22.

338 42 58
                                        

Grimmauld Meydanı, 12 numaraya doğru yürürken açıkçası hiç olmadığım kadar gergindim. Ve en sakin anlarda bile sakin olması ile bilinen biri olduğum için daha çok geriliyordum.

Yaz tatili başlayalı neredeyse bir ay olmuştu, hala kabuslarıma giren olay yüzünden okulları erken kapatmak zorunda kalmışlardı. Cedric Diggory aklıma gelince içimi çektim. Şimdi mezun olması gereken gencecik bir cana kıymışlardı. İşin kötüsü de herkes bunun bir kaza olduğunu düşünüyordu, kimse onun öldürüldüğünü kabul etmek istemiyordu. Bakanlık bunun kaza olduğunu söyleyen onlarca yazı yayınlanmıştı ama ben artık onun geri döndüğüne emindim.

Draco tekrar durunca düşüncelerimden sıyrıldım. “Bence ben gelmesem daha iyi olur. Sonuçta beni kimse davet etmedi hatta herkesin benden nefret ettiğine de eminim.”

İçimi çekerek elini tekrar sıkıca tuttum. “Sana benimle geliyorsun dedim Dray, bana bahaneler uydur değil.”

“Bir Malfoy’un orada hoş karşılanacağını düşünüyorsan düşündüğümden daha da hayalperestsin.”

Tekrar içimi çektim, bu sefer daha sesli ve rahatsız edici şekilde. “Beni davet ettiler ve bende seni davet ettim. Hatırlatırım ki o ev zaten yasal olarak benim evim, yani reşit olduğumda olacak ama anladın işte. Of hadi beni boş boş konuşturacağına yürüseydik şimdi oraya varmıştık!”


Draco isteksizce de olsa tekrar yürümeye başladı, elimi bırakmadı. “Sadece onlar beni evden kovduğunda fazla hayal kırıklığına uğrama diye uğraşıyorum.”

“Eminim ki Harry o aptal arkadaşlarını getirdi, benimde bir arkadaş getirmeye hakkım var. Bütün gün söylenecek misin yoksa artık yürümeye başlayacak mısın?”

Draco tekrar içini çekti ama sonunda adımlarını benimkilere uydurmaya başladı. Sirius Black’in saklandığı bu ev yasal olarak gerçekten benimdi, mal varlıklarımın içinde yazan şeylerden biriydi ama nerede olduğuna dair hiçbir fikrim yoktu. Üstelik dedem ve babaannem* neden bir muggle sokağında ev almışlardı bilmediğim diğer şeydi.

Sokağa girdiğimizde Harry’nin yazdığı mektubu cebimden çıkardım. Gözlerimi hızlıca sevgili Star, Sirius iyi ve seni görmek istiyor kelimelerinin üstünde dolaştırdım. Harry ve arkadaşları -ah elbette!- neredeyse yazın başından beri o evdeymiş, evin korkunç halde olduğunu ve temizlik yaptıklarını da eklemişti.

Önemli kısma gelince durdum. 12 numara. Binaya baktım ama eksik olan tek şey 12 numaraydı. 11 ve 13, 12 yoktu.

“Eşek şakası mı bu?” dedim öfkeyle. Koca bir numara tamamen ortada yoktu.

Draco omuzlarını silkti. “Muhtemelen büyülü, giriş şifresini bilmeden giremeyiz.”

Mektubu tekrar okudum, lanet olası giriş şifresi diye bir şey yazmıyordu. “Harry!” diye bağırdım yukarı doğru. “Merlin’in cezası! Nerede bu ev!”

Gözlerimin önünde bina genişlerken korkuyla birkaç adım geri attım, Draco'yu da peşimden çekmeye çalışıyordum. O ise sakin sakin binaya bakıyordu. “Ah burada işte.”

Büyücü dünyasının neredeyse üç yıldır bir parçası olmama rağmen genişleyen bir muggle dünyası hala hayal edebileceğim şeylerin çok üstündeydi. “Mugglelar bunu fark etmiyor mu?” diye sordum.

Draco sakince omuzlarını silkti, o kadar sakindi ki ellerini cebinden çıkarma zahmetine bile girmemişti. “Mugglelar gözlerinin önündeki çoğu şeye karşı kördür. Eminim koca binada bir kişi bile bir dairenin eksik olduğunu fark etmemiştir. Hadi kapı kapanmadan içeri girelim, daha ailene beni gösterip kavga falan çıkarman lazım.”

Star of DracoBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin