BÖLÜM 15

11.8K 681 146
                                        


Loryn kanından bir şekil değiştiren olmak, son derece nadir bir durumdur. Bu varlıklar, güzellikleri ve nadirlikleriyle efsanevi olarak kabul edilirler. Genelde kendi hâllerinde, kimseyle iletişim kurmadan yaşamayı tercih ederler. Ejderha formundaki halleri ise hem büyüleyici hem de tehlikelidir. Diğer ejderhalardan çok daha parlak, göz alıcı ve muazzam bir görünüme sahiptirler. Üzerlerindeki parlak taşlar, yakınlarındaki tehlikeleri algıladıklarında ışıldayarak uyarı verirler.

Fakat, bu varlıkların bir sorunu vardır: Kontrol edilemezler. Bu, neredeyse imkansız bir durumdur. O kadar ki, onları kontrol edebilen kişi sayısı yok denecek kadar azdır. Ancak, Elena’nın annesi, hayattayken bu ejderha ruhunu kontrol edebilmişti. Bu özel gen, Elena'ya geçmişti.

Yalnızlığı tercih eden bu varlıkların, nasıl olur da insan Kralı ile evlenmiş olabileceği sorusu, belki de herkesin kafasında bir soru işaretiydi. Fakat, Elena'nın annesi farklı bir karaktere sahipti. Şekil değiştirenlerin zarar görmemesi için, kendini İnsan Kralına kurban etmişti. Ama bir yandan da, onları korumak amacıyla, bebek olarak dünyaya getireceği Elena’yı, kendi türüne bir lanet olarak doğurmuştu.

Ancak bu olayın gerçek yüzü nedir? Elena, ne kadar güçlü olabilir? Bu nadide ve kontrolsüz ejderha ruhu onu öldürebilir mi? Her şey zamanla ve koşullarla değişir.

🐉

Elena, yatağında yalnızca sessizlik içinde oturuyordu. Gecenin karanlığında, Lorin'in söyledikleri zihninde yankı yapıyordu. Şekil değiştirenlerin dışarıda kutlama yaparken duyduğu neşeli sesler, Elena'nın düşüncelerini bölmüş ve onu balkona çıkmaya itmişti.

Balkona adım attığında, şekil değiştirenlerin sevinçle kutlama yapmalarını izledi. Gülüşmeler, mutluluk dolu sohbetler, özgürce dans eden figürler… Bütün bunlar Elena'nın kalbini ısıtmıştı. Onların mutlu olduğunu görmek... Gerçekten sevindi, ama aynı zamanda bir boşluk vardı. Kendi içinde bir korku, bir soru işareti vardı. Gerçekten bu kadar rahat olmalı mıydı? İçindeki ejderha ruhu hala uyanmamış, kontrolsüz bir güç olarak duruyordu. Bu geceyi ve kutlamayı izlerken bile, zihninde sürekli onu kontrol etmenin zor olup olmayacağı sorusu yankı yapıyordu.

Üç gün geçmişti. Ve son üç gündür ejderha ruhu ile hiçbir bağlantı kurmamıştı. Ruh, sessizdi. Elena, hayatındaki her şeyin ne kadar değiştiğini düşünerek derin bir iç çekti. Dün bir insanken, bugün cadı, yarı tanrı ve en nadir ejderhalardan biri olmuştu. Ne yapması gerektiğini bilemiyordu.

Annesini hiç görmemişti. Onu tanımamıştı. Ancak bir hikaye vardı. O hikaye, tek bildiği şeydi. Ay tanrısı... O gelmemişti. Elena, düşündükçe daha da derinleşen bir yalnızlık hissiyle yüzleşti. Babası ona Ay Tanrısı'nın hiç gelmediğini, onu doğduğundan itibaren görmediğini söylemişti. Ama neden?

Küçükken köyünde duyduğu bir hikaye geldi aklına. Ay Tanrısı, melez bir çocuk istemezmiş. Belki de Elena, yalnızca melez olduğu için hiç gelmemişti. Sadece melezdi diye mi? Belki de bu yüzden, Ay Tanrısı onu görmeye gelmemişti. Başını kaldırıp, ay'a baktı. O an bir iç çekişle sadece “Neden?” dedi.

Ay aniden parlamağa başladı, oldukça parlak bir ışıkla. Elena, gözlerini kısıp, şüpheyle bakarken içinden Ay Tanrısı'na seslendi:
“Beni duyuyor musun?”

EJDERHA KRALA TUTSAK Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin