BÖLÜM 13

11.4K 728 137
                                        


Zero bir cadıydı. Ama sıradan bir cadı değil. Boyutlar arası geçitler açabilen, ruhları büküp karanlıkla anlaşmalar yapan eski çağın lanetiydi o.

"Cadılar," derlerdi, "kendi bedenlerinde uzun süre yaşayamazlar." Çünkü güçleri öyle yoğundu ki, sonunda kendi bedenlerini tüketirlerdi. Bu yüzden her zaman başka bir beden bulur, ona sızar, içten içe kemirirlerdi. Korkularla beslenir, zayıfları güçsüz kılarak içlerinden hükmederlerdi. Onlar, birinin isteği olmadan lanet getiremezdi. Ama eğer biri onlardan yardım isterse... işte o zaman karanlık serbest kalırdı.

Cadılarla büyücüler karıştırılırdı. Ama aslında iki tür bambaşkaydı. Büyücüler geleceği görür, geçmişin izlerini sürerdi. Zararsızlardı. İnsanlar bunu anlayamaz, onların cadı olduklarını düşünür, korkuyla yakarlardı. Birçok büyücü, bu yanlış anlaşılmanın kurbanı olmuş, canlı canlı yakılmıştı.

Ama cadılar... Onlar intikam alırdı.
Onlar öldürülmez, sadece uyutulurdu.

Ve Zero, uyandırılmıştı.

Yıllar önce Elena’nın bedenine sızmış, orada bir gölge gibi uyuyarak saklanmıştı. Bütün boyutlar onu yok bildiği için dikkat çekmemişti. Ama o gece... Ares’in Elena’yı bulduğu gece, ejder ruhu Zarok’un gözlerinin Elena’da takılıp kalmasıyla, her şey değişmişti.

🐉

Rüzgar, uçsuz bucaksız bir ovada yankılanan uğultularla esiyordu. Gökyüzü kararmış, bulutlar tehditkâr bir biçimde yığılmıştı. Ay, gri sisin ardından güçlükle ışığını yere sızdırıyor; yıldızlar, gecenin karanlığına gözlerini kapatmış gibiydi. Arazinin ortasında, taşlarla çevrili eski bir ritüel alanı vardı. Toprağın üzerinde tuhaf semboller parlıyor, yer yer kül izleri rüzgarla havalanıyordu.

Zero, ince ve uzun siluetiyle karanlığın içinden çıkmış, ağır ve sakin adımlarla ilerliyordu. Siyah pelerininin etekleri rüzgarla birlikte savrulurken, sesi fısıltı gibi ama kelimeleri bıçak gibi keskindi.

"Kraliçe bir gün bana gelip, çocuğu doğurmak istediğini söyledi..." diye başladı, gözleri ileriye —Ares’in, Lorin’in ve diğerlerinin olduğu noktaya dikilmişti.
"Bense ona bir teklif sundum. Şekil değiştirenler için bir lanet dilemesini istedim. Ama o gururlu kadının biri, kabul etmedi ve çekip gitti."

Ares, başını hafifçe eğmiş, dikkatle Zero’yu dinliyordu.
"Sonra ne oldu?"

diye sordu, sesi soğuktu ama içinde kıvranan merak, belli oluyordu.

Zero, başını hafifçe yana eğerek sinsice gülümsedi. "Tabii ki geri döneceğini biliyordum. O yüzden bekledim. Ve bir kaç gün sonra, yorgun, bitkin ve ölmek üzere bir halde geri geldi. Ama kadının umurunda bile değildi... sadece karnındaki bebeği yaşasındı istiyordu."

"Ne teklif ettiğini biliyoruz," diye çıkıştı Lorin, dişlerini sıkarak. "Ama ne yaptığını tam anlat!"

Zero gözlerini kararttı. Rüzgar daha şiddetli esmeye başlamıştı, saçları havalanıyor, pelerini vücuduna dolanıyordu.

"Sırf teklifimi kabul etsin diye ona önceden yavaş etkili bir zehir vermiştim," dedi.

"Bensiz de doğurabilirdi... ama o artık bana muhtaçtı. O haldeyken, ona kendi kanımı içirdim. O da bunun sadece bir ilaç olduğunu düşündü. Ve... lanet istedi. İşte o gece... sizi lanetledim."

EJDERHA KRALA TUTSAK Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin