46. Son Yüz

403 31 263
                                        

Bölüm şarkısı: Mert Demir/ Ateşe düştüm

Keyifli okumalar 🧡

🔪

BİR HAFTA SONRA:

Günlerdir aralıksız çalışıyorduk. Tıpkı benim gibi diğerleri de bu iş için gecesini gündüzüne katmış durumdaydılar. Ezgi günlerdir annemle beraberdi. Onunla ilgileniyor ve güvenini kazanmaya çalışıyordu. Söylediği üzere anneme benim arkadaşım olduğunu söylemişti. Annem ise benim adımı duyduğu anda Ezgi ile konuşmuş ve yakınlık kurmuştu.

Hiç yıkılmayacağını düşündüğüm annem şu an bir çocuğa benziyordu. Onu istediğim gibi kandırabilir ve yönetebilirdim.

Çok az kalmıştı. Annemi kaldığı o lanet hastaneden çıkartıp başarılı bir doktorun eline teslim edecektim. Fakat bunun öncesinde o lanet herifi hapise atma gerekliydi.

Leyla ve Engin konusunda ise işler pekte yolunda gitmiyordu. Yeliz üç gün boyunca hastanede kalmış, daha sonrasında ise ortadan kaybolmuştu. Nereye gittiğine dair en ufak bir fikrim dahi yoktu. Hastane kayıtlarına ulaşmaya çalışsakta bir sonuç elde edememiştik. Onun çıkış yaptığı güne dair hiçbir kamera kaydı bulunmuyordu. Yeliz ortalarda yoktu. SY'nin ona zarar vermiş olduğunu düşümeye başlamıştım. Onu öldürmüş dahi olabilirdi. Fakat bunun için kesin bir kanıtta yoktu.

Kerem ise SY'nin kurduğu oyuna devam ediyordu. Onların doktorculuk oyununa son verme zamanım gelmişti. Daha fazla insanları salak yerine koyamayacaklardı.

SY tüm emniyeti şaşırtmaya devam ediyordu. Artık cinayet işlemeyi tamamen bırakmış durumdaydı. Kurbanlarını sadece yaralayarak emniyetin kapısına bırakıyordu. Toplumun bir kesimi ondan nefret etmeyi bırakmış, hayranlık duymaya başlamıştı. Beni asıl şaşırtan durum işlediği onca cinayetin bu kadar çabuk sineye çekiliyor olmasıydı. Her ne olursa olsun o bir katil. Hak ettiği yer ise parmaklıklar ardı.

Esneyerek ağrıyan boynuma elimi koydum. Saatlerdir evimin salonunda oturmuş dosya inceliyordum. SY'nin gerçek kimliğini ortaya çıkarmam için elde tutulur bir kanıtım yoktu. Tüm deliller onun Kerem TAN olduğunu düşündürüyordu. Öyle zekiydi ki adli tıp kayıtlarında DNA örneği Kerem TAN adınaydı. Çok nadir bulunan cinayet kayıtlarında ise lens takarak gözlerini gizlemişti. Hem sistematik hem de görüntü olarak o tamamen Kerem TAN'dı.

Kamer olduğunu ispat etmemiz için hiçbir kanıtımız yoktu. Leyla'yı kaçırdığında lens takmamış olsa da onu kaçırdığına dair somut bir kanıtımız yoktu. Abim Leyla'nın kaçırıldığını kayıtlara geçirmemişti. Emineyetten yardım alsa dahi bunu dosyaya işlememişti. Ona kızamazdım. Leyla'ya değer verdiği için onu riske atacak bir bir hataya düşmeyi istememiş olmalıydı.

SY fazla zeki bir adam olduğu içi gerçek kimliğinin açığa çıkma gibi bir ihtimali yoktu. Bu yüzden hayatına Kamer olarak rahatça devam edebiliyordu. Onu yakalasak dahi bir şekilde Kerem ile yer değiştirme ihtimali vardı. Bu nedenle ondan önce Kerem'i yakalamalıydık. Kerem elimizdeyken o bir şekilde açık verecekti. Onu kardeşinden vurmalıydık. Kerem gerçek SY olmadığı için sorguda bunu ortaya çıkarabilecektik.

Tüm bunların olması içinde aklıma gelen tek bir yol vardı. O yol ise her şeyin sonu demekti. Belki de en çok hasarı ben alacaktım ama bunu yapmaktan başka çarem yoktu. Onu içeriye atmam için kendi ağzından söylediği bir kanıt bulmalıydım. Ona SY olduğunu itiraf ettirmem gerekiyordu. Bu çok tehlikeliydi farkındaydım. Günlerdir boşa kürek çekmekten başka bir şey yaptığım yoktu. Risk almalıydım. Ya batacak ya da o pisliğe SY'nin batmasını sağlayacaktım.

Kendimden bu kadar eminken diğer yandan kalbimde sızı vardı. Hayatını karartmak istediğim kişi Mavi'ydi, benim Mavi'm. Ben kısa bir zaman sonra çocukluğumu mezara gömecektim. Onunla beraber sekiz yaşımda son bulacaktı. Mavi ve Küçük hikayesi sonsuza kadar kapanacaktı bir daha açılmamak üzere. Yanağımı ıslatan gözyaşını hızla sildim. Ağlamak yok İdil. Mavi zaten SY tarafından yok edildi. Mavi'nin merhameti, SY'nin acımasızlığı karşısında yenildi.

Nefesini Hisset (+18)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin