Sevgili Star'ım,
Şu an senin yanında olup seni korumak yerine dört duvar arasında sıkıştığıma hala inanamıyorum ama en azından benim istifam sonrası hakkımızda açılmış olan uygunsuzluk davası da bitmiş oldu. En azından Sev işine devam edebiliyor. Eğer beni sorarsan aklım sürekli sende. Senin ne kaadar asi bir kız olduğunu en iyi ben bilirim ve o pembe şeytanın neler yapabileceğini de tanrılar bilir. Senin akıllı durmadığına adımın Astrid olduğu kadar eminim. Zaten takımdan atıldığının haberi çok geçmeden bana da ulaştı. Ne yapıp o pembe şeytanın canını bu kadar sıktın bilmiyorum ama inan bana seninle çok gurur duyuyorum.
Yine de bu laflarımdan cesaret alıp lütfen kendini daha fazla belaya sokma. Benim ve minik kızımın sana ihtiyacı var. Evet kızmış, senin şu fal hakkında tahminlerin gerçekten doğruymuş. Tebrikler Dainty kanından olduğunu da kanıtlamış oldun. Saçma sapan ailemize hoş geldin! Nefret edeceğine garanti verebilirim. Kusura bakma yine mantıksız konuşmalara başladım, sadece canı çok sıkılan hamile bir kadınım.
Ve merak ediyorsan hamilelik güzel gidiyor. Tabii ki senin ve Sev’in yanı başımda olmasını da çok isterdim ama en azından yalnız değilim. Abim ve hala ona nasıl tahammül ettiğini hala bilmediğim Jane her gün ziyarete geliyor. İkisi de beni rahatsız edecek kadar heyecanlı bu yeni yeğen konusunda. Sanırım senin tarihin geçti, şaka yapıyorum!
Kısacası burada her şey iyi, sadece seni çok özlüyorum. Lütfen bana okulda dönen bütün dedikoduları anlat! Onları okumak için sabırsızlanıyorum.
Ve kendine dikkat et, başını belaya sokma demeyeceğim ama en azından yakalanmamaya çalış.
Sevgililer biricik teyzen Astird.
Mektubu gülümseyerek kapattım. Korkunç geçen günlerim içinde en azından teyzemin rahatta olduğunu bilmek beni mutlu etmişti. Ona uzunca bir cevap yazmak için birkaç tane kağıdı hızla çıkarıp yazmaya başladım. Özellikle beni çokca içeren kötü olaylardan uzak durarak sadece komik şakaları anlatmaya başladım. Üçüncü sayfanın sonunda artık elim sızlamaya başlayınca Sam dayıma selam söylemesini de yazıp mektubu bitirdim ve benden cevap bekleyen baykuşun ayağına bağladım.
Teyzem ve yeni numara kuzenim iyiydi. Şimdilik bu yeterliydi…
Uzun süredir odamdan çıkmamıştım. Kabul etmekten hoşlanmasam da Draco’dan bilerek uzak durmaya çalışıyordum. İçimde fizillendiğini ancak çiçek açtıktan sonra fark ettiğim duygularım yüzünden arkadaşlığımıza zarar vermekten korkuyordum. Her an tuhaf bir şey söyleyebilirdim ya da tuhaf bir hareket yapıp Draco’nun benden kaçmasına bile neden olabilirdim. Neyse ki şu an onların eski yazı dersi varken odamda biraz kalmam kimseye tuhaf görünmezdi.
Kafamdakileri netleştirmem gerektiğinin farkındaydım. Draco'dan gerçekten hoşlanıyorsam -daha kötüsü ona gerçekten aşıksam- o zamanda ne yapmam gerektiğini planlamam gerekiyordu. Bana gereken tek şey gelecek on beş senemi planlamaktı, bu kadar basitti!
Önüme bir kağıt ve kalem alıp bir artı eksi listesi yapmaya başladım. Ne zaman bir işin içinden çıkamayacak duruma gelsem bir şeyleri en baştan listelemek mutlaka yardımcı olurdu. Şimdi gerçekçi olup Draco’nun iyi ve kötü özelliklerini sıralamam lazımdı. Akan burnumu hızlıca silip önümdeki işe odaklanmaya çalıştım ama ince ince içime işleyen baş ağrım yakında hasta olacağımın kötü bir habercisiydi. Yine de kendimi işime vermeye çalıştım.
Neredeyse yarım saat sonra listem korkunç haldeydi, onlarca iyi özellik ve sadece iki kötü özellik. Kendimi zorlayıp onun kötü özelliklerini bulmaya çalıştım ama sanki en sinir bozucu yanı bile onu çekici yapan şeylerden biriydi. Objektif olamazsam listenin ne anlamı kalırdı ki!
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Star of Draco
FanfictionRegulus'un kızı Star ve ailesinin dostu Malfoyların oğlu Draco. Birbirlerinden başka arkadaşları yok. Acımasız şekilde büyürken sahip oldukları en gerçek şey birbirleri. Başlarına en fazla ne gelebilir ki :)
