12.

600 54 46
                                        

" Yeni Astronomi profesörü ha?" dedim kaşlarımı kaldırarak. Astrid gülerek omuzlarını silkti ama onu tanıdığım birkaç kısa ayda bile bildiğim kadarıyla kesinlikle olduğu durumdan mutlu falan değildi.

" Bunu benim için kabul ettin değil mi?" diyorum. Bu bir soru değildi sadece içinde bulunduğumuz duruma açıklık getiriyordum. " O gün salonda bağırdığın kişi de Dumbledore'du. İşi sana aslında yazın teklif etmişti ama sen kabul etmemiştin. Ve Sirius Black konusu ortaya çıkınca mecbur kaldın."

Astrid'in yalandan gülümsemesi tamamen soldu. Kollarını kendine sarıp konuştuğumuz merdiven aralığına çöktü.

Evet, kelimesi kelimesine doğru tahmin etmiştim.

" Kendi iyiliğin için fazla zekisin Star... Bu kadar farkındalık sana asla iyi bir şey getirmez inan bana."

Onu duymazdan gelerek yanına oturdum. Açılışın yemeğinin ardından herkes ortak salonlarına dağılmıştı ama ben teyzemle konuşmadan uyuyamayacağımı çok iyi bildiğim için ilk iş olarak onu bir köşeye çekmiştim.

" Gelmek zorunda değildin. Hala geri gidebilirsin." Yumuşak bir sesle mırıldandım.

" Hayır... Gidemem aslında, bir senelik sözleşme imzaladık. Ancak ölürsem falan gidebilirim. Zaten gitmek de istemiyorum Star..." Elini omzuma koyarken bileğindeki bileklikler şıngırdadı. " Seni kaybedemem... Sen... Ablamdan geriye kalan tek şeyimsin... Gwen'in emanetisin... "

Gözlerimi devirmemek için kendimi zor tuttum. Merlin aşkına, neden herkes bana geriye kalmış bir köpek yavrusu gibi davranma konusunda ısrarcıydı.

" Beni kaybedeceğin falan yok teyze. " dedim kendimi tutamayıp biraz sert bir sesle. " İyiyim ve iyi olmaya devam edeceğim. Burası dünyanın en güvenli yeri falan. Ayrıca Sirius Black amcam. Kardeşinden.. geriye kalan tek şeyim..."

Astrid biraz alaycı şekilde burnundan bir nefes verdi. " Okul zamanları Sirius iyi bir çocuktu ama... Eh melek değildi. Bir arkadaş grubu vardı..." Sonra bir anda anlatmayı bıraktı, bize doğru yaklaşan ayak seslerini de o anda duydum.

Severus Snape'in sürünen pelerinin sesini karıştırmama imkan yoktu. Birkaç saniye sonra köşeyi döndü, gözleri oturduğumuz köşeye gelince... yumuşadı. O anı görmek tuhaftı, her zamanki sert bakışlarını kenara bırakmıştı. Onu çıplak görmek gibi bir şeydi. Bize bir baş selamı vererek yaklaştı.

" Bir köşede olacağınızı tahmin etmiştim." dedi. Gözlerimi birkaç kez kıpıştırdım, onun dudaklarında bir gülümseme mi vardı? Mumların ışık oyunu yaptığını bile düşünebilirdim ama gerçekten küçük bir gülümsemesi vardı.

" Hangi köşe olduğunu nereden bildin peki?" dedi Astrid gülümseyerek.

" Ah seni gözlerim kapalı bile bulabilirim. Birkaç bilezik şıngırtısını takip etmem yeter."

Astrid kıkırdarken kaşlarımı çattın, Merlin aşkına onlar flört mü ediyordu? Orta yaş flörtü şu an görmek istediğim son şey bile olabilirdi.

" Ben gitsem iyi olur..." diye mırıldandım ayağa kalkarken.

" Sorun değil Star, durabilirsin. Sanırım teyzen sana önemli bir şeyler anlatmak üzereydi. " İçimi çekerek geri yerime oturdum, bundan kurtuluşum yok demekti.

Severus Astrid'in dibindeki duvara doğru yaslandı. Harika, gitmeyecekti.

" Şu Çapulcu saçmalığın anlatıyordum." dedi Astrid, yüzünde hala bir gülümseme vardı.

Severus gözlerini devirdi. " Ah Çapulcular."

Dirseklerimi bacaklarıma koyup onlara doğru eğildim. " Neymiş şu Çapulcu şeyi?" diye sordum merakıma yenik düşerek.

Star of DracoBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin