47. Merhamet

321 29 102
                                        

Kalbimin atışını artık hissedemiyorum. Bedenimi boş bir çuval gibi taşımakla yetiniyorum.


Keyifli okumalar 🧡


📎

Başımın yaslı olduğu göğüs hareket etmedikçe kalbime dikenler batmaya devam ediyordu. Dakikalardır kalbinin atış sesini duymayı bekliyordum. İnat ederek bana acı çektirmeye devam ediyordu. Böyle bir şey yapacağını tahmin etseydim bir an dahi düşünmez o kurşunun önüne kendimi atardım.

Ben onu öldürmeyi düşünürken dahi yaşasın istiyordum. Öldürürüm kelimesi dudaklarımdan hiçbir zaman kendinden emin bir şekilde çıkmamıştı. Ben onun geçmişimdeki Mavi olduğunu öğrendiğim günden itibaren kendimi sorgulayıp durmuştum. İçindeki SY'nin yok olmasını hep istedim ama bu olurken hayattan tamamen yok olmasını asla istemedim.

Cezasını çekmeliydi ama ölerek değil.

Üzerinden doğrularak dizlerimin üzerine oturdum. Daha sonrasında ellerimi yanaklarına koyarak başını hareket ettirdim. "Tamam bak istediğin oldu, ağladım. Artık uyanman gerekiyor"

Hiçbir harekette bulunmadığında kaşlarımı çatarak ondan uzaklaştım. Ayağa kalktığım zaman dengem bozulduğu için tekrar yere düşmüştüm. Dizimi kesen taş nedeniyle dişlerimi sıktım, canım acımıştı. Kendimi toparlayıp tekrar ayağa kalktığımda üstten bakışlarım yerde hareketsizce yatan SY'nin üzerindeydi.

"Kalk dedim sana"

"Mavi sinirlenmeye başlıyorum"

"Kalk diyorum sana aptal, kalk!"

Önüme gelen saçımı geriye doğru atıp sinirle soludum. "İnatçı manyağın tekisin"

"İdil"

Duyduğum kısık sesle başımı hızla çevirip arkama baktım. Gördüğüm görüntüyle nefesimi tutmuştum. Göktuğ elini yarasına bastırmış, oturur pozisyonda dehşet dolu gözlerle bana bakıyordu. Çok fazla kan kaybetmişti ama bayılmamak için direniyor gibi görünüyordu. Biliyordum,  çok fazla acı çekiyordu.

"Göktuğ" Dediğimde içimdeki sıkıntı artmıştı.

Gözlerini yumup birkaç saniye bekledikten sonra tekrar açarak konuşmaya başlamıştı. "Yalan mıydı?"

Başımı yavaş yavaş salladığım zaman acı çeken bir sesle tekrar konuştu.
"Ona aşık mısın?"

Sorduğu soruyla afallamıştım. Bunu gerçekten şu an sormuş muydu?

"Ne saçmalıyorsun Göktuğ"

Tam bu esnada ekip arabaları art arda bulunduğumuz yere giriş yapmışlardı. Kısa bir an onlara baktıktan sonra tekrar bakışlarım Göktuğ'u bulmuştu.

"Az önce gözlerimin önünde o herifi öptün İdil" dedikten sonra tiksinircesine SY'nin hareketsiz bedenine bakıp tekrar konuşmuştu. "O herif gebermeden saniyeler önce öpüştünüz İdil. Sikeyim bu çok saçma!"

O konuştukça ben yutkunuyordum. Olanları düşündükçe daha fazla yüz ifadesi değişiyordu. Gözlerindeki ifade tiksinti doluydu. Fakat bu benim umrumda olmadı çünkü yaptığım şeyden ötürü pişman değildim. Yine olsa yine öperdim onu.

Ona cevap verme fırsatım olmadan Ezgi koşarak yanıma gelip telaşla bağırmıştı. "Aman Allah'ım İdil yaralandın  mı?"

Ellerini omuzlarıma koyup bedenimi kontrol etmeye başlamıştı. Nihayetinde yara almadığımdan emin olduktan sonra "Çok şükür iyisin" diyerek kollarını sıkıca boynuma sardı. Tepkisizce onu izliyordum. Sanki ruhum dakikalar önce bedenimden ayrılmıştı. Ezgi benden ayrıldıktan sonra hayretle elini ağzına bastırmıştı.

Nefesini Hisset (+18)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin