bölüm 43

6.4K 421 96
                                        

O an birden yağmur yağmaya başladı bütün herkes gökyüzüne bakıp yüzlerine değen yağmur damlalarıyla gülümsemişlerdi umutla. Savaşın zaferle sonuçlanması bütün varlıkları mutlu etmişti. O sırada Elena duyduğu şeyle şoka uğramıştı. "Nasıl yani şimdi ay tanrısı kendisimi olacaktı, peki ya bu iyi birşeymiydi?Elena aresin arkasından çıkıp güneş tanrısına doğru adımladı.
"Ama nasıl?"

Güneş tanrısı elenaya gülümseyip;
"Gerçek bu Elena, ay tanrısı ve güneş tanrısı dünyanın hata evrenin döngüsüdür ve koruyucusu bu yüzden babanın görevini sen üstlenmelisin. İnan bana ay tanrısı olarak kardeşimi bu dünyada kimse yenemezdi onu ancak sen yenebilirsin ve yendinde. Korkusu herzaman kendinden güçlü birisinin olmasıydı, bu yüzden artık ay tanrısı olmak senin kaderin ve görevin."

Elena burukça konuştu. Korkuyordu şimdi bir amacı ve sorumluluğu olacaktı. Peki bunu başarabilecek miydi?
"Ama ben napıcağımı bilmiyorum ki?"

Güneş tanrısı ciddiyetle devam etti.
"Benimle gelmek zorundasın Elena."

Demesiyle Elena yarı şaşkın haliyle düşündü, ama giderse ya dostları ve Ares nolacaktı. Areste Elena kadar şaşkındı.
"Ama benim burda bir hayatım var geri dönebilirim her zaman öyle değil mi?"

Dedi Elena endişeyle. Güneş tanrısının bir anda yüzü düşmüştü, burukça devam etti
"Üzgünüm Elena ama biz tanrıların görevi her daima korumamız gereken bir evrenimiz var. Bu yüzden istediğin bir zaman gelemezsin en azından dört yılda bir gelebilirsin."

Elena üzgün haliyle durgunlaşmıştı. O anda birden Ares öfkeyle elenanın önüne geçip güneş tanrısına doğru konuştu.
"Onu göndermem sizinle, o benim kadınım, onu bırakmam."

Güneş tanrısı ciddiyetini bozmadan aresle konuşmaya çalıştı.
"Anlıyorum ejderha kralı ancak şunu unutmayın evrende sizin türünüzden ve dünyanızdan farklı yerler ve varlıklarda var. Bu yüzden eğer Elena görevini yapmaz ay tanrısı olamazsa evrende büyük bir kaos oluşur ve bütün herşey yok olabilir. "

Ares birden çok durgunlaştı ama hâlâ elenayı yollamaya niyeti yoktu. O sırada zarok öfkeyle bağırdı.
"Onu yollamıyacaksın demi, bunu yapamazsın Ares onsuz biz hiçiz!"

Ares, zaroku haklı bulmuştu. Elena ise düşüncelerinde kaybolmuştu. Gitmezse evren yok olabilirdi. Giderse aresten ve sevdiklerinden uzak kalacaktı. Peki kalbi ne diyordu. Onu babası büyütmüştü öyle değil mi? Onu sevgiyle merhametle büyütmüştü. Şimdi Elena tüm varlıkların hayatını riske atabilirmiydi. Yapamazdı, kararını çoktan vermişti aslında. Sadece buna dayanması zordu.

Ares düşüncelerinde kaybolmuş kraliçesine baktı burukça. Elenaya döndüğünde Elena yanına gelip ellerini tutu. Ares yalvarırcasına kraliçesine baktı. Gözlerindeki hüzünü elenada görebiliyordu. Ama şu bir gerçekti. Elenada aynı duyguları ve hisleri paylaşıyordu. Burukça ve acıyla gözlerine baktı aresin;
"Bunu yapmak zorundayım Ares,"

Ares hızla başını sallayıp;
"Hayır seni kaybedemem , başka bir yolu olmalı."

Elena dolan gözleriyle aresin altın gözlerine baktı. Titreyen dudaklarıyla konuşmaya çalıştı.
"Keşke olsaydı, "

Ares aklına gelen fikirle güneş tanrısına dönüp;
"O zaman elenayı götüreceksen benide götür onsuz yapamam ben!"

Güneş tanrısı aynı tavırla yanıtlamıştı.
"Üzgünüm, her hangi bir varlığı götüremeyiz."

Ares başını eğmişti dolan gözlerini kimsenin görmesini istememişti. Ama herkes onun acısını görebiliyordu. Elena aresin yüzünü avuçlarının arasına alıp kendine bakmasını sağladı. Ares dolan gözleriyle elenaya bakarken elenada üzgünce baktı.
"Senin burda koruman gereken bir halkın var Ares."

EJDERHA KRALA TUTSAK Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin