BÖLÜM 18

10.3K 617 79
                                        


Ares, duyduğu sözle birlikte adeta donup kalmıştı. Salonun içi bir anda buz gibi olmuştu. Hiçbir şekil değiştiren tek kelime etmiyordu. Tüm gözler ona çevrilmişti ama o hâlâ hareket etmiyordu. Yüzünde şaşkınlık, inkar, öfke ve inançsızlık birbiriyle savaş halindeydi.

"Sen... ne saçmalıyorsun?!" diye aniden ayağa kalktı, sesi salonu doldurdu. Gözleri öfkeyle alev alev yanıyordu.

Paula ise hiçbir şey olmamış gibi gülümsüyordu. Dudaklarında küstah bir tebessüm vardı. Sanki her şeyi beklemiş gibiydi.

Lorin, başı öne eğik, sesi titreyerek konuştu:

"Bu doğru..."

Salondaki hava bir anlığına daha da ağırlaştı. Tüm gözler bu kez Lorin’e döndü. Ares, kardeşine inanmak istiyordu. Ona “Hayır de! Şaka de! Yalan de!” diye bakan gözlerle baktı. Ama Lorin’in gözleri... geçmişte birlikte gülüp oynadıkları günlerdeki gibi değildi. O gözlerde şimdi sadece pişmanlık, acı ve kabullenmişlik vardı.

Agra sessizliği bozdu:

"Ares..."

Ama Ares elini kaldırdı, sert bir dur işareti yaparak kimseye söz hakkı tanımadı. Gözleri dolmuştu ama asla ağlamazdı. Sadece başını çevirip sessizce salonu terk etmeye başladı. Lorin, ardından konuşmak üzere hamle yaptı ama Ares’in bakışı onu dondurdu. O bakışta yalnızca bir şey vardı: “Hayal kırıklığı.”

Tam o sırada Agra, emir verircesine haykırdı:

"Hemen şu kölenin kellesini uçurun!"

Cellat, hiç vakit kaybetmeden baltasını savurdu. Paula’nın başı yere yuvarlandı. Salondakiler bir an gözlerini kaçırdı ama kimse ses etmedi. Yargı tamamlanmıştı.

Agra, yüzünü Rose’ye çevirdi. Gözlerinde zafer parıltısı vardı ama sesinde yorgun bir acı:

"Rose... eşyalarını topla. Sürgün edildin."

Rose, olduğu yerde kaldı. Dudaklarını ısırdı, gözleri hafifçe doldu ama bir damla yaş bile akmadı. Çünkü şekil değiştirenler ağlamazdı. Ama içindeki acı bedeninden taşacak kadar büyüktü.

Eşyalarını toplamak üzere yürümeye başladığında Elena, hiçbir şey düşünmeden ona koştu. Küçük bedenini Rose’nin göğsüne bastırdı ve sımsıkı sarıldı. Rose şaşkınlıkla gözlerini açtı. İlk kez... ilk kez biri ona böyle sarılıyordu. Küçükken ailesini insanların savaşında kaybetmişti. Bu sarılış, onun yıllardır hissetmediği bir aitlik duygusuydu.

Rose, kollarını çekinerek ama sevgiyle sardı Elena’ya. Sarıldıklarında Elena artık dayanamadı, hıçkırarak ağlamaya başladı.

Rose, hafifçe gülümsedi. Titreyen elleriyle Elena’nın yanaklarına düşen yaşları sildi.

Elena, gözyaşlarının arasından fısıldadı:

"Hepsi benim yüzümden..."

Rose, sesi zar zor çıkan bir gülümsemeyle cevapladı:

"Üzülme prenses. Kralım benim için bunu uygun görmüşse... cezamı çekmeye razıyım. Hem... belki biraz kafa dinlerim, ha?"

Ama bu sözler sadece Elena’nın acısını hafifletmek içindi. Çünkü Rose’nin içi kan ağlıyordu. Hayatındaki her şey, bir anda ellerinden kayıp gitmişti.

EJDERHA KRALA TUTSAK Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin