BÖLÜM 8

12.3K 769 104
                                        


Korsenin göğsünü sıkıştırdığı her nefeste Elena bir kez daha içinden sayıyordu. “Bir, iki, üç… dayandığın sürece bu gece geçecek.” Lorin’in zorla giydirdiği, gümüş işlemelerle bezeli, pembenin en zarif tonuna sahip elbisenin içinde kendini bir mücevher gibi hissediyordu, ama aynı zamanda bir kafeste tutsak da... Elbisenin etekleri hafifçe yere değiyor, her adımında gül motifleriyle işlenmiş kumaş usulca dalgalanıyordu. Saçları kenarlarından örülmüş, zarif bir şekilde arkasına doğru toplanmıştı. Lorin, onun arkasına geçerek bir mücevher kutusu çıkardı. Kutunun içindeki parıldayan elf takılarını Elena’nın boynuna ve kulaklarına takarken aynada onun yansımasına gülümsedi.

“Mükemmel görünüyorsun,” dedi Lorin, sesi hem gururlu hem sevgi doluydu.

Elena ise gözlerini aynadan kaçırarak omuzlarını düşürdü. Elinin bir hareketiyle elbisenin eteğini çekiştiriyor, dudaklarını büzerek içini dökmekten kendini alamıyordu.

“Her şey tamam da… şu korse şart mıydı? Gerçekten çok sinir bozucu.”

Lorin kahkahayla gülerek Elena’nın ellerini tuttu. “Elbiseyi çekiştirip durma, gayet güzel görünüyorsun. Sabret biraz, gecenin yıldızı olacaksın.”

Dolaba yönelirken odanın kapısı aniden açıldı. Anna içeri girdiğinde odada bir an sessizlik oldu. Üzerinde doğayı andıran, yapraklarla işlenmiş büyüleyici bir elbise vardı. Güneş ışığını emmiş gibi parlayan yeşilin tonları içinde adeta bir orman tanrıçası gibi görünüyordu. Elena’nın gözleri parladı.

“Anna, çok güzel olmuşsun,” dedi içten bir gülümsemeyle.

“Teşekkür ederim prenses,” diye cevap verdi Anna, başını hafif eğerek.

O sırada Lorin’in yanına gelip kulağına eğildi. “Annen ve Lord Rick geldi. Yanlarında Prens William da var.”

Lorin, bu sözleri duyduğunda yüzündeki gülümseme soldu. Derin bir iç geçirdi, dudaklarını sıkıca kapattı ve yatağa yönelip usulca oturdu. Elena, Lorin’in birdenbire solan enerjisini fark edip yanına geldi, elini nazikçe onun omzuna koydu.

“Lorin… iyi misin?”

Lorin başını kaldırdı, zorlama bir gülümseme yerleştirdi dudaklarına. “Evet… iyiyim Elena. Sadece… biraz yorgunum.”

Elena onun gözlerinin içine baktı, yüzündeki kırgın ifadeyi görünce kalbi burkuldu. Yanına oturup ellerini tuttu.

“Ne oldu? Neyin var?”

Lorin başını eğdi, uzun bir süre sustu. Sonra derin bir nefes alarak konuşmaya başladı. “Annem… beni Orman Elflerinin Prensi William’la evlendirmek istiyor. Kaç kez istemediğimi söyledim ama dinlemiyor. Üstelik kardeşim Ares’in doğum günü kutlamasına onunla gelmiş.”

Elena, Lorin’in sözlerini duyduğunda gözlerinde beliren hüznü gizleyemedi. Bir an düşündü, sonra Lorin’in ellerini daha sıkı tutarak cesaretle konuştu.

“Eğer onu sevmiyorsan, bu evlilik olmayacak. Prens William kimseyi zorlayamaz. Bugün senin için değil, Ares için önemli bir gün. Haydi, kendini toparla. Kardeşinin doğum günü. Onun için güçlü ol.”

Lorin, Elena’nın bu sözlerinden güç almış gibiydi. Gözlerinin içi parladı, başını hafifçe salladı. Anna onlara katıldığında, üç güzel kadın adeta bir rüyadan çıkmış gibi kutlama alanına doğru yürümeye başladılar.

Kalabalığın uğultusu yaklaştıkça Elena’nın içini bir huzursuzluk kapladı. Adımlarını yavaşlattı, durdu. Lorin ve Anna durumu fark edip ona döndü. Lorin endişeyle sordu:

EJDERHA KRALA TUTSAK Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin