BÖLÜM 12

11.5K 699 19
                                        


Afronun söyledikleri yankı gibi ormana yayıldığında, ölüm sessizliği bir anda herkesi sardı. Zihinlerde aynı yankı çınlıyordu: "Bu olamaz..."

Lorin, Dare, Anna, Rose... hepsi bir anlığına Elena'ya çevrilmişti. Korku, şüphe ve bir nebze de umutsuzluk gözlerinde parlıyordu. Elena'nın başı önüne düşmüş, gözleri kapalıydı. Elleri açık, parmakları kasılmış halde havada titriyordu. Dudaklarından çıkan sözcükler tanıdık değildi, karanlık, eski bir dilin yankısı gibiydi:

"Yeviyno brostakep bradgaknim... Yeviyno brostakep bradgaknim..."

Lorin, adımlarını hızlandırıp birkaç adım öne atıldı. Sesi titriyordu:

"Elenaaa!... ELENAAA!"

Ama seslenişi boşluğa karışıyordu. Elena onu duymuyordu. Duymuyordu çünkü o artık orada değildi.

Arkasındaki siyah geçitten karanlık figürler akmaya başladı. Gölgeye bürünmüş varlıklar, gözleri kıpkırmızı yanıyordu. Birer birer, sessizce, sinsi adımlarla ortaya çıkıyorlardı. İblislerdi bunlar. Gölgelerdi. Zeroya bağlı olan varlıklar.

Ares, Elena'nın önüne geçip bir adım attı. Sesi bu kez daha sert, daha buyruktu:

"Elena! Orada olduğunu biliyorum! Bana bak!"

Ama tam o an... Elena'nın başı aniden kalktı.

Gözlerini açtığında herkesin içinden bir ürperti geçti.

Gözleri ateş gibiydi. Gerçek anlamda... Kızıl, sarı ve turuncunun korkunç birleşimiyle parlıyordu. Cildi, yanık küller gibi lekelerle doluydu, çilleri sanki közlenmişti. Dudaklarında sinsice bir gülümseme belirdi ve o uğursuz cümleyi söyledi:

"Elena burada değil."

Ares'in kalbi sıkıştı. Lorin geri çekildi. Anna'nın gözleri kocaman açılmıştı. Bu... Bu Elena değildi.

Elena'nın bedeninde yürüyen kişi, adımlarını ağır ve tehditkâr şekilde atarak Ares'e doğru ilerledi. Omuzları dik, çenesi yukarıdaydı. Gülüşü... deliliğin ve zaferin kusursuz birleşimiydi.

Ares kükredi:

"Hemen onun içinden çık, seni lanet cadı!"

Bir an durdu o figür. Ardından başını kaldırıp soğukkanlı bir tavırla Ares'in gözlerinin içine baktı. Elleri yavaşça havaya kalktı. Avucunu gökyüzüne çevirdi.

"Firuga."

Sözcük çıktığı anda, avcunun içinden yükselen simsiyah duman, göğe uzandı. Ardından o duman bir görüntüye dönüştü. Elena, kendi zihninin içinde dizlerini karnına çekmiş, ağlıyordu. Zavallı ve kayıp bir çocuk gibi.

Ares'in kalbi burkuldu.

İlk kez... onu bu kadar çaresiz görüyordu.

"Elena..."

Çenesini sıktı. Yumrukları titredi. İçindeki öfke bedenini yakacak kadar büyüktü. Ancak onunla birlikte gelen o tarifsiz acı, öfkenin önüne geçti.

Zero - artık Elena'nın bedenini tamamen kontrol eden karanlık varlık - başını yana eğdi, iğneleyici bir tonla konuştu:

"Zavallı kız hâlâ bu olanların bir rüya olduğunu düşünüyor. Ne acıklı."

EJDERHA KRALA TUTSAK Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin