Sabah uyanmama sebep olan şey, başımdan aşağı dökülen suydu.
Döken kişi ise Ece'den başkası değildi. Evet Ece.
Tekrar Kanada'daydık. Jetlag olmuştum doğal olaraktan ama bu durum Ece için önemli değildi. O da İspanya geizisinden gelmişti. Ancak aramızdaki enerjiyi ölçebilecek bir alet olsaydı Ece beni sollar geçerdi.
"Ece boğsaydın direkt. Daha kolay olurdu." dedim ve kollarımı açıp ona sarıldım.
Yatağımın ayak ucunda oturmuş bizi izleyen İsabelle aağa atlayıp aramıza girince başını okşayıp:
"Gel buraya şapşik şey. Seni de özledim." dedikten sonra yataktan kalkıp Ece'ye ıslanmış çarşaflarımı değiştirmesini söyledim. Bense kıyafetlerimi değiştirecektim. Elime havlularımı ve kıyafetlerimi aldıktan sonra koridorun sonunda ki banyoya doğru yürümeye başladığımdatiğim kahvelerin hiçbir işe yaramadığının farkındaydım elbette.
Banyonun kapısını açmamla aynada kendini izleyen Shawn ile yüz yüze gelmem bir oldu.
"Evimde ne yapıyorsun?"
"Burası aynı zamanda sevgiliminde evi. Unuttun mu miniğim?" dedi ve yanağımdan bir makas alıp yanımdan geçmeye çalıştı. Ama ben ona çelme takınca yere düştü.
Sinir bozucu kahkahamı atıp banyoya girdim ve kapıyı kilitleyip kıyafetlerimi kirli sepetine attım.
Eski bir yabancı şarkı açtıktan sonra duşa girdim ve yorgun bedenimi dinlenmeye bıraktım ışık suyun altında.
Şarkının ne dediğini anlamıyordum ancak anlamama da gerek yoktu. Göz yaşlarımı gizleyen duş başlığından akan su sayesinde ağlamamı kendimden bile gizleyebiliyordum.
Ya da gizlediğimi sanıyordum. Şahsi olarak neye ağladığımın bile farkında değildim ancak olsundu. Önemli olan duygularımı içimde biriktirmemekti.
Duştan çıkıp odama gittiğimde Ece yatağıma yatmış hafif uykulu bir vaziyetteydi.
Kıyafetlerimi giyindikten sonra başıma sardığım havlumun dengesini sağladıktan sonra ayağımla ittirerek Ece'yi uyandırdım ve.
"Kahvaltıya." dedim. Yere emekleyerek indikten sonra ayağa kalktı ve peşim sıra aşağı kata inip salona girdi.
Masada oturmuş kendi çapında bir şeyler anlatan Velma'yı dinleyen aile ahalim ve Shawn bana dönüp öylece baktılar. Annem:
"Saçlarını kurutsaydın. Ece neyse de Shawn misafir."
"Shawn kızları böyle görmeye alışkındır anne." dedim ve yerime oturdum. Velma ve babam aynı anda içtikleri içeçekleri yüzünden öksürürlerken Shawn çatalını kenara koydu ve:
"Evet efendim. Kız kardeşim var benimde." Ece ikimizinde tabağını doldururken:
"Yene bizi Shawn. Ne kadar çapkın olduğunu hepimiz biliyoruz." daha sonra alttan gelen bir darbeyle sekti ve:
"İsabelle yapmış olsa gerek." dedi Shawn'a imalı bir şekilde bakarak. Etrafımda konuşan insanları dinliyorken çok fazla konuşmayı tercih etmiyordum.
