi bırak tamam mı? Ve o çikolatayı hemen bana veriyorsun. Hem ilk önce ben elimi uzatmıştım."
"Hadi ya, ben senin peşinden gelmiyorum. Bende zaten markete gelecektim. Ve hayır, çikolatayı vermiyorum. Başka al."
"Aynısından kalmamış kör müsün? Hemen o çikolatayı bana veriyorsun."
"Bir şartla veririm. Eğer adını söylersen çikolata senin."elindeki çikolatayı sallayıp söyledikleri sabrımın taşmasına sebep olmuştu.
"Sana adımı felan söylemiyorum. Al çikolata senin olsun. Zıkkımın kökünü ye."sinirle ve birazda yüksek çıkan sesimle etraftaki insanlar bize bakmıştı. Yanından geçip diğer rafların önünde dolaşırken kolama taktığım market kutusunun içine aldıklarımı koyuyordum.
Kasanın önüne geldiğimde aldıklarımı kasaya bırakırken kutunun içindeki çikolata ile olduğum yerde kaldım. Bu çocuğun vermediği çikolataydı. Demek ki gizlice koydu. Her şeyi kasaya koyduktan sonra parasını ödeyip marketten çıktım. Telefonumu açtığımda abimden gelen bir sürü cevapsız arama ile hemen abimi geri aradım.
"Alo, efendim abi."
"Kızım sen beni deli etmeye mi çalışıyorsun? Kaç saattir arıyorum telefonlarıma beden bakmıyorsun. Öldüm meraktan. En son araba sesi gelmişti sonra telefon kapandı bir yerine bir şey olmadı değil mi?"
"Abi sakin ol. Merak etme iyiyim. Bana bir şey olmadı. Son anda bir tane çocuk kurtardı beni. O surada da korkudan herhalde telefonu kapatmışım. Özür dilerim."telefonun diğer tarafından nefes verme sesi geldi.
"Tamam kızmadım. Sen şuan evde misin?"
"Hayır, değilim. Neden sordun?"
"Ben sana ulaşamayınca Tarık Bey'i aradım. Onlar seni aramaya başlamışlardı. Onları daha fazla endişelendirmeden eve git. Ama eve gittiğinde beni aramayı unutma."
"Tamam görüşürüz."
"Görüşürüz, güzelim."abim telefonu kapattığında hızlı bir şekilde yürümeye başladım. Evin olduğu sokağa girdiğimde rahatlayarak bir nefes verdim. Bir farklılık görülmüyordu.
Evin kapısına geldiğimde beni gören korumalar kapıyı açtılar.
"Damla Hanım herkes sizi arıyor. Çok merak ettiler."
"Tamam, hemen bakıyorum."başımı sallayıp evin kapısına yöneldim. Kapıyı çaldığımda kapı hemen açıldı. Kapıyı açan Asiye Teyze'nin yüzü gergindi.
"Damak, nerelerdeydin? Herkes çok merak etti. Geç içeri çabuk daha fazla merakda bırakma annenleri."başımı sallayıp içeri girdim.
Salonun kapısına gelmem ile içerideki gerginliği fark etmiştim. Burçin Hanım koltuğa oturmuş gerginlikle dizini sallarken Tarık Bey odanın bir köşesinde telefonla konuşuyordu. İçeri girmemle herkesin bakışları bana dönmüştü. Burçin Hanım ve Tarık Bey hemen yanıma gelip sarılmışlardı. Onlar ayrıldığında bu sefer Yağız'ın sıkı bir şekilde sarılması ile az daha ölüyordum.
"Yağız...ölüyorum."dediklerim ile benden ayrılırken gülümsedi.
"Kızım, nerelerdeydin? Seni çok merak ettik."
"Yolda birkaç ufak şey olduda. Geç kaldım. Haber vermeliydim. Özür dilerim."
"Ne oldu biri birşey mi dedi?"
"Yok, önemli birşey değil."başını sallasada yine de inanmamışa benziyordu.
Gözlerim Akın'a kayınca bana kaşları çatık bir şekilde bakıyordu. Başımı ne oldu dercesine iki yana sallayınca telefonunu alıp salondan çıktı. Yaptığı harelet gözlerimi devirmeme sebep oldu.
"Damla, sen bu dediklerine cidden inanıyor musun? Annemlere yalan söyleyebilirsin ama bana o söylediğin yalanlar sökmez. Nerelerde sürttüğünü tahmin edebiliyorum."Kutay'ın beni sinirlendiren cümlesini duymam ile sinirle ona döndüm.
"Gerizekalı, ne saçmalıyorsun sen? Benim dışarıda ne yaptığım senin deyişinle nerelerde sürttüğüm sadece beni ilgilendirir. Ve emin ol ben senin gibi dışarılarda sürtmüyorum. Ve son bir şey daha Allah belanı versin."dediklerim ile yüzündeki sinsi sırıtış yerini öfkeye bıraktı. Onun bu hallerinden zevk aldığım için kimseye birşey demeden salondan çıktım.
Odama geldiğimde sıkıntıyla kendimi yatağa attım. Yüzümü yastığa bastırıp çığlık attıktan sonra yastığı yumruklamaya başladım. Bir süre sonra yorulduğum için durdum. Sanırım ben yavaş yavaş akıl sağlığımı kaybediyorum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Biyolojik Ailem
ChickLitBazı yanlışların telafisi yoktu. Ne yaparsan yap asla düzelmezdi. Damla asla düzelmeyecek bir hata yüzünden olmaması gereken yerde,olmaması gereken insanların yanındaydı.
