Dare askerlerine işareti verip kendisini takip etmelerini sağladı. Bütün askerler betaları olan Dare'yi takip etti. Bugün ülke dışında yürüyüş yapıp antrenman olacaktı. Şehrin kış kapısına geldiklerinde, üstlerine düşen gölge yüzünden durmuşlardı. Dare başını askerlerle beraber gökyüzüne kaldırdığında, Ares'in ejderhası Zarok'un haliyle görmüşlerdi. Ares yere inmesiyle hızla insan haline dönmüştü. Dare askerlerden bir pantolon alıp kralına uzattı. Ares giydikten sonra, sanki şüpheyle gülümseyip Dare'ye baktı. "Nereye dostum?"
Dare, kendini belli etmeden Ares'e başını eğip, dikleşti. "Biraz koşuya çıktık efendim."
Ares, göz ucuyla askerlere baktı. Bir koku alıyordu, hem de çok tanıdık bir koku. Dare'ye döndü, gülümseyip. Elini omzuna koyup iki kere yavaşça güven verircesine vurdu. "Peki dostum."
Diyip uzaklaşmaya başladı. Dare de Ares'in gitmesiyle askerlerle beraber çıkış kapısından geçmişlerdi. Bir süre ormanda ilerledikten sonra, Dare askerlere dönüp; "Bu kadar yeter, toplanıp şehre dönün!"
Asker: "Peki siz efendim?"
Dare ciddiyetle: "Benim biraz işim var, siz gidin!"
Demesiyle asker başıyla onayladı. Askerler toplanıp saraya doğru yönelip koştular. Dare onların uzaklaştığını anladığında gülümseyip, derin bir nefes aldı. "Çıkabilirsin prenses."
Elena bir ağacın arkasından çıkıp, başındaki miğferi çıkarttı. Saçlarını savurduğunda Dare'ye gülümseyerek yürüdü. "Gayet iyi iş çıkardık."
Dare ciddi ifadesini bozmadan. "Aynen prenses, ancak kral umarım sizin asker kılığında olduğunuzu anlamamıştır."
Elena ukalaca gülümseyip; "Yok anlamadı, Anlasaydı bulurdu ve izin vermezdi."
Dare kendinden emin şekilde cevap vermişti. "Emin olmayın prenses, kral Ares öyle hafife alacağınız bir kral değil, emin olun."
Elena omuz silkip; "Ee şimdi Elf diyarı nerede, bir an önce gidelim."
Dare gülümseyip "Beni takip edin prenses."
Demesiyle ikisi yola çıktı. Bir süre sonra bir çiftlik görmesiyle ikisi at kiralamıştı. Baya bir yol atlarla ilerlediklerinde, sonunda elf diyarına varmışlardı. Ormanın içinde olmalarına rağmen, ağaçları es geçen bir duvar inşa edilmişti. Sadece tek bir kapı vardı, o da girişi imkansız gibi bir şeydi. İkisi çalılıklara saklanıp etrafı izlediler. Birçok davetli gidiyordu ve hepsi elfdi. Elena: "Ee şimdi nasıl gireceğiz?"
Dare düşünür gibi olup; "İnanın bilmiyorum prenses."
Elena biraz düşündükten sonra, gülümseyerek Dare'ye döndü. "Buldum."
Dare şaşkınca; "Eee ne yapacağız peki?"
Elena gülümseyip devam etti. "Zihninden Lorin'le konuş."
Dare şaşkınca bakıp; "Ama bunu yapamam ben şey..."
Elena gülümseyip güven verircesine elini Dare'nin omzuna koydu. "Sakin ol Dare, sadece ona benim ve senin nişanına katılmak istediğimizi ve geldiğimizi söyleyeceksin. O da askerlere emir verip bizim içeri girmemizi sağlayacaktır."
Dare kafasıyla onaylayıp zihninden Lorine ulaşmaya çalıştı. Ejderha ruhları zihin bağlantısıyla konuşabiliyorlardı, Dare; "Prenses Lorin, beni duyuyor musunuz?"
Lorin gelen misafirleri izliyordu üzgünce, ancak zihninde duyduğu tanıdık sesle, gözleri kocaman açılmıştı. O da zihninden konuşup; "Aman tanrım Dare, bu sen misin?"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
EJDERHA KRALA TUTSAK
FantasyDÜZENLEMEDE ve YENİDEN YAZILIYOR Elena kendi köyünde babasıyla sıradan bir hayata sahiptir, ancak bir gece namıyla korku salan ve eşi benzeri olamayan bir kral köylerine saldırı düzenler. Elena kaçmaya çalıştığı bu ejderha kraldan kurtulabilecek mi...
