Oyun Oynayalım

5.5K 244 81
                                        

Sapığın beni izlediğini öğrenmemle formayı giyinmem bir oldu. Telaşla yere düşen telefonumu alıp kapıya doğru yürüdüm. Zangır zangır titreyen vücudum ayakta durmamı güç hale sokuyordu. Kapının kilidini açmaya çalıştım ama kilit sıkışmıştı. Lanet olsun!

Gooll...

X: Sanırım dokunduğun her kapı bozuluyor bebeğim.

Mesajı okuduğum an başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Dün malzeme odasında kilitli kalmam kaza değildi. O yapmıştı. Kapının topuzunu tutup ileri geri salladım. Bunun işe yaramayacağını biliyordum ama buradan biran önce çıkmalıydım.

X: Gayretin gözlerimi dolduruyor bebeğim.

Attığı her mesaj buz gibi ter dökmeme neden oluyordu. Beni izliyordu. Yaptığım her şeyden haberi vardı.

"Neredesin pislik herif?" Diye bağırdım. Atlamamak için dişlerimi sıkıyordum.

X: Bilmem, belki hemen arkanda :)

Hızla arkamı döndüm ama orada değildi. Amacı beni delirtmek olmalıydı ve bunu başaracak gibiydi. Her an bir yerden çıkabilir diye önüme, arkama, sağıma, soluma hatta tavana bile bakıyordum.

"Bu yaptığını Lucas a anlatacağım ve o seni bulup cezalandıracak," dedim sesimdeki titreyişi durduramıyordum.

X: Tek bir kişiye bile söylersen Lucas ın Barcelona macerasını bitiririm. Belkide bütün futbol hayatını...

Bu mesaj bardağı taşıran son damlaydı. Göz yaşları yanaklarımın üzerineden yağmur gibi akıp yere düşüyordu. Beni tehdit ediyordu. Elim kolum bağlanmıştı. Futbol, Lucas ın herşeyiydi. Bunu elinden almasına izin veremezdim. Göz yaşlarımı elimin tersiyle sildim.

"Benden ne istiyorsun orospu çocuğu?" Diye bağırdım kararlı bir ses tonuyla. Sesim bütün odada yankılanmıştı.

Gooll...

X: Seni!

Ekrana öylece bakakaldım. Beni tavlamak istiyorsa neden bir psikopat gibi davranıyordu?

X: Ama önce biraz oyun oynayalım.

Yaklaşık yarım saat içeride kilitli kaldıktan sonra kapı kendiliğinden açıldı ve antrenmanı izlemeye gittim. Lucas antreman boyunca takım arkadaşlarına ufak şovlar yaptık. Suarez artık ona Taklacı Lucas demeye başlamıştı. Tuhaf olansa Lucas, Neymar ile fazla yakınlaşmıştı. Koskoca takımda arkadaş olacak başka biri yokmuş gibi en gıcık olanı arkadaş olarak seçmişti ve bu beni çileden çıkarmıştı. Neymar a gelecek olursam antreman boyunca bana bakmadı. Sanki hiç yokmuşum gibi davrandı.

Açıkçası şu şizofren sapığın Neymar olduğunu düşünmeye başladım ama o kadar umursamaz davranıyordu ki bunun olması neredeyse imkansızdı.

Omzuna dokunan ellerin etkisiyle düşüncelerimden sıyrılıp bir anlık panik dalgasıyla "Sapık," dedim.

Turşu Vanessa koca dudaklarını büzüp başını yana yatırdı. " Etrafımda bu kadar seksi erkek varken," dedi ve işaret parmağı ile sahadaki oyuncuları gösterip "kızlarla ilgilenmem" diyerek sözünü tamamladı.

"Şey, pardon. B-ben bir anda... Şey..." Lanet olsun kekeliyordum.

Turşu suratını astı. "Gerçekte sarışın mısın?"

"Hayır." Bana aptal sarışın demek istiyordu. Kendi saçlarını hangi renk sanıyordu?

"Her neyse." Omuz silikti ve yedek kulübesinden çıktı. "Ayağa kalk fotoğraf çekileceğiz."

"Fotoğrafınızı mı çekeyim?" Diye sordum peşinden giderken.

"Belki de annen sarışındır," diye mırıldandı ve oyunculara doğru yürüdü.

Turşunun demek istediği yeni formamla oyuncular ile birlikte poz vermemdi. Bu fotoğrafın bayan taraftarları forma almaya teşvik edeceğini düşünüyormuş. Bunun işe yarayacağını hiç sanmıyordum. Muhtemelen bu kadar erkeğin içinde tek kız olduğum için benden nefret edeceklerdi.

"Didy!" Diye cırladı turşu elindeki fotoğraf makinesini incelerken. "Sen Neymar ile Rafinha nın arasına geç."

"Ben burada iyiyim" diye mırıldandım Lucas ın dirseğini sımsıkı tutarken. Bu tıpkı sınav anında yerimin değiştirilmesi gibiydi.

"Senin tenin çok beyaz. Neymar ile Rafinha arasındayken daha dikkat çekici olursun."

Ayaklarımı yere sürterek Neymar ve Rafinha nın benim için açtığı boşluğa girdim. Burası o kadar dardı ki Neymar ın sıcacık teni benim buz gibi koluma değiyor, bütün vücudumun ürpermesine neden oluyordu. Yıllarca görmeyi hayal ettiğim, benim için dünyadaki en mükemmel erkek olan o adam tam da yanımda duruyordu. Yanımdaydı, yanımda olmasına ama bir o kadar da uzaktı. Oysaki aramızda kilometreler varken bile onu hep kendime yakın hissetmiştim. Şimdi ise bedenler arasındaki kilometreler kapanmış kalplerin arasına milyonlarca metre girmişti. Keşke dedim kendi kendime. Keşke ben Türkiye de o ise burada olsaymış. Bedenler uzaklığa katlanır ama kalbim senin senin yokluğuna dayanamaz be Neymar.

Başımı yana doğru çevirdiğimde onunla göz göze geldim. Sanki düşündüklerimi duymuş gibi bana bakıyordu. Yeşil gözlerinden geçen buğulu duyguyu çözmek çok zordu. Hayal kırıklığı? Pişmanlık? Bana yaptıklarından sonra gerçekten pişman olmuş olabilir miydi? Ufacık bir özür Neymar... Tek bir özürün seni tekrar hayallerindeki adam yapabilir.

Flaşın patlamasıyla ikimizde bakışlarımızı Vanessa ya çevirdik. "Hey, kameraya bakmalısınız birbirinize değil," dedikten sonra makinenin ayarlarıyla oynadı. "Sanki aşk filmi mi çekiyoruz burada?"

Bakışlarımı kameraya çevirdim ve belki de hayatımdaki en soğuk, en kararlı duruşu göstererek poz verdim ve Vanessa hayatımı değiştirecek o flaşları ard arda patlattı.


GO NEYMAR GOHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin