41. BÖLÜM

8 4 0
                                        

41. Bölüm: Anılarla Yıkanmış Sokaklar

Onur Can Özcan - Hırka

🖤

Tanrının onun için yazdığı senaryodan habersiz planlar yapmıştı genç adam. Planları yıkılıp hayalleri suya düştüğünde ise bozguna uğramıştı. Hayatın ne denli acımasız olduğuyla ilk yüzleşişi değildi bu. Ama en can yakanı olduğunu düşünüyordu. Gelecekten yine habersizdi oysa.

Sevdiği kadını toprağa bıraktıktan sonra biraz mezarlıkta kalmıştı. Ceyhun'un ısrarları sayesinde oradan ayrıldığında saatlerdir yeni kazılmış taze toprağın başında ağladığından gözleri kızarmıştı. Kırmızı gözleriyle biraz mahallede dolandı. Her köşesinde anılarının bulunduğu bu küçük yer ona acısını hatırlatıyordu. Zaten unutmaya vakti de olmamıştı. Pek tazeydi bu acı. Kalbi yanıyordu. Birlikte sıkça oturdukları eski parkta vakit geçirdi biraz. Sonra yürümeye devam etti. Akis'in simitlerini çok sevdiği ama bu saatte kapalı olan pastanenin önünden geçti.

Biraz daha yürüdü, yürürken genç kızın güzel gözlerini düşledi. Güzel yüzünü, saçlarını, ellerini... son hali düştü gözünün önüne, olduğu yerde kalakaldı. Nasıl yanmıştı canı? Yanık bedenini gördüğünden beri çıkaramıyordu bu soruyu aklından. Bu düşünce onu delirtecek kadar can yakıcıydı.

Biraz daha yürüdü. Adımları onu tepeye çıkardı. Gece olduğu için Işıl Işıl olan, Akis'in manzarasını izlemeyi sevdiği için sandalye ve masa aldığı tepeye. Onu ilk öptüğü yere.

Ceyhun'un bir kaç adım geride onunla olduğunun, acısına saygı duyduğu için ses çıkarmadan usul usul takip ettiğinin farkındaydı. Yavaşça dostuna döndü.

"Nasıl geçecek?" Tek bir soru sordu. Ama cevabı ikisinde de yoktu. Belki de hiç geçmeyecekti. Ceyhun yavaşça sandalyelerden birine kuruldu. Kaya'nın da oturmasını bekledi. Oturunca ise dostunun acısına teselli olmayacağını bilse de konuştu.

"Nerede gördüğümü hatırlamıyorum ama bir yazı görmüştüm. Kırk mum yanarmış insanın yüreğinde sevdiğini kaybedince. Her gün biri sönermiş. Otuz dokuz mum sönermiş de, bir tanesi hiç sönmezmiş. Kırkıncı mum kırk dereden su döksen, kırk kuyudan su içsen de hep yanarmış." Anlamaz gözlerle ona bakan arkadaşını görünce devam etti. "Yani sabret, hep bu kadar acımayacak.  Tam anlamıyla geçmeyecek belki ama kırkta biri kalacak."

"Öyle bir canım yanıyor ki Ceyhun, değil kırkta biri, yüz kırkta biri kalsa bile acısı beni delirtir." Diye mırıldandı Kaya.

Ceyhun cevap vermedi. Aslında konuşmayı seven biri değildi. Zaten fazla konuşmazdı, ama bu kez cevap vermemesinin nedeni verecek bir cevabı olmamasıydı. Sessizce oturdular o soğukta. Üşüdüğünü hissetmiyordu Kaya.

Kalkıp eve gitme vakti geldiğinde ise ezbere bildiği yolları adımlamaya başladı. Her köşede kaybettiği kadının hayalini gördü. Sokağın birinde el ele yürüyorlardı. Başka birinde sarılıyorlardı. Diğer sokakta kavga ediyorlardı. Başka bir sokakta öpüşüyorlardı. Başka birinde hayaller kuruyorlardı.

Evine vardığında ise en zoru buydu. Annesi ve babasının anılarıyla doluydu bu ev. Onları aşmak bile bir yerde kolay olmuştu Kaya için. Ama Akis'in anılarıyla nasıl baş edecekti.

Zor da olsa eve ilk adımını attı. Girer girmez askıdaki hırkayı görmesiyle dudaklarından bir hıçkırık firar etti. Askıdaki hırkayı avuçlarında sıkı sıkı tutarak yere çöktü. Hırkayı burnuna yaslandığında Akis'in şeftalili kokusunun hala taze olması onun şansı mıydı?

P E R ABağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin