Biz Barcelonayız

3.1K 173 147
                                        



Neymar ve Bruna' yı öpüşürken gördüğüm anda başımdan aşağı kaynar sular dökülmüştü. Yıllarca beni izleyip kaybetmemek için saçma sapan tehditler savuran Neymar ayrıldıktan iki gün sonra yeni bir ilişkiye yelken açmıştı. Eğer beni gerçekten sevmiş olsaydı bu kadar çabuk unutamazdı. O manyağın tekiydi. Belki de bu yüzden insanlara çok fazla bağlanamıyordu. Benim küçücük kalbimde kilometrelerce derinlikte bir yara açabilmeyi başarmıştı. O Bruna ile gününü gün ederken ben odamda ağlama krizlerine girip hayatımı cehenneme çevirmiştim.

Sen kimsin ki beni bu şekilde ağlatıyorsun. Milyonlarca hayranının olması sana deliler gibi aşık olan bir kızı parçalara ayırma hakkını verir mi? Şu andan itibaren nefretime bürünmüş ilk aşkımsın Junior.

Rafinha gülümseyerek aşağılık çifte bakarken hızlı adımlar atarak otoparkın çıkışına doğru yürüdüm ve o sırada koca dudaklı piç beni fark edip suratını astı. Eğer bir Bruna olabilseydim bana bakarken de bu şekilde gülümseyebilir miydi? İkisinden de nefret ediyordum.

"Didy!" Vanessa turşusu dip boyası gelmiş sarı saçlarını savurarak yanıma geldi. "Başına gelenleri duydum." Parmak uçlarında yükselip yüzünü yüzüme yaklaştırdı ve bir yerime zarar gelmiş mi diye iyice kontrol etti. "Yanına gelecektim ama kimseyi görmek istemiyormuşsun."

"Abartılacak bir şey yok," deyip kenara çekildim. "Staj için geldim."

"Oh! Bay Souza seni odasında bekliyor. Beni takip et," dedi ve uzun koridorda koca kalçasını sallayarak yürümeye başladı.

Camp Nou'da hiçbir zaman güzel anılar edinememiştim. Fernando'ya Neymar'ı görmenin sorun olmayacağını söylemiştim ama onu görmek beni o kadar çok sinirlendirmişti ki bu öfkemle Vanessayı ait olduğu yere turşu kavanozuna bastırmamak için kendimi zor tutuyordum.

"İşte burası," deyip Neymar'ın psikolojik sorunlarının olduğunu duyduğum kapının önünde durdu. "İyi şanslar."

"Teşekkürler. Sonra görüşürüz," dedim ve kapıyı tıklatıp içeri girdi.

Bay Souza ilaç kullanmayı bırakan Neymar'ı azarlayan kişinin ta kendisiydi. Neymar hakkında çok fazla şey bildiğine göre onu gayet iyi tanıyor olmalıydı. "Merhaba ben Dicle," dedim çekingen bir tavırla.

Adam yatağın üzerinde afacan bir çocuk gibi ayaklarını sallayarak oturan Arda ile ilgilenmeyi bırakıp bana doğru döndü. Gözlüğünü burnuna kadar indirip beni baştan aşağı süzerken Arda "Soyadını da söylemelisin," diye beni uyardı.

"Ah! Aslan."

"Neyi asayım?" Arda sakallarının arasından beyaz dişlerinin tamamını göstererek gülümsedi. "Efedim?" diyerek onu anlamadığımı belirtince "As lan. Demedin mi? Hem niye lan diyorsun yaşlı başlı adamın yanında."

Espri mi yapmıştı? Gerçekten bu espri miydi? Mideme giren krampları önemsemeyerek fizyoterapiste dönüp masum bir şekilde gülümsedim.

"Ben de seni bekliyordum küçük hanım." Bay Souza Noel baba gibi göbeğini okşayıp masasına oturdu. "Buradaki raporları alfabetik sıraya göre dosyalara yerleştir."

Önüme doğru ittiği bir yığın rapora bakarken "Bunun bana ne gibi bir katkısı olacak?" diye sordum. Ben daha çok sakatlanan bir futbolcu üzerinde ne tür bir tedavi yöntemi izlenir gibi şeyler öğreteceğini hayal ederek buraya gelmiştim. Rapor dosyalamak sekreter işiydi.

Yaşlı adam gözlerini sıkarak bana doğru baktı. "Eğer ayakların yere basmazsa daha yükseğe zıplayamazsın. Bugünkü işin sadece bu."

Haklı olabilirdi. İlk günden Arda'nın kıllı bacağına masaj yapmak bünyeme fazla gelecekti. "Senin işin bitti Arda gidebilirsin."

GO NEYMAR GOBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin