Duyduğum şeyle ben de gerilmiştim. Ve o anki endişeyle dükkanı öylece bırakıp sadece kapıyı kilitleyip ben de arabaya binmiştim. Taehyung sakin kalmaya çalışıyordu. Ama fazla gergindi. Ne diyeceğimi de bilmiyordum ki. Hastalığının ne olduğunu, krizinin ne kadar ciddi olduğunu bilmiyordum. Ama çok ciddi olsaydı bu şekilde durmazdı diye düşünüyorum.
"Taehyung..?"
"Şimdi değil Jungkook" demişti hızlı nefeslerinin arasında. Hem sinirli hem gergin hem de üzgündü. Ne yapacağımı şaşırmıştım. O kadar hızlıydık ki, 10-15 dakikalık yolu 5 dakikaya gelmiştik.
Eve geldiğimizde hızla arabadan inmişti. Kilitlememişti bile. Kapıya hızlı hızlı vurmaya başlamıştı hemen. Saniyeler içinde kapı açılırken korkuyla bakan Yoongiyi iterek içeri girmişti. Bu hareketine kaşlarım çatılırken gözleri kızaran Yoonginin yanına gitmiştim. Gözleri beni bulduğunda bana sarılmakta gecikmemişti. Kalbinin hızını hissedebiliyordum. Kapıyı ayağımla kapatıp Yoongiye sarılmaya devam ederken koltuğa oturmuştum. İçerden sesler gelse de anlayamıyordum. Sormak istiyordum ama sormaya korkuyordum. Köpek gibi merak etsem de susmuştum.
"Yoongi.." dediğimde bana daha çok sokulunca konuşmak istemediğini anlayıp iç geçirdim. Dediğim gibi köpek gibi merak etsem de susmuştum. Ya da susmak zorunda kalmıştım.
Bir süre böyle kalmıştık. İçerdeki sesler kesilince Taehyung yorgun bir şekilde, paytak sayılabilecek adımlarla gelip karşımızdaki koltuğa oturmuştu. Ellerini saçlarından geçirip Yoongiye bakmıştı. Bakışları hiç hoşuma gitmemişti. Derin bir iç çekip yüzünü ovuşturdu.
"Doğruyu söyle. Ne kadar ileri gittiniz? Ve kim başlattı?" Dediğinde hem soğuk ve keskin çıkan sesine ve de söylediği şeylere kaşlarım çatılırken Yoongi benden ayrılmıştı.
"Biz bir şey yapmadık ki" demişti çekinerek.
"Yoongi. Birbirimizi kandırmayalım istersen? Anlat"
"Gerçekten bir şey olmadı. Sadece beni öpmek istediğini söyledi. B-ben şaşırmıştım. Bana yaklaşmaya başladığında hastalığını bilmediğim için yapmak istememiştim. Geri çekilmeme izin vermeyip.. beni öptü. Sonrasında.."
"Sonra ne oldu?"
"O ileri gitmeye başladı. Bir şey yapmamama rağmen i-inlemeye başladı. Geri çekilmeme izin vermiyordu aynı zamanda bırakmaya çalışıyordu. Ne olduğu hakkında h-hiçbir fikrim yoktu. Sonra geri çekildi ve ağlamaya başladı. Gitmemi söyleyip kendini o-odaya kapattı" dediğinde Taehyung saçlarını sertçe çekiştirmişti. Titrek nefesler alıyordu. Yoongininde ondan bir farkı yoktu. Bense duyduklarımın şokuyla ikisine bakıyordum.
"G-gerçekten ben bir şey y-yapmadım" diyerek ellerini yüzüne götürmüştü Yoongi. Bu hali içimde bir şeylerin yıkılmasına neden olmuştu.
"Tamam. Yeter bu kadar" demişti Taehyung yine sert bir sesle. Suçlu Yoongiymiş gibi davranıyordu.
"Suçlu Yoongiymiş gibi davranma" demiştim kaşlarım çatılırken. Kimse benden bir şey beklemediği için şaşkınca bana bakmışlardı.
"Ne?"
"Sanki Jimini bilerek krize sokturmuş gibi davranma diyorum. Canın yanıyor olabilir. Onunda canının yandığını görmüyor musun? Bilerek yapmadığı belli. Eğer Yoongiyi öptüğü için krize girdiyse burada Yoonginin bir suçu olmuyor" demiştim. Bunları ben de kendimden beklemiyordum ama Yoongiye olan tavrı beni sinirlendirmişti.
"Jiminin suçu mu o zaman? Hasta olması onun suçu mu?" Demişti sesini yükselterek. Sesini yükseltmesi beni kırsa da ifadesiz tutmayı kolaylıkla başardığım yüzümle birlikte konuşmuştum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
The Beginning: taekook
Fiksi Penggemar7 Eylül 2020 Not: Yavaş yavaş yazım yanlışları düzeltilmeye başlandı. Diğerlerinden farkları cinsiyetleri değil, birbirlerine olan tükenmek bilmeyen sevgileriydi. 05.09.2018
