Elena gördüğü görüntüyle şoka uğramıştı. Nefesini tutmuş, sadece duraksamıştı. Buğulu gözleriyle, olan biteni donakalmış bir şekilde izledi. İç sesi onu yiyip bitiriyordu: Kimdi bu kız ve neden Ares’e “aşkım” demişti? Kalbi paramparça olmuştu. Roza öfkeyle konuştu:
"Kim bu sürtük ve neden ona sarılıyor!!"
Elena susmuştu, gözlerinin dolduğunu hissediyordu. Ares’in o kıza karşılık verip sarılması onu daha da üzmüştü. Hızla arkasını dönüp koridordan uzaklaştı. Roza arkasından ne kadar bağırsa da Elena duymamazlıktan gelerek odasına doğru ilerledi. Hizmetkârlar ve askerler, prensesin bu halini görünce büyük bir şaşkınlık yaşadı.
Öfkeli ve kırgın Elena sonunda odasına girdi. Hemen kapıyı kilitleyip hırsla yatağına oturdu. Roza öfkeyle bağırdı:
"Aptal mısın sen ha! Ne diye kaçtın, gidip gövdesini ikiye bölelim!!"
Elena üzgünce yanıtladı:
"Neden umrunda ki? Sonuçta arkadaşın değilim!"
Roza bu ani cevaptan duraksadı. Ağzı kendi kendine konuşur gibi mırıldandı:
"Evet… Biz arkadaş değiliz."
Elena gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı. Gözyaşı yanağından süzülmemek için direniş gösteriyordu. Kalbi çok kırılmıştı. Ama neden kırılmıştı ki? Ares onu kıskanmış mıydı? Rozaya seslendi:
"Dönüşebilir misin? Biraz hava almam gerek."
Söylediği anda hızla balkona çıktı ve kendini aşağı bıraktı. Rüzgar öylesine sertti ki her an yere çakılabilirdi. Gözlerini kapattı; Rozanın onu dönüştürmeyeceğini düşündüğü an, saniyeler sonra dönüşüm başladı. Yere pençeleri değer değmez hızla havalandı. Elena içten bir teşekkür sundu Rozaya ve tüm gücüyle bulutlara karışıp kayboldu, bir süreliğine.
🐉
Ares, kuzeni Victoriayı gördüğü için sevinmişti ama Zarok aynı fikirde değildi. Victoria’nın amacının Ares’i elde etmek olduğunu biliyordu; fakat bunu Ares’e kanıtlayamıyordu. Ares şaşkın ama gülümseyerek:
"Hoş geldin Victoria."
Victoria Ares’i görür görmez yanına koşup sarıldı:
"Aşkım!"
Ares, Victoria’nın bu laflarını ciddiye almıyordu ama Elena’nın yanlış anlamasını önlemek için bunu açıklamak zorundaydı. Sarsılmasına karşılık verip:
"Ne zaman geldin?"
Victoria ayrıldığında gülümseyerek Ares’e baktı:
"Biraz önce geldim ben de."
Ares gülümsemesini sürdürerek:
"Düğün için gelmiş olmalısın?"
Demesiyle Victoria’nın yüzü düşmüştü. Yapmacık bir şekilde gülümsedi:
"Ah evet, düğün için… Ee, gelin nerede?"
Tam Ares cevap verecekken, Roza nefes nefese içeri girdi:
"Efendim, Kraliçe Elena!"
Ares kaşlarını çattı:
"Ne oldu?"
Roza üzgünce:
"Bilmiyorum, geldiğimizden beri tuhaftı ve sizi gördüğünde hızla odasına gitti."
Ares gözlerini kocaman açtı, çenesini sıktı ve hızla Elena’nın yanına gitmeye başladı. İçinden: Umarım yanlış anlamamıştır… dedi. Arkasında Victoria, keyifle gülümseyip İrina’ya döndü:
"Ee İrina, bir kadehe ne dersin?"
İrina gülümseyerek:
"Elbette."
Hizmetkârlardan içkiyi odalarına getirmelerini isteyip beklediler. O sırada Ares, koridorlardan geçerken Zarok öfkeyle mırıldandı:
"Bu kızı zaten sevmiyorum, ne yüzle geliyor buraya!"
Ares sinirle:
"Kes sesini, Zarok!"
Zarok aynı öfkeyle yanıtladı:
"Evet ya, kes kes kes! Yeter artık, aç şu gözünü! Kızın işi seni elde etmek, anla! Al şimdide eşimiz bizi yanlış anladı, bir de trip yiyeceğiz!"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
EJDERHA KRALA TUTSAK
FantasyDÜZENLEMEDE ve YENİDEN YAZILIYOR Elena kendi köyünde babasıyla sıradan bir hayata sahiptir, ancak bir gece namıyla korku salan ve eşi benzeri olamayan bir kral köylerine saldırı düzenler. Elena kaçmaya çalıştığı bu ejderha kraldan kurtulabilecek mi...
