Gece çökmüştü. Ay, gökyüzünde yalnız bir bekçi gibi asılı dururken, Şekil Değiştirenler Hanı’nın içindeki sıcaklık ve kahkahalar dışarıdaki serinliği unutturuyordu. Han, bu gece sadece dört özel konuk için açılmıştı. Ares, Elena ve kızların keyif yapması için hanı herkese kapatmış, onları kendi haline bırakmıştı. Ortamda hafif loş bir ışık, duvarda asılı birkaç lambadan süzülüyor; odanın içini sıcak, huzurlu ve aynı zamanda biraz gizemli bir atmosfere bürüyordu.
Elena, Rose, Anna, Lorin ve hatta İrina... Hepsi uzun bir aradan sonra ilk kez böyle baş başa, içten bir gece yaşıyorlardı. Küçük masanın üzerinde birkaç şişe şarap, çeşitli atıştırmalıklar, fıstık tabakları ve gümüş işlemeli kadehler dizilmişti. Arka planda çalan hafif müzik, geceye ince bir zarafet katıyordu.
Lorin şişeyi eline alıp herkesin kadehine dikkatlice şarap doldururken Elena birden kadehini uzattı.
“Ben de içeceğim.” dedi kararlı bir ses tonuyla.
Lorin kaşlarını şaşkınca kaldırdı, başını yana eğerek Elena’ya baktı.
“Emin misin? Bak bu biraz sert... Çarpmasın sonra sana?”
Elena omuz silkti, gözlerinde kararlılık vardı. Kadehini ısrarla Lorin’e doğru uzattı. Lorin hafifçe iç çekti ve sonunda pes etti.
“Pekâlâ... Uyarımı yaptım, gerisi sana kalmış.”
Kadehi doldurduğunda Elena hiç tereddüt etmeden içkisini tek yudumda dikti. İçer içmez yüzünü buruşturdu, gözleri kısıldı ve dili damağına yapışmış gibi bir ifade takındı.
“Aman Tanrım! Bu da ne böyle!” diye bağırdı, ardından kıkırdadı.
Kızlar Elena’nın bu hâline kahkahalarla güldüler. Lorin de onlara katıldı.
“Sana demiştim. Bu senin gibi narin bir prenses için fazla güçlü.” dedi göz kırparak.
Elena, aldırmamıştı. Kadehini tekrar uzattı.
“Umurumda değil. Bu gece benim gecem.”
Rose şüpheyle baktı, bir yandan kendi içkisini yudumluyordu.
“Prenses... Emin misin? Bu gece seni taşımak zorunda kalmayalım.” dedi, gözlerini kısarak.
Elena dudaklarında inatçı bir gülümsemeyle tekrar içti.
“Sonuçta kutlama yapıyoruz, değil mi? Kutlamalarda sarhoş olunurmuş. Hem... sarhoş olmaya ihtiyacım var.”
O sırada Lorin kadehini kaldırıp yeni bir konuya geçmek istedi.
“Peki... Gelinliğini düşündün mü? Nasıl bir model istiyorsun?”
Elena kadehinden bir yudum daha alıp başını salladı.
“Aslında hiçbir fikrim yok. Hâlâ karar veremedim. Belki yarın çarşıya uğrar, birkaç modele bakarım.”
Anna bir avuç fıstık alıp ağzına attıktan sonra çiğnerken konuştu:
“Ama neden? Sonuçta kral senin için özel diktiriyor her şeyi. Neden sıradan bir çarşıya gidesin ki?”
Tam o sırada, İrina kadehini elinde döndürerek sinsi bir gülümsemeyle konuşmaya karıştı. Gözleri Elena’ya dikilmişti.
“Belki de... sevdiğine son kez veda etmek için gidiyordur.”
Odada bir anlık sessizlik oldu. Elena, bu imaya aldırmamış gibi görünerek tatlı ama belli belirsiz bir şekilde gülümsedi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
EJDERHA KRALA TUTSAK
FantasiDÜZENLEMEDE ve YENİDEN YAZILIYOR Elena kendi köyünde babasıyla sıradan bir hayata sahiptir, ancak bir gece namıyla korku salan ve eşi benzeri olamayan bir kral köylerine saldırı düzenler. Elena kaçmaya çalıştığı bu ejderha kraldan kurtulabilecek mi...
