Selaaaammmm
Diğer bölümlere göre azcık kısa bir bölüm oldu ama bence oldukça tatmin edici şlaskdlasklsşdkalşd
Geçmiş bölümü yok kafanız karışmasın,
İyi okumalar <3
------
"Eşinizi öpebilirsiniz." Bütün salondan gelen alkış ve bağırış sesleri eşliğinde Jongin Kyungsoo'yu alnından öperken gülümsedim. Bu gerçekten görülmeye değerdi. Şu an henüz resmi olarak evli sayılmasalar da birbirlerine bağlılık sözü vermişlerdi ve buna hepimiz şahit olmuştuk. Bu bizim için de, onlar içinde oldukça önemli bir andı.
Yani yanımda telefonuyla ekonomi haberi okuyan Wufan ve bir köşede sıkıcı şeyler konuşan Chanyeol'ün babası ve arkadaşları hariç.
Alkış sona erip ortalık sessizleştiğinde Chanyeol'le göz göze geldik. Dudaklarıyla olmasa da gözleriyle bana bakıp gülümsedi. İçimi, içimden geçenleri okuyordu ve daha kötüsü ben de onunkileri okuyabiliyordum. Şimdi onların yerinde olabilirdik. Ya da çoktan bu aşamayı geçmiş olabilirdik.
"Vay be, kim derdi ki ilk evlenenimiz onlar olacak diye." Yixing bir şekilde bana tavır almayı bırakmış ve yine bir şekilde yanımdaki yerini almıştı.
"Özellikle eski hallerine bakılacak olursa." Diye yanıtladım onu. Diğer misafirler yavaş yavaş yerine oturduğu için biz de aynısını yapıp oturduk.
"Ee..." Gözlerindeki o ışıltıyı görmüştüm. Yemin ediyorum ki konuşmasının devamı hiç de iyi gitmeyecekti. "Siz Jaehyun'la ne zaman evleniyorsunuz?" Omuzlarım gerildi ve bakışlarım çaprazımdaki Chanyeol'e kaydı. Bizi duyabileceği bir mesafedeydi ama duyup duyamadığını bilemiyordum. Sesimizin gürültüye karışmasını umut ettim. "Yüzüğünü parmağında göremedim gerçi? Görünmez yüzük diye dalga geçerken gerçekten görünmez olmadı değil mi?" Geçmişe dönmüş gibiydim. Yixing'i yine patavatsız ve rahatsız edici buluyordum. Masanın üstündeki ellerimi aşağı alıp dizlerimin üstüne koydum. Gerginliğimi belli etmemek için yumruklarımı sıktım.
"Kaybolmaması için yanımda getirmedim." Yüzük parmağımda parmaklarımı dolaştırdım. Hiçbir zaman varlığına alışamamıştım ki. Jaehyun'la iş yerinde takmama kararı almıştık. Böylece varlığını bile unutmuştum.
"Haklısın, o kadar küçük ki kaybolması olası." İmalı ses tonu ensemdeki tüyleri diken diken yaptı. Niye bunu konuşuyorduk şu an hiçbir fikrim yoktu. Yüzüğümle ve Jaehyun'la ilgili düşüncelerini zaten daha önce dile getirmişti.
"Yixing." Daha düşük bir ses tonuyla ona döndüm. "Bir sorun mu var?" Daha çok senin derdin ne tarzında sorduğum için hazırlıksız yakalanıp şaşkın bir gülümseme takındı.
"Sakin ol Baek. Sadece ilişkinizin nasıl gittiğini merak ettiğim için sordum."
"Eğer bunu gerçekten merak ediyorsan gerçekten bu şekilde sorabilirdin, değil mi?"
"Bak beni yanlış anlama. Jaehyun'u hiçbir zaman sevmedim ve Tanrım... Karşına baksana. Eğer sen neler kaybettiğini göremiyorsan onunla ben çıkabilirim." Gözleri kısa bir an Chanyeol'e kayıp tekrardan bana döndü.
"Bu konuyu kapatalım Yixing. Önemsediğim tek şey Kyungsoo ve Jongin şu anda." Hangi konuyu kapatmamız gerektiğini bilmiyordum. Jaehyun hakkında dediğini mi, Chanyeol'ü kaçırdığım gerçeğini mi yoksa onunla çıkabilirim demesini mi?
