Salondaki kanepede uzanırken elim boynumdaki kolyedeydi. Draco ile fotoğrafımıza onlarca kez bakmaktan -ve muhtemelen ağlamaktan- gözlerim ağrımaya başladığı için sonunda pes edip kolyeyi avcumun içine almıştım. Neredeyse bir ay olacaktı. Draco'dan hiç haber alamamıştım. Teyzem hala benimle konuşmuyordu. Kardeşim olarak gördüğüm Miles bana ihanet etmişti. Dumbledore ölmüştü. Severus ajanlık yapıyordu. Ve ailemin yapayalnız, boğularak öldüğünü öğrenmiştim.
Hayatımın en kötü dönemini yaşadığıma hiç şüphe yoktu.
Teyzem ve Winnie ile Blacklerin gizli evinde kalmaya başlamıştık. Teyzemin saklanması gerekiyordu çünkü Severus onu ve kızını güvende tutmak için Astrid hamile bu yüzden onu uzaklara gönderdim yalanını söylemek zorunda kalmıştı. Teyzemin kocasının ajanlık yaptığı gerçeğini bu kadar olgunca kaldırmış olması bazen inanılmaz geliyordu. Ona karşı gösterdiği bu olgunluğu bana karşı göstermediği kesindi. Annemin yaptığı şeyin aynısını yapmıştım onun gözünde. Planın sonunda ölmüş olsaydım eminim ki beni kendisi öldürmek için beni diriltmenin bir yolunu bulurdu.
Sirius odasından çıktığında kendimi toparlamaya çalışmakla uğraşmadım. Zaten ne kadar perişan bir halde olduğum haftalardır ortadaydı. Göğsümde bir daha kapanacağını düşünmediğim bir boşluk olmuştu.
"Hey Star..."
"Amca."
Amcam ne diyeceğini bilemezken benimde konuşmaya halim yoktu zaten. Sirius sessizce uzanıp saçımı okşadı. "Zor biliyorum... en yakınından ihanete uğramak. James nasıl öldü biliyorsun değil mi? Benim aptallığım yüzünden. Peter'ın sırtutucu olmasını ben önermiştim." Sesinin titrediğini duyunca kanepede kıpırdanıp ona doğru döndüm. Gözlerinde akmaya hazır yaşlar vardı.
"Ben sandım ki... Peter..."
Aniden gözyaşlarına boğulduğunu görünce bir anlığına kendimi unutmuştum. Doğrulup kollarımı boynuna doladım. Acısını en iyi anlayabilecek kişi bendim belki de. İkimizde yanlış insanlara güvenmiştik, insanlar ölmüştü...
"Senin suçun değildi. Sen bunu bilemezdin, sadece arkadaşına güvendin."
"Biliyorum biliyorum. Sadece... yıllardır James'in o yüzünü asla unutamadım.. yıllardır her gece kabuslarımda. Hepsinin benim suçum olduğunu söylüyor. Oğlu benim yüzümden yapayalnız büyüdü. Ben..."
Başımı iki yana sallayıp onu susturdum. "Bu doğru değil. Senin suçun değildi. Aksine sen geldikten sonra Harry hiç olmadığı kadar mutlu oldu. İlk kez bir ailesi oldu. Onunla arkadaşsal bu da senin sayende oldu. Ve bana da aile oldun. Daha önce dediklerim içim özür dilerim. Sende daha çocuktun, babam... o da senin suçun değildi."
Sirius hafifçe başını salladı. "Bilmiyorum... kendimi asla affedebileceğimi sanmıyorum. Ben daha cesur olsaydım belki şimdi ikinizde ailenizle beraber olabilirdiniz."
"Sanmıyorum." dedim dürüstçe. Sirius uğraşsa bile kaderimizin değişmiş olacağına artık inanmıyordum. Ben denemiştim ama sonu yine hüsran olmuştu. Belki de savaşmanın bir anlamı bile yoktu.
"Annemde babamda yapacakları şeyi çoktan kafalarına koymuşlardı. Kimse onları durduramazdı. Kendini suçlamayı bırakmalısın amca. Onlar gitti belki ama hala sen bizim yanımızdasın. Harry ve benim için önemlisin, ailemizin bir parçasısın."
Sirius yanağındaki yaşları silip gülümsedi. Bazen onun aslında ne kadar genç olduğunu unutuyordum. Azkabanda geçirdiği yıllar onu fazladan yirmi yıl yaşlandırmış gibiydi. Biraz kilo almaya başlamıştı ama göz altları sanki doğru düzgün uyumadığını kanıtlamak ister gibi hala mordu. Uzun saçlarını karıştırdığımda gülerek elimi uzaklaştırmaya çalıştı. "Ellerini mükemmel saçlarımdan çek."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Star of Draco
Hayran KurguRegulus'un kızı Star ve ailesinin dostu Malfoyların oğlu Draco. Birbirlerinden başka arkadaşları yok. Acımasız şekilde büyürken sahip oldukları en gerçek şey birbirleri. Başlarına en fazla ne gelebilir ki :)
