“Akraba falan değiliz Ronald!”
Ron sanki beni dinlemiyormuş gibi başını iki yana salladı. “Akrabayız. Sadece çok çok çok uzaktan. Senin anneannen de Weasley. Benim babamın büyük halası!”
Öfkeyle dudağımı büzdüm. “Anneannem kim bilmem bile! Seninle akraba olmak istemiyorum!” Çocuk gibi ayaklarımı yere vurmama az kalmıştı.
Ron tekrar ısrarcı gülümsemesiyle bana bakarken beni sinir etmekten ne kadar keyif aldığını görebiliyordum. “Tek kelime daha. Tek kelime daha et ve seni döveyim Ronald.”
Masaya tabakları taşıyan Fred kıkırdadı. “Ah senin yaptıklarını biz bile duyduk.”
“Yerinde olsam susardım Ronnie çünkü biz kesinlikle çok çok uzaktan kuzenimizin tarafını tutarız.” dedi George ikizine yardım ederken.
Sonunda başımı salladım. “Siz söyleyince kulağa o kadarda kötü gelmedi. Ama Ronnie’yi kuzenim olarak kesinlikle kabul etmiyorum.”
Fred bilgece başını salladı. “Onu birkaç kez evlatlıktan reddetmeye çalıştık ama olmadı. Sanırım bizim çocuğumuz olmadığı için. Eh biz yinede şansımızı denedik.”
Abilerinin Ron ile acımasızca dalga geçmesini keyifle izlerken arkama yaslandım. Noel tatili için ilk günden eve dönmüştüm. Kesinlikle bu kadar geniş bir aile yemeği olmasını beklemiyordum. Başta teyzem ve bal yanaklı Winnie olmak üzere; dayım ve karısı, Sirius amcan ve Lupin -onun burada ne aradığını ben bile bilmiyordum-, Weasley ailesinin çoğunluğu ve Harry vardı. Miles yeni işinden izin almak istemediği için gelemeyen tek kişiydi. Draco'yu da davet etmiştim elbette ama o annesini yalnız bırakmama konusunda ısrarcı olduğu için çaresizce kabul etmiştim.
Alışkın olduğumdan çok daha büyük bir kalabalık olsa da uzun zamanlar aldığım kadar rahat nefes alıyordum. Hatta eğleniyordum. Draco ile başımıza büyük belalar almak üzereydik ama şimdilik bunun tadını çıkarmak istiyordum.
“Biri şu adamı derhal mutfaktan çıkarsın!”
Molly Weasley’nin öfkeli sesini duyunca başımı mutfağa çevirdim. Buluşma evi olarak neden Blacklerin gizli evi seçildi bilmiyordum, belki de Sirius’un bu evde hissettiği yalnızlığı azaltmak içindi. Yine de evin temiz bu rahat olduğunu görmek beni mutlu etmişti. Temizlik zamanında hiçbir yerden çıkmayan o kirleri hatırlayınca yüzümü ekşittim.
Sirius'un sesi de duyuluyordu. “Burası benim mutfağım kadın! Beğenmiyorsan gidebilirsin! Ayrıca pilava o kadar su koyarsan lapa olur!”
Mutfaktan yükselen çığlık sesleri kimsenin umrunda değil gibiydi. Kafama bir kepçe yeme riskini göze alamadığım için bende uzak durma kararı aldım. George yanıma otururken herkesin neşesi olan Winnie kucağındaydı.
“Onu teyzenden çaldım, umarım çok sinirlenmez.”
“Kafanı koparabilir ve inan bana mecaz yapmıyorum.”
Winnie sanki dediklerimi anlıyormuş gibi neşeyle bacaklarını salladı. George onun başını öperken kıkırdadı. “Snape'in bu çocuğun yapımında katkı da bulunduğuna inanabiliyor musun? Ben inanmıyorum."
“Sirius Black! Az kalsın tatlının kremasına tuz koyacaktın!”
“Rosto yapmaya çalışıyorum aklımı karıştırmasana!”
Kimsenin bağrışlara aldırış etmemesi sadece bana tuhaf geliyor gibiydi. Hala Winnie’yi seven George’a döndüm. “Ne zamandan beri böyleler?”
George ona bir sır anlatacakmış gibi eğildi. “Sirius evde kaldığından beri biraz kafayı sıyırdı. Tabii Azkabanda 12 sene geçirmiş olmasının da etkisi olabilir. Bizimle çalışmaya başlamadan önce kafayı mutfakla bozmuştu.”
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Star of Draco
Hayran KurguRegulus'un kızı Star ve ailesinin dostu Malfoyların oğlu Draco. Birbirlerinden başka arkadaşları yok. Acımasız şekilde büyürken sahip oldukları en gerçek şey birbirleri. Başlarına en fazla ne gelebilir ki :)
