35.

129 19 9
                                        


İksir dersinde bir ileri bir geri sallanırken gerçekten sıkılmaya başamıştım. Slughorn kesinlikle tuhaf bir adamdı ve onun yüzünden Severus’un suratsız yüzünü bile özlemeye başlamıştım. Tek iyi tarafı hala üst sınıflarla dersimiz ortaktı, Draco yanımda demekti.

Elimi onun koluna dolamış yarı deli öğretmenimizi dinlemeye çalışıyordum. “bunun ne olduğunu size anlatmadan önce herkesin koklamasını ve ne kokusu aldığını söylemesini istiyorum. Hadi bakalım, çekingen olmayın.”

Yüzümü buruşturmadan edemedim. “Ufak bir şişeyi burnuma sokmak istemiyorum. Bok kokuyor da olabilir ya da daha kötüsü Blaise'in koltuk altı gibi!"

Blaise kıkırdadı. “Profesör! Star gönüllü olmak istediğini söyledi.”

“Zabini!” diye bağırıp koluna vurmaya çalıştım ama artık çok geçti. Slughorn çoktan elindeki küçük şişeyle bana doğru gelmeye başamıştı. “Sen öldün Zabini. Amcama söyleyeceğim ve senin işini bitirecek.”

“Ah hadi ama herkes aslında onun bir katil olmadığını çoktan öğrendi.”

Ona dönüp soğuk bir bakış attım. “Katil olmayabilir ama yinede tek başına Azkabandan kaçmayı başardığını da unutma.”

Onun gülüşü farkındalıkla solarken hafifçe sırttım ama çok geçmeden Slughorn şişeyi burnuma sokmak için yanıma gelmişti. “Hadi bakalım Star, bize ne kokusu aldığını söyle.”

İsteksizce şişeyi elime aldım. Nedense içimden bir ses onun korkunç koktuğunu söylüyordu, tereddütle kokladım. Tanıdık bir koku olduğunu fark edince çatılmış kaşlarım gevşedi. Bu sefer derin bir nefes aldım.

“Hey! Bu kokuyu biliyorum, Draco’nun kullandığı şu süslü parfüm. Ne bu böyle? Blaise bana şaka yapmaya falan mı çalıştı?”

Slughorn sadece kıkırdadı. “Ah başka kim koklamak ister?”

Draco merakla eğilip şişeyi kokladı. Benimle aynı kokuyu alacağına emindim ama o kaşlarını çattı. “Bu parfümüm değil ki. Senin kullandığın şampuana daha çok benziyor.”

Herkesin kafayı karışmaya başlarken Pansy de şişeyi aldı. “Siz neden bahsediyorsunuz? Bu resmen portakal ve yeni yağmış kar gibi kokuyor. Resmen bir kış gecesi.”

O anda ne olduğunu anladım. Muhtemelen çok daha önce anlamam gerekirdi. Amortentia. Lanet olası bir aşk iksiri. Draco ile sevgili olmama rağmen verdiğim cevaptan anında utanmıştım.

“Amortentia…” diye mırıldandım. Slughorn neşeyle başını salladı.

“Tam olarak o. Aferin Star, Slytherine beş puan. Ne işe yaracağını kim söylemek ister?”

Ben utançla kıpkırmızı olurken etrafımdakiler şişeyi koklayıp ne koktuğunu konuşuyorlardı. Draco çenemden tutup başımı kaldırana kadar ortadan yok olmaya çalışıyordum.

"Sen kızardın mı? Sevgili olduğumuzun farkındasın değil mi?"

"Evet ama yine de bu çok utanç verici. Senin parfümün yerine yeni kesilmiş çim kokusu falan almam gerekirdi. Şimdi herkes sana takıntılı olduğumu düşünecek!"

Draco omuzlarını silkti. "Herkes kimin umrunda? Bundan sonra her sabah o sevdiğin süslü parfümümü kullanacağım."

Hafifçe gülümsedim. Son günlerde gördüğüm en neşeli Draco buydu. Derdi her neyse sanki her geçen gün büyüyor gibiydi. Sanki saatli bir bomba ayarlanmıştı ve vaktin yaklaştığını sadece o görüyordu. Elini sıkıca tuttum.

***

Draco bütün gün benimle konuşmamıştı. Aslında kimseyle konuşmuyordu. Kahvaltıda da yemek yememişti sonra yine son zamanlarda hep yaptığı gibi ortadan yok olmuştu. Onu tanımasam beni aldattığını falan düşünebilirdim ama olayın bundan çok daha büyük olduğunu biliyordum. Ona böyle sıkıntı olan şey her neyse yakında bende öğrenecektim.

Star of DracoBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin