17

17.9K 1.2K 1.7K
                                        

O an ikimiz de susmuştuk.

O şaşkınlıktan, bense sözlerimi nasıl devam ettireceğimi bilmediğinden. Nediyebileceğim hakkında hiçbir fikrim yoktu. Açıkçası söyleyeceklerinin beni bu denli etkileyeceğini düşünmemiştim. O kadar güzel konuşmuştu ki, bir an deneyebileceğimi düşünsem de bu fikirden vazgeçmek zorunda kalmıştım.

Çünkü onu mutlu edemezdim. Önceden de dediğim gibi, beklentisini karşılayamazdım. Duygusal anlara giremezdim, ona istediği gibi dokunamazdım. Utangaçlığımın had safaya ulaşması işin cabası olurdu. O yüzden olmazdı. Ama yine de ona yanlış düşündüğünü söylemeliydim. Beni kaybetmeyeceğini söylemeliydim.

O, beni kaybetmeyi kabullenerek tutmuştu ellerimi; bense onu kaybetmemek için.

Şu an o kadar yoğun şeyler hissediyordum ki.. Onu saklayasım gelmişti. Gerçekten dediği gibi sadece beni sevsin istemiştim. Böyle güzel şeyleri başkasına söylemesin istemiştim. Bu duygu sürekli büyüyor ve göğüs kafesim patlayacak gibi hissediyordum. Her bir cümlesi beynimde bozuk plak gibi tekrarlanırken, bunu engellemeye çalışmıyordum bile. Beynim de kalbim de duyduklarından memnundular.

Ama elbet konuşmam gerekecekti. Gitmemesi için, konuşmam gerekti. Her ne kadar istemesem de ince belindeki kollarımı gevşetmiştim. Bedeninin yerini boşluk alırken gözlerimi gözlerine çevirdiğim anda korku dolu, her an dolmak için hazırda bekleyen parlak gözleri karşılamıştı beni. Usulca bir nefes alıp gözlerine gelen saçı geri iterek gözlerini açığa çıkarmıştım.

"Neden veda edermiş gibi konuştun?" Dediğimde sadece yutkunmuştu. Gerildiğini hissedebiliyordum.

"Neden beni kaybedeceğine bu kadar eminsin?" Dediğimda göz bebekleri titremişti. Bir şey diyemiyor sadece korkuyla bakıyordu. Bir süre sadece gözlerine bakmıştım. Gözlerine çekildiğimi hissediyordum.

"Ben.. ne diyeceğimi bilmiyorum. Sadece ne kadar yanlış düşündüğünü söylemeliyim" demiştim derin bir nefes alırken.

"Sana olan güvenim sarsılmadı Taehyung. Senden nefret etme ihtimalim de yok. Senden uzaklaşmayacağım da. Ama eğer senin canını acıtıyorsa, sözlerime dikkat ederim. Çünkü seni incitmek istemiyorum. Benim gibi biri yüzünden canın yanmamalı" dediğimde dudaklarını birbirine bastırıp başını olumsuz anlamda sallamıştı.

"Senin sığınağın olmak çok güzel bir his. O yüzden senin sığınağın olarak kalmama izin ver. Ve eğer istersen senin kötü zamanında yanında olmaya devam edeceğim"

"Benim için gülebilirsin, ben güldüm diye gülebilirsin. Ama benim için ağlama. Bu beni daha çok üzer"

Şu an kendimi ifade edemediğim için sinirlenmiştim. O benim için bu kadar güzel şeyler söylerken, iki kelimeyi yan yana getirip konuşamıyordum. Ciddi anlamda moralimi bozmuştu bu. Yine de konuşmaya devam ettim. Çünkü her an ağlayacakmış gibi bakıyordu.

"Ama sana kızıyorum. Çünkü hala beni başka doktora göndereceğini söylüyorsun. Sana açıkça söyledim. Beni eğer başka bir kişiye göndereceksen, gitmeyeceğim. Beni ne Yoongi ne de sen, başka birine gönderemezsin. O yüzden hazırladığın hasta nakil kağıtlarını teker teker yırtıp atmanı istiyorum. Kahramanım sen olmadığın sürece, iyileşmek için çabalamayacağım" dediğimde gözleri dolmuştu. Kaşlarım çatılırken bir elimi yanağına çıkarttığımda başını eğmişti.

"Ağlama. Benim için özel olan insanları ağlarken görmekten nefret ediyorum" dediğimde hafifçe burnunu çekmişti.

"Benim için özel biri olduğunu bilmelisin. Sen benim çocukluğumsun Taehyung. Gözlerimi kapatıp geçmişimi düşündüğümde aklıma gelen tek kişisin. Kendimi şu an gerçekten aptal gibi hissediyorum. Beni benden sakladığını açıkça söylemene rağmen anlamadım. Anlamaya çalışmadım. Bugüne kadar, benim için döktüğün her göz yaşı için özür dilerim. Canını yaktığım için üzgünüm. Ama evet, beni kaybetmeyi kabullendiğin için üzgün olmalısın. Çünkü beni kaybedeceğini nasıl düşünebiliyorsun anlamıyorum. Evet sana kızdım. Çünkü beni en çok anlayabilen kişi olarak, kaybetmeyeceğini bilmeliydin"

The Beginning: taekookHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin