20.

570 45 109
                                        

Bölüm sonunda 20. bölüme özel bir sürprizle sizlerle...

Keyifli okumalar

______________________________________

Star’dan gözlerimi alamıyordum. Star'dan gözlerimi genelde zaten almakta zorluk çekiyordum ama şimdi Slytherin ortak salonun önünde, kızıl arkadaşı ile ele ele bağırarak şarkı söyleyip dans ederken… Blaise koluma vurana kadar ne yaptığımın farkında bile sayılmazdım.

“ Altın görmüş Burnuk* gibi dondun kaldın be oğlum.”

“ Gözüm dalmış.” diye mırıldandım.

Blaise'in bilmiş bilmiş başını sallaması bende ona yumruk atma isteği uyandırsa bile halim yoktu. Star’la ettiğimiz kavga… Hayatımı o günden beri alt üst etmiş gibi hissediyordum. Star'ın hayatımda ne kadar önemli bir yer kapladığını ancak o benden uzaklaşınca fark edebilmiştim, bende bıraktığı boşluğu ondan başka kimse dolduramazdı.

Kavga tamamen benim suçumdu. Bunu kendi içimde kabul edebilecek kadar aklım başımdaydı fakat bunu sesli kabul etmek bildiğim her şeye aykırıydı. Kıskançlığım mantığıma üstün gelmişti ve ağzımdan sadece birilerini yakmak için laflar çıktı. Zehrimi şu hayatta en sevdiğim insana aktığımı bile çok geç fark etmiştim.

Harry Potter denen yara kafanın varlığı bile beni öfkelendiriyordu. Sanki hayattaki her şey onun önünde altın tepside sunuluyor gibiydi. Benim almak için uğraştığım şeyler ona fazlası ile veriliyordu. Bir sürü arkadaşı var, onu sevenlerle dolu bir çevre, her konuda başarılı, her sene okulu kurtaran gururumuz. Şimdi de gözünü Star’a dikmişti. Onu boğup Karagöl'ün dibine yollamak çok cazip geliyordu.

Potter ile Star'ın arasında olan şey neydi bilmiyordum, her şeyini bana anlatan Star - teyzesinin bir aralar Snape’ten hoşlandığını bile anlatmıştı - bu konu hakkında tek kelime etmiyordu. Üstelik amcası Sirius Black’in konusunu da bir daha açmamıştı. Star'ın benden bir şey sakladığını bilmekte canımı ayrı sıkıyordu.

Hepsi bir araya gelince bütün öfkemi Star'dan çıkarmaya çalışmıştı ama yine en çok kendi canımı yakmıştım işte. Malfoyların yüz karası Draco Malfoy.

Star ile birkaç kez konuşmaya çalıştım ama benden kaçıyordu. Benden öyle çok kaçıyordu ki kütüphaneyi kendine bir mağara yapmıştı. Sürekli orada takılıp tanıştığı iki kızla ders çalışıyordu. Eh… onu biraz takip ettim… Sadece iyi olduğundan emin olmak için.

Ravenclawlu kızlar Star’a zarar verecek tiplere benzemiyordu ama kimseye güvenemiyordum. Her sene okulumuzda mutlaka bir felaket olduğu için Star'ı bundan uzak tutmaya kararlıydım. Kütüphaneye gidiyor, Quidditch antremanlarına geliyor ve arada Weasleylerin en küçüğü ile takılıyordu. Slytherin ortak salonunda da çoğunlukla Ashley ve kuzeni Miles ile oturuyordu.

Pansy ve Blaise’e minnettardım çünkü bu kavgada taraf tutmayı kesinlikle reddetmişlerdi. Eğer benim yaptığım gibi bir aptallık yapıp Star'a çıkışsalardı her şey tamamen kontrolden çıkardı. İkisi de Star'ı gerçekten seviyordu. Geldiği sene bize öğretilen her şeye karşı çıktığı halde şimdi hayatımızda önemli bir yere sahipti. Birbirimize çok şey öğrettik.

İçimi çektim ve ben her şeyi berbat etmeyi başarmıştım. Babam ne yaptığımı duysa muhtemelen beni evden atar ve Star'ı evlatlık alırdı.

Star’a tekrar baktım. Saçları terden alnına hafifçe yapışmıştı, kızıl arkadaşının ellerini tutmuş ortada zıplıyordu. Onunla konuşmam lazımdı, gerekirse yalvaracaktım. Hatta beni affetmezse yere yatıp ağlayacaktım. Hatta ve hatta belki kendimi öldürmekle falan tehdit edebilirdim onu.

Star of DracoBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin