“Ne diyorsunuz hiçbir şey anlamadım.”
Ashley sonunda heyecandan olayı kesik kesik anlatatan Miles’ı kenara itti.
“Potter ve arkadaşları yasadışı bir kulüp kurmuşlar. Hatta adına da Dumbledore’un Ordusu demişler. Umbridge onları iş üstündeyken yakalamış!”
Bir anda başımdan aşağı kaynar suların döküldüğünü hissettim. Ne tepki vereceğimi bile bilmiyorum. Onlar yakalandıysa bende yakaladım demekti. Birazdan birkaç öğrenciyi beni alması için gönderirdi. Bu sefer sadece okuldan atılmakla kalmaz Bakanlığa ihanetten Azkaban’ı da boylardım.
“Ne zaman… ne zaman olmuş bu..?”
“Bilmiyorum ki. Muhtemelen bir saat önce falan.”
Öylece kalakalmıştım. Biri bizi gambazlamıştı. Gitmeli miydim? Belki de destek olabilirdim, en azından birinci sınıfları bırakması için onu ikna edebilirdim. Zaten kaybedecek hiçbir şeyim kalmamıştı.
“Malfoy harika bir iş çıkarmış, öyle büyük bir grubu yakalatmak…”
Miles'in dedikleri zihnimdeki düşünce fırtınasını durdurdu. “Draco mu?”
“Evet. Yakalayan ekibin başına da o varmış.”
Draco… Her şeyi benim dışında bilen tek kişi. Umbridge’e yardım etmişti. Ve bunun benim yüzümden olduğuna emindim. Okuldan atılmamı önlemek için herkesi yakmıştı.
Üstümdeki battaniyeyi kenara fırlatıp ayakkabılarımı aramaya başladım. Bütün bunlar aslında benim suçumdu. Grup benim yüzümden yakalanmıştı çünkü ben çenemi nerede tutmam gerektiğini bilememiştim. Ben yüzümden olmuştu çünkü ben, benden başkası zarar görmez diye düşünmüştüm.
“Hayır hayır Star. Daha tam olarak iyileşmedin, yataktan çıkmaman daha iyi olur.”
“Draco’nun yanına gitmem lazım. Beni durdurmaya çalışmayın.”
İkisi birbirine ben delirmişim gibi bakarken ben çoktan pijamamın üstüne cübbemi giymiştim. Asam iç cebimdeydi, ne olur ne olmaz diye. Ayakkabılarımı bile tam giymeden Umbridge'in ofisine doğru koşmaya başladım.
Birçok kez ceza için çağrıldığım lanet ofisi görünce kalbim nefretle atmaya başladı. Ofisin kapısı açıktı. Adımlarım yavaşladı. Tereddütlü adımlarla kapının önünde durup içeri baktım.
Birkaç çocuk elleri bağlı otururken Slytherin öğrencileri de onların başındaydı. Elleri bağlı herkesi tanıyordum. Hepsiyle defalarca kez büyü çalışmıştık. Utançla gözlerim doldu, benim suçumdu.
Ron beni görünce panikledi. “Star? Git buradan! Seni bilmiyorlar, kaç!” diye panikle fısıldadı. Onun fısıltısı bütün kafaların bana dönmesine neden oldu.
“Star?” Draco'nun şaşkın sesiyle ona döndüm.
“Konuşabilir miyiz?”
Slytherin öğrencileri beni gördüklerine pek şaşırmamış gibiydi. Demek ki gerçekten benim adım ifşa olmamıştı. Draco arkadaşına bir şeyler diyip odadan çıktı, ardından kapıyı kapattı.
“Buraya kavga etmeye gelmemişsindir umarım.”
“Bunu yapmamalıydın. Benim yüzümden o insanlara ne olacak? Bir yolunu bulabilirdik, belki de gider ona yalvarırdım. Otuzdan fazla öğrenci vardı Draco…”
“Başka bir yol yoktu bunu sende biliyorsun. Sana kıyasla içeridekilerin bir değeri yok. Sana her şeyi yaparım demiştim. Zaten içeriden bir gambazcı bulduk. Her şeyi bize o anlattı.”
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Star of Draco
FanfictionRegulus'un kızı Star ve ailesinin dostu Malfoyların oğlu Draco. Birbirlerinden başka arkadaşları yok. Acımasız şekilde büyürken sahip oldukları en gerçek şey birbirleri. Başlarına en fazla ne gelebilir ki :)
