"Bilmem." dedi omuz silkerek. Tek elini arabanın koluna yaslamış oradan da ağzına götürmüş tırnağını kemiriyordu. Diğer eliylese de direksiyonu çevirerek arabaya yön veriyordu.
"Derslerim mahvoldu. Bu sene güzel bir üniversiteye gidebilirsem iyidir."
"Olmadı modellik okursun." dedikten sonra torpido gözünü açmam için işaret etti. Açarken:
"Modellik okunmaz ki salak." dedim ve torpido gözünde duran fotoğraflarımı aldım.
"Bende bunların nerede olduğunu merak ediyordum. Bunların sende ne işi var?"
"Aldığımı fark bile etmedin. Hem iyi oldu böyle seni görmedikçe lavaboda işime yarıyorlar." omzuna vurdum ve fotoğrafları geri yerine koydum. Çünkü çanta almamıştım. Koyacak bir yerim yoktu.
"Sen pis bir çocuksun Mendes."
"Biliyorum. Dert etmiyorum pis olmamı zaten." sonunda bir yere gelmiştik. Yani galiba.
Arabayı durdurduğunda bir otele gelmiştik.
Glam Star'a.
Shawn'a baktıktan sonra istemeden de olsa arabadan indim.
"Bu otele girmek isteyip istemediğimden emin değilim." arabayı kilitledikten sonra amahtarı pantolonunun popo cebine koydu ve elini elime uzattı. Tuttum.
"Sahibi annemin arkadaşı. Hem yazın buranın restoranında garsonluk yapmıştım. İndirim uyguluyorlar öyle olunca. Ne yani seni Çırağan Sarayı'na falan götüreceğimi sanmadın umarım." güldüm ve burada olanları aklıma getirdim.
Shawn seni kardeşin konusunda üstü kapalı bi şekilde olsa da uyarmıştı Karmen. O zaman onu dinlemeliydin. Şüphelerinin peşinden gitmeliydin.
Otelden içeri girdiğimizde önceden ayırtmış olduğu odanın anahtarını aldı ve asansöre yöneldik.
"Hani nereye gittiğimizi bilmiyordun?"
"Söylesem buraya gelmek istemezdin ki. Burada sana kötü anılar yaşattım biliyorum." asansörün kapısı açıldığında içeri girdik.
Bizden başka kimse yoktu. Ceketini çıkardıktan sonra kameraya astı ve dans ederek:
"She's got particular taste, yeah She's so obsessed with the chase, yeah She don't waste time on conversations, no... neyse şarkıyı sonrada söylerim." dedikten sonra beni asansörün duvarına ittirdikten sonra ellerini belime koydu ve dudaklarını benimkilere bastırdı. Bir müddet öpüştükten sonra ayrıldı ve yarım ağız gülerek:
"I'm so obsessed with her, yeah" gülmemi engellyemedim. Asansör bir anda açılınca neye uğradığımı şaşırarak Shawn'ı son hız ittirdim. İttirmemle kafasını karşı duvara çarpması bir oldu.
"Yuh Karmen. Kimsenin geldiği falan yok. Biz kendi katımıza geldik." eliyle önü boş asansör kapısını gösterdi. Ceketine uzanarak aldıktan sonra boştaki elimi saçlarında hafifçe gezdirerek:
"Shawn ben, özür dilerim bebeğim. Bilerek olmadı. Ben sandım ki birisi geldi. Çok acıyor mu?"
"Evet. Çok acıyor. Doktorlar tek çaresinin kırmızı eşofman giyip benimle yiyişmen olduğunu söylüyor." sinirle elimdeki ceketini suratına attıktan sonra kapanmak üzere olan asansörden çıktım ve öylece bir yere doğru yürümeye başladım. Arkamdan gelen ayak seslerini duyabiliyordum.
"Karmen. Dur bir dakika. Sen bana bebeğim mi dedin?" durdum ve arkama döndüm.
"Hayır demedim."
"Evet evet dedin."
"Deseydim dedim derdim Shawn. Ama demedim." gülümsedi ve elini uzattı.
"Ben yanlış duydum herhalde. Hadi odamız diğer koridorda." dedi ve gittiğim yönün tam tersinde yürümeye başladı.
Odaya girmeden önce:
"Hazır mısın?"
"Neye?" dediğimde kapıyı açtı ve kenara çekildi.
Her yerde bir sürü gül vardı. Beyaz güller, siyaha boyanmış güller ve kırmızı güller...
"Shawn neden böyle bir romantiklik yapma gereksinimi duydun?"
"Çünkü, kalbini çok kırdım. Şimdi önemli olan bu değil. Artık her şeye baştan başlamak istiyorum. Karmen lütfen bana bir şans tanı. Şu camın önündeki fanusu görüyor musun?" olumlu anlamda başımı salladım.
"Kavga falan çıkarmak istemiyorum. Dürüst olacağım sana. Bu fanusun içindeki gülü alırsan içimdeki canavar yok olacak. Kont olacağım tekrar. Sense kitap okuyan sıradan bir kız değil bi düşes olacaksın. Benim düşesim. O yüzden bu gülü lütfen kabul et." söyledikleri saçma mıydı? Evet. Ama kalbime dokunan türden bir saçmalıktı.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
(Temsili)
"Shawn ben..." dediğimde cümlemi bitirmeme izin vermeden üstümü çıkardı. Daha sonra beni kendine çevirip pencerenin kenarına yasladı ve yanaklarımı elleri arasına aldı. Dıdaklarıma dokunup öptükten sonra geri çekildi ellerimi kendi tişörtünün eteklerine tutuşturdu. Bu kısaca 'seni istiyorum' demekti herhalde. İstediğini yaptım. Tişörtünü çıkardım. Bu sefer o beni değil ben onu öpmeye başladım. Biz öpüşürken yatağa doğru ilerlemeye başladı. Beni yatağa her zamankinin aksine yavaşça yatırdıktan sonra geri çekildi.
"Merhaba Karmen Lewis. Seni sevdiğime memnun oldum." daha sonra ise boynuma bir öpücük kondurdu.