50. Davetsiz misafir

536 27 76
                                        

Uzun zamanın ardından hepinize merhaba. Sizleri ve kurgumdaki evreni çok özledim. Hepiniz seviliyorsunuz🫶🖤

Keyifli okumalar🧡

🔪

Arka fondan rahatlatıcı denecek türden müzik sesi geliyor olsa da ben kendimi hiç rahat hissetmiyordum. Yaklaşık olarak bir saattir yoldaydık. Olayın şokunu atlatmam uzun dakikalarımı almıştı. Kendime geldiğimde ise bir hayli yol almış durumdaydık. Hangi ara telefonumdan ona gideceğimiz yerin konumu gösterdim hiç bilmiyordum. Gideceğimiz yere daha önce gitmiş olmalıki konuma bakıp telefonumu bana geri uzatmıştı.

Bakışlarım onu bulduğunda konsantre olmuş bir şekilde araba kullandığını görmüştüm. İlk baştaki o yılışık tavrına tezat şu an oldukça ciddi görünüyordu. Yan profili güzeldi. Kemikli yüz hatları ona ciddi bir hava katıyordu. Onu tanımayan biri olsam asla güldüğünü düşünmezdim. Gamzesi vardı ve onu anca gerçek manada güldüğünde görebiliyordum.

Sanki gamzesi onun gerçekliğine gizlenmişti. Evet, onu defalarca kez gülerken görmüştüm bunu inkar edemezdim ama o kısacık dönemlerde yüzüne güzellik katan gamzelerinden iz olmuyordu. Dolgun dudakları ise çoğu kez canımı yakacak cümleler kurmuş olsa da güzelliğini gizleyemiyordu.

O başlı başına güzel bir adamdı. Hayır, yakışıklı diyebileceğim çoğu erkek tanımıştım ama hiçbiri ondaki güzelliğe sahip değildi. Güzellik ve yakışıklılık arasında büyük bir fark olduğunu düşünüyordum.

Uzun süredir onu izliyor olmalıyımki öksürük sesiyle dikkatim dağılmıştı. İstemsizce kaşlarım çatıldığında beni içine çeken mavi gözleriyle gözlerim kesişmişti.

"Eğer biraz daha bana o şekilde bakmaya devam edersen arabayı sağa çekeceğim güzelim"

Anlamadığım için "Yine ne saçmalıyorsun?" Diyerek nefesimi sesli bir şekilde verdim.  Onu bazen gerçek manada anlamıyordum. Direksiyondaki ellerini sıkılaştırıp başını bana doğru yaklaştırarak sorumu cevaplamıştı.
"O kadar güzel bakıyorsunki bu beni çıldırtıyor."

Gözlerindeki yoğun arzu dudaklarımın aralanmasına neden olurken, anladığım şeyden ötürü gözlerim irileşmişti. İlk birkaç saniye cevap verememiştim ama daha sonrasında "Kudurmayı kesip önüne dön lanet herif" diyerek kollarımı birleştirip, kendimi kapıya biraz daha yaklaştırdım. Resmen her an üzerime atlayabilecek potansiyele sahip bir adamla yolculuk ediyordum. 

Bu hareketim komiğine gitmiş olmalıki koca bir kahkahayı patlamıştı. O keyiften dört köşe olmuş bir şekilde gülmeye devam ederken ben sinir krizi geçirmek üzereydim. Dişlerimi sıkarak "Gülme" dediğimde daha çok gülmüştü.

"Kamer, gülme dedim sana!" diye bağırdığımda ise gülmeyi tamamen kesmemiş olsa da kahkaha atmayı kesmişti. Çatık kaşlarla yolu izlemeye devam ettiğimde eğlenen bir ifadeyle konuşmuştu. "Merak etme güzelim üzerine atlamam"

Başıma ona doğru çevirip alayla cevap verdim. "Konu sen olduğunda hiçte emin olamıyorum, yani güven vermiyorsun" Benim alaylı tavrımın aksine o gayet ciddi bir ifadeyle konuşmuştu. "Rahat ol güzelim, sen istemediğin sürece sana dokunmayacağım"

Yüzümü buruşturup iğneler bir ifadeyle tekrar konuştum. "Dedi, isteğim dışında beni zorla öpen haydut"

Kaşları çatıldığında itiraz edercesine  konuşmuştu. "O başkaydı"

Omuz silkip başımı iki yana salladım. "Aynı şey, beni öpmeni istememiştim"

"O an için tek düşündüğüm sana karşı duyduğum derin özlemdi. Kusura bakma yavrum ama isteyip istemiyor olman umrumda olmadı" İlk başta kendine açıkladığı için şaşırmış olsam da cümlesini tamamladığında ileriye atılıp omuzuna sertçe vurdum. Daha sonra sinirli bir şekilde  "Boşuna haydut herifin tekisin demiyorum" diye bağırdım.

Nefesini Hisset (+18)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin