BÖLÜM 29

8.9K 574 91
                                        

Tüm ülke neşeliydi, çünkü yıllar önce sürgün edilen şekil değiştiriciler geri dönmeye başlamıştı. Halk, uzun zamandır hasret kaldığı sevdiklerine kavuşuyordu. Meydanlar sevinçle dolup taşmış, insanların yüzleri umutla ışıldıyordu. Ama bu gün, herkes için kolay değildi. Bazı kalplerde burukluk, bazı zihinlerde sorular vardı.

Elena, sarayın yüksek kulelerinden birindeki odasında yalnız başına duruyordu. Gümüş işlemeli zırhını dikkatlice giyerken aynaya baktı. O an, gözleri aynadaki yansımasına takıldı. Ancak bu yansıma, sadece kendi yüzü değildi.

"Sanki... annem." diye fısıldadı. İlk kez gördüğü bu yansıma tanıdık gelmişti. Yüz hatları, gözlerinin kenarındaki o kıvrım, hafif tebessüm... Her şey annesini andırıyordu. Kalbi hızla atmaya başladı. Annesiyle ilgili son hatırladığı şey, onun "Ay tanrısı..." deyip cümlesini yarıda kesmesiydi. "Ne söyleyecekti? Babamla ilgili ne saklıyordu?" Sorular zihnini kemiriyordu.

Tam o sırada, zihninde sert bir ses belirdi.

"Aptal gibi görünüyorsun!"

Elena, sesin sahibi Roza’nın o alışıldık alaycılığına aldırmadan derin bir nefes aldı.

"Öyle olsun." dedi sakinlikle.

Roza, bu beklenmeyen tepkiden irkilmişti. Somurtarak konuşmaya devam etti.

"Hem de çok çirkinsin!"

Elena zırhının omuz tokasını takarken yalnızca omuz silkti.

"Peki."

Roza'nın sabrı taşmaya başlamıştı. "Amacın ne senin!" diye bağırdı.

Elena, saçlarını toplamaya çalışırken aynaya kısa bir bakış attı. Yüzü hâlâ sakindi, ifadesi huzurluydu.

"Hiçbir şey. Neden ki?"

Roza'nın sesi şüpheyle karışık bir şaşkınlık taşıyordu.

"Sana o kadar laf söylüyorum ama sen bir şey demiyorsun?"

Elena aynada gözlerini Roza’nın yansımasına çevirdi ve hafifçe gülümsedi.

"Bir şey mi demem gerek? Hem sen... arkadaşımsın."

Roza hızla cevapladı, sanki o kelimeye dokunulmasını istemiyordu.

"Hayır değiliz! Biz arkadaş olamayız!"

Elena’nın yüzündeki tebessüm daha da derinleşti. Kendinden emindi.

"Sen öyle diyebilirsin ama ben böyle hissediyorum. Ne kadar beni arkadaş olarak görmesen de, ben seni bir dost gibi görüyorum."

Roza, bir an için afalladı. Elena'nın bu kadar huzurlu olması, onu rahatsız etmişti. Ama o da şaşırıyordu. "Bu kız... neden böyle sakin?"

Elena aynadan gözlerini ayırmadan usulca sordu:

"Roza... annem nasıl biriydi? Yani, seninleyken."

Bu soru Roza'yı beklenmedik bir şekilde duygulandırdı. Somurtarak cevap verdi.

"Annen... tek bağ kurduğum şekil değiştirendi. Hatta sana hamileyken seni hissedebiliyordum."

Elena şaşkınlıkla döndü. Gözleri büyümüş, elleri titremeye başlamıştı.

"Ne? Yani annem bana hamileyken sen bunu biliyordun?"

EJDERHA KRALA TUTSAK Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin