Bir hafta geçmişti. Lorin, sarayın yüksek penceresinden dışarıyı izliyordu. Gözlerinin önünde uzanan orman, uzaklarda sislerin ardına gizlenmişti. Her şey ona artık yabancıydı. Kardeşlerinden, şekil değiştirenlerin bölgesinden ayrıldığından beri doğru düzgün yemek yememiş, her gün biraz daha içine kapanmıştı. Ama onu en çok yaralayan şey... bu akşam Prens William ile yapılacak olan nişanıydı.
Ne kadar istemese de, annesi, Elf Kraliçesi, bu birliğin halk için iyi olacağını düşünmüş, kararı bizzat kendisi vermişti. Fakat kim ne derse desin, Lorin'in kalbi, çoktan bir başkasına aitti. Ve o kişi, Dare'den başkası değildi.
Dare, Lorin’in gidişinden beri kendini görevlerine vermiş, duygularını bastırmak için kendini eğitim alanına hapsetmişti. Askerlere eğitim veriyor, dövüş talimleriyle zihnini meşgul ediyordu. Fakat ne yaparsa yapsın, onun yokluğunun bıraktığı boşluk hep içindeydi.
Kendisi bir betaydı, Kral Ares’in emrinde, disiplinli ve saygı gören bir komutan. Ama tüm bu güç ve saygı, bir prensesle eş olamayacağı gerçeğini değiştirmiyordu. Bu akşam onun nişanlanacağını biliyordu. Kalbindeki öfkeyi bastıramıyordu ama elinden bir şey gelmediğine inanıyordu.
Şu an çiçek bahçesinde, yalnız başına oturmuştu. Kafasını eğmiş, avuçlarındaki çimleri koparıyordu. Gözleri dolmuştu, ama ağlayamıyordu. O sırada, arkadan gelen sakin adımları duydu.
Dare, hızla başını çevirdi. Yanına gelen kişi Elena’ydı.
"Prenses," dedi, ayağa kalkarak. Başını eğip tekrar kaldırdı, saygılıydı.
Elena ise ona içten bir gülümsemeyle karşılık verdi.
"Lütfen otur Dare."
Dare, başı öne eğik, sesini alçaltarak konuştu:
"Prenses, rahatsızlık vermek istemem. İzninizle..."
Tam arkasını dönüp uzaklaşmak üzereyken, Elena'nın sesi onu durdurdu.
"Onu özlüyorsun, değil mi?"
Dare'nin omuzları çöktü, başını daha da eğdi.
Elena burukça gülümsedi, sonra onun yanına oturdu.
"Bu akşam Prens William’la nişanlanacak."
Dare gözlerini kapadı. Duygularını bastırmakta zorlanıyordu.
"Buna hakkım yok. O bir prenses... Ben sadece sıradan bir betayım. Kraldan izinsiz hiçbir şey yapamam."
Elena ise ciddiyetle Dare’nin gözlerinin içine baktı.
"Ama kralın, gerçek eşine dair seçimlere karışmaya hakkı yok."
Dare kaşlarını çattı, anlamamıştı.
"Ne demek istiyorsunuz prenses?"
Elena duraksamadan konuştu:
"Kral, sadece koruyucu. Ama ruh eşi seçimi... bu doğanın kararıdır. Lorin senin eşin, Dare."
Dare'nin yüz ifadesi değişti. Gözleri büyüdü, kelimeler boğazında düğümlendi:
"Ama... bunu nasıl bilebilirsiniz?"
Elena'nın yüzüne hafif bir tebessüm yerleşti. Geçmiş bir konuşmayı hatırladı.
🐉
Elena, Lorin'in gözlerine dikkatle bakarak derin bir nefes aldı. Gözlerinde bir miktar merak ve aynı zamanda bir doğrulama arzusu vardı.
"Bence ona karşı bir şeyler hissediyorsun," dedi Elena, sesinde hafif bir güven ifadesiyle.
Lorin’in gözleri hafifçe irileşti, önce bir an duraksadı, ardından derin bir iç çekişle, hislerini açıkça ifade etti.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
EJDERHA KRALA TUTSAK
FantasyDÜZENLEMEDE ve YENİDEN YAZILIYOR Elena kendi köyünde babasıyla sıradan bir hayata sahiptir, ancak bir gece namıyla korku salan ve eşi benzeri olamayan bir kral köylerine saldırı düzenler. Elena kaçmaya çalıştığı bu ejderha kraldan kurtulabilecek mi...
