14.

503 51 9
                                        

Hastane kanadına doğru koşarken gözüm neredeyse hiçbir şey görmüyordu. Draco nasıl yaralanmıştı, ciddi bir şey miydi, o iyi miydi? Aklım onlarca soruyla boğulurken merdivenleri koşarak çıkmaya başladım. Önüme çıkan birkaç yavaş grubu itmek zorunda bile kaldım.

En üst, revir, katına çıktığımda koşmaktan dolayı tamamen nefessiz kalmıştım yine de buna bile odaklanamıyordum. Hızımı hiç azaltmadan revire neredeyse daldım.

Bana şaşkın şaşkın bakan birkaç öğrenciyi tamamen görmezden geldim, aradığım tek şey benim sarı kafamdı. Sonra Hagrid'in iri cüssesini gördüm. Ellerini başının arasına gelmiş bir köşede oturuyordu.

" Draco nerede?" diye sordum doğrudan, şu an sahte nezakete harcayacak vaktim yoktu. Özellikle de Draco'yu incitmiş birine.

" Ah Star." dedi benim aksime sevinmiş gibi görünen Hagrid. " İkinci yatakta yatıyor. Ona göz kulak olabilir misin? Bende gidip Şahgaga'yla ilgilenebilirim."

Ona ters bir bakış atıp cevap vermeden gösterdiği yere doğru yürüdüm. Merlin... Lütfen ciddi bir şeyi olmasın... Lütfen...

Yatağın başındaki perdeyi yavaşça çekip açtım, Draco saçı dağılmış şekilde sol kolunda bir sargı ile uzanıyordu. " Tanrım..." diye fısıldadım.

Fısıltımı duyup başını kaldırdı, beni görünce hep yaptığı gibi gülümsedi. Ama bu sefer daha solgun, zayıf bir gülümsemeydi.

Ağlamamak için kendimi zor tutarak yanına oturdum, düşünmeden sağlam elini sıkıca tuttum. " Bensiz sadece bir derse gidiyorsun ve kendini öldürtmeye mi yaklaşıyorsun?" Şaka yapmaya çalışıyor olmama rağmen sesim titremişti. Draco elimi daha sıkı tuttu.

" Bir şeyim yok Star. Cidden. Sadece bir sıyrık. "

Koluna sonra da yüzüne baktım, durumu gerçekten ciddi görünmese bile kalbim hala hızla atıyordu. " Nasıl oldu? "

" O dev derse bir canavar getirdi olan şey bu. O da bir canavar olduğu için bana saldırdı. Bu kadar ucuz kurtulduğum için gerçekten şanslıyım. Ama babam bunu duyacak. Babam bunu kesinlikle duyacak. "

*Babam bunu duyacak* aşamasına geldiyse durumu kesinlikle iyi demekti. Sonunda biraz rahatlamaya başlayarak onun dağılmış saçlarını düzelttim. Madam Pomfrey tam da gelmek için o anı seçti. İkimize kısa, imalı bir bakış atıp Draco'ya bir şişe iksir uzattı.

" Bunu ağrın olursa iç. Şimdi gidebilirsiniz, geçmiş olsun."

Kadın geldiği hızla giderken arkasından ters ters bakmaktan kendimi alamadım. Sonra Draco'ya döndüm. " Yürüyebilirsin değil mi?"

" Ayağım kopmadı Star, elbette yürüyebilirim."

O ayağa kalkarken yine de içim rahat etmiyordu. Yardım etmek için kenardaki cübbesini elime aldım, sol kolunun neredeyse baştan başa yırtılmış olduğunu görünce kalbim yine korkuyla attı. Neredeyse ölümden dönmüştü.

Destek olmak için sağ kolunu omuzuma atıp belini tuttum ama beni geçirtirdi. " İstersen beni kucağına al, daha kolay olur ikimize de. "

Gülerek gözlerimi devirdim. " Sana iyilik yapmaya çalışanda kabahat. Eğer tökezlersen kıçına tekmeyi başarım."

Biz daha revir merdivenlerine gelmeden Blaise ve Pansy orada bitti. İkisi de tıpkı benim gibi nefes nefese kalmıştı.

" Merlin aşkına! Lanet olası çocuk aklımı çıkardın." dedi Blaise. Gözle görülür şekilde öyle rahatlamıştı ki bir anda yere yığılmasından korktum.

Star of DracoBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin