Kış, Şekil Değiştirenler Ülkesi'ni beyaz bir örtüyle sarmıştı. Gri bulutlar gökyüzünü kaplamış, güneş utangaçça saklanmıştı onların ardına. Soğuk keskin bir bıçak gibi teni keserken, kar kristalleri usulca yere düşüyordu. Sarayın yüksek kulelerinden birinde, Elena odasında ayakta dikilmiş, düşüncelerinin girdabında dönüp duruyordu.
Lorin, Dare'yle beraber orman yolunda yürüyüşe çıkmıştı. Anna, yaralı askerlerle ilgilenmek üzere antreman alanındaydı. Rose ise eğitim meydanında kılıç dövüşü yapıyor, yeni yeteneklere sert talimler veriyordu. İrina, bir hafta önce Ateş Diyarı'ndan gelmiş, kendi odasına kapanmış, elinde içkiyle ejder ruhu Viroz'la iç konuşmalar yapmaktaydı. Agra ise gökyüzünde süzülerek serin havayı içselleştiriyordu.
Elena, yalnızlıkla baş başaydı.
"Of..." diye iç çekti genç kız, ayaklarını sürüyerek odanın bir ucundan ötekine yürüyordu.
O anda zihninde tiz ve sinirli bir ses yankılandı:
"Aptal aptal gidip gelmeyi bırak!"
Elena irkilip durdu, gözlerini büyüterek iç sesine cevap verdi.
"Sen... konuşuyorsun?!"
Ejderha ruhu, tok ve kızgın bir sesle karşılık verdi:
"Neden? Dilsiz miyim ki konuşamayayım?"
"Hayır, hayır... Sadece şimdiye kadar hiç konuşmadın." dedi Elena, şaşkınlığını gizleyemeden.
"Ben senin ejderha ruhunum. Ama unutma, ben bir kukla değilim! Kimse beni kontrol edemez!" diye tısladı ruh.
Elena kaşlarını çatıp duraksadı.
"Ama annem... Annem loryn kanından bir ejderha ruhunu kontrol etmişti. Benim de yapabileceğimi düşündüm."
"Saçmalama!" diye kükredi ejderha ruhu. "Evrende sadece bir loryn kanından ejderha ruhu var, o da benim!"*
Elena'nın kalbi sıkıştı. "Ama annem de loryn kanındandı..."
Ejderha ruhu o an sessizleşti. Ardından alçak ama şok içinde bir sesle konuştu:
"Dur bir dakika... Sen... Sen Ariana'nın kızı mısın? Yarı tanrı, yarı şekil değiştiren..."
Elena başını sallayıp tamamladı: "...Ve cadı kanından."
Ejderha ruhu sustu.
"Hey? Orada mısın? Cevap versene!" dedi Elena, boşlukla konuşur gibi hissederek. Ama karşılık alamadı.
Bir iç çekişle omuzlarını düşürüp kapıya yöneldi. Bu yalnızlık boğucuydu. "Biraz kitap okurum, belki iyi gelir," diye fısıldadı kendi kendine.
Koridora adımını attığında karşılaştığı iki askere sordu:
"Affedersiniz, burada kitap okuyabileceğim bir yer var mı?"
Askerlerden biri hemen başını eğip saygıyla konuştu:
"Elbette Prenses. Sizi kütüphaneye götürebilirim."
Elena'nın yüzüne heyecanlı bir ifade yayıldı.
"Gerçekten mi? Burada kütüphane mi var?"
"Kral Ares'in özel kütüphanesi." dedi asker.
Elena, heyecandan neredeyse çığlık atacaktı. Askeri hızla takip etti. Mermer döşeli koridorlardan geçtiler, devasa avlunun kenarından yürüdüler. Sonunda yüksek tavanlı, koyu kahverengi ahşaptan dev bir kapının önünde durdular. Kapının üzerinde yaldızla işlenmiş eski bir dilde kitap sembolleri vardı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
EJDERHA KRALA TUTSAK
FantasyDÜZENLEMEDE ve YENİDEN YAZILIYOR Elena kendi köyünde babasıyla sıradan bir hayata sahiptir, ancak bir gece namıyla korku salan ve eşi benzeri olamayan bir kral köylerine saldırı düzenler. Elena kaçmaya çalıştığı bu ejderha kraldan kurtulabilecek mi...
