Ejderha ruhları asla ölmezdi.
Onlar, zamanın ve ölümün zincirlerinden özgürdü. Bir şekil değiştiren öldüğünde, ruh ondan ayrılır; sonsuz bir boşlukta beklerdi. Yeni bir şekil değiştirici doğduğunda, ruh tekrar bir beden bulur, ama çoğu zaman geçmişini unuturdu.
Ama Loryn kanından gelen ejderhalar farklıydı. Onlar unutmazdı. Onlar… hatırlardı.
Ares’in içinde yankılanan ejderha sesi de unutmamıştı.
Zarok, onun içinde yaşayan, her düşüncesine sızan, kimi zaman onu yönlendiren, kimi zaman da delirten ejderha ruhuydu.
🐉
Ares’in dudaklarından dökülen kelimeler taht salonunda yankı gibi çınlamıştı. Zaman bir anlığına durdu sanki. Elena’nın gözleri, Ares’e kilitlenmişti. Ne nefes alabiliyordu, ne gözlerini kırpabiliyordu.
"Kraliçem ol..."
Bu sözler… binlerce savaşın, yüzlerce anlaşmanın, nice gecenin yükünü taşıyordu. Ares’in savaşçı yüreği ilk kez böyle kırılgan bir cümle kuruyordu.
Elena'nın gözleri büyüdü. Dudakları aralandı ama kelimeler çıkmadı. Şok, yavaşça bedenini sardı. Yüzünde bir anlam belirdi, tanımlanması zor bir karışım: şaşkınlık, korku, belki biraz da öfke.
Bir süre, birbirlerine sessizce baktılar. O bakışta söylenmeyen yüzlerce kelime gizliydi. Ama Elena cevap vermedi. Onun yerine, yere kadar uzanan zarif elbisesinin eteklerini iki eliyle hafifçe topladı… ve arkasına bile bakmadan hızla taht salonundan çıkıp uzaklaştı.
Ares, yerinden kımıldamadan öylece durdu. Bakışları, Elena’nın gidişine takılı kalmıştı. Kalbi gürültülü atıyordu, boğazı kurumuştu. İçinde bir sarsıntı vardı. Hem umut, hem pişmanlık.
"Gerçekten söyledim mi?" diye mırıldandı kendi kendine, gözleri hâlâ kapının bulunduğu noktada donmuştu.
Zihninin içinden bir ses alayla çınladı:
"EVET, SÖYLEDİN!"
Zarok’un sesi yeniden gelmişti. Ares’in iç dünyasında yükselen, hem bilge hem arsız o tonla:
"Sonunda dedin! Ama ne zaman? Her şey için geçken!"
Ares kaşlarını çattı. Parmaklarını saçlarının arasından geçirdi, derin bir nefes verdi. Zihni karmakarışıktı. Zarok’un her sözü, kendi pişmanlığına tuz basıyordu.
"Sustur şu sesi…" diye fısıldadı. Ama Zarok susmaya hiç niyetli değildi.
"Onca zaman mızmızlandın, cesaret edemedin. Şimdi söyleyince de niye şaşırıyorsun? Beklediği şeydi bu!"
"Ama neden gitti o zaman!"
"Çünkü duygular geç söylenince acıtır!"
Ares, kendine bunu sordu. Taht salonunun loş ışığında, mumların titrek dansında saatlerce tek başına yürüdü. Zarok’un bitmek bilmeyen yorumları, içini deldi geçti. Kalbinde ilk defa bu kadar çaresiz hissediyordu.
🐉
Elena, odasına koşarcasına geldiğinde kapıyı kapatıp sırtını ahşaba yasladı. Kalbi yerinden çıkacak gibi atıyordu. Dizlerinin bağı çözülür gibi oldu. Elini göğsüne bastırdı.
"Ne… yaptı o bana…" dedi kendi kendine fısıltıyla. Gözleri dolmuştu, ama ağlamıyordu. Sadece sersemlemişti.
Taht odasında Ares’in gözleri… sesinin derinliği… o kelime.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
EJDERHA KRALA TUTSAK
FantasyDÜZENLEMEDE ve YENİDEN YAZILIYOR Elena kendi köyünde babasıyla sıradan bir hayata sahiptir, ancak bir gece namıyla korku salan ve eşi benzeri olamayan bir kral köylerine saldırı düzenler. Elena kaçmaya çalıştığı bu ejderha kraldan kurtulabilecek mi...
