5.

869 72 22
                                        

Slytherin binasında olmamak beni öyle korkutmuştu ki binanın gerçekten nasıl bir yer olduğunu seçildikten sonra düşünmeye başlıyorum. Lucius Malfoy'u baz alırsam hepsinin kan ırkcısı, kibirli pislikler olması lazım ancak Draco da burada ve onun öyle olmadığını bilecek kadar vakit geçirdim onunla. En iyi ve tek şansım bana uygun olduklarına inanmak.

Benim binam belli olduktan sonrası beni sıkıyor. Tanıştığımız ilk gün kitapçıda tartıştığım kişiler biri olan kızıl saçlı bir kız - Adı Ginevra'ymış - Gryffindor'a seçildiği zaman Draco'yu dürtüyorum.

" Şu kitapçıda ki kız değil mi?"

Yüzünde iğrenme ifadesini açıkça görebiliyorum." O kanı bozuğun başka bir binada olması ilginç olurdu zaten. Bütün Weasleylerin ait olduğu yer o çöplük."

O an kesinlikle seçmen şapkanın beni neredeyse oraya koyacağı sırrını mezara kadar kendime saklama kararı alıyorum. Bilinmesine gerek yok.

Son birkaç kişinin binaları seçilirken Draco izlemeyi bırakıp önüne dönüyor.

" Beş galeona iddiaya varım ki şu kızıl kız Hufflepuff olacak."

İşaret ettiği kıza bakıyorum. Kız benimle aynı boylarda ve güzel kızıl saçları var. Yüzünü dikkatle inceliyorum. Yemyeşil gözleri hafifçe çekik ve gülümserse gamzelerinin de olduğuna eminim, dudakları ince ve pembe. Draco'ya hafifçe gülümsüyorum.

" İddiayı kabul edip ikiye katlıyorum o kız kesinlikle bir slytherin."

Pansy neşeli bir şekilde ellerini birbirine sürtüyor. " İşler kızışıyor. Ben tarafsız kalmayı tercih ediyorum. İnsan okumak benlik değil."

Blaise da teslim olmuş gibi ellerini kaldırıyor. " Al benden de o kadar. Ama bana da masum bir yüzü varmış gibi geliyor. Hufflepuffa oynuyorum bende."

O an Crabbe ve Goyle'ın ana grubun bir parçası olmadığını anlıyorum çünkü ikisi de bu konu hakkında fikrini belirtmiyor. Muhtemelen sadece iri korumalar. Ya da gerçekten koca moronlar ve bizi dinlemiyorlar.

Uzanıp Blaise'in elini sıkıyorum. " Paralarınızı hazırlayın peşin oynamayı severim."

Heyecanla kızıl saçlı kızın sırasının gelmesini bekliyoruz. Sonunda McGonagall kızın adını okuyor. " Barton, Ashley."

Kızın korktuğunu net şekilde görüyorum. Muhtemelen bende böyle görünmüştüm. Kız yinede dik durarak tabureye oturuyor. Seçmen şapka başına konduğunda nefesimi tutup sonucu duymayı bekliyorum.

Seçmen şapka nerdeyse bir dakika düşünüyor ve sonunda binamın adını haykırıyor. Yüzüme büyük, kibirli bir gülümseme yerleştiriyorum.

" İşte bu kadar."

Kızın benim gibi büyüsüz insanların içinden geldiğine eminim çünkü bir süre hangi masaya oturması gerektiğini bilemiyor. Sonunda bina sorumlumuz Felicia Nyx onu karşılayıp masamıza doğru getiriyor. Kızın öyle uzak durması beni üzüyor ve kimseye sormadan yanımıza davet ediyorum.

" Hey Ashley buraya oturmak ister misin?"

Pansy ve Blaise homurdansa bile Ashley gelip yanıma oturuyor.

" Merhaba ben Ashley. Ashley Barton."

" Muggle mısın?" Blaise'in sorusu beni öyle sinirlendiriyor ki masanın altından bacağına bir tekme atıyorum.

" Ah üzgünüm bacağım çarptı."

" Önemli değil. Sorumu cevaplamadın ama Barton."

Yine bir tekme atıyorum. Bu seferki daha uyarıcı bir şekilde. Çenesini kapatması gerektiğini anlayana kadar da atmaya kararlıyım.

Star of DracoHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin