30 Gün Önce
Dişçide olduğumuzu gururla sunarım!
Evet, birkaç dakika önce yeni geldik. Muhteşem haberlerden diğerleri; bana iki dolgu yapıldı ve bir sorun daha varmış. Bu yüzden haftaya bugün başka bir yere daha gidiyoruz. Şu anki halimi şöyle anlatabilirim; üzgün surat+gözyaşları+korku+sinirli surat+gülücükler...
"'gülücükler' ne alaka?" diye sorarsanız da, en azından dişlerimi düzeltmek için. Mutlu surat!
Onun dışında, arabamız bozuldu, ama sadece aküsü bitmiş. Her şey de bozuluyor şu sıralar. Bu yüzden dedemin arabası ile eve geri döndük. Şimdi, diş olayını anlatabilirim.
Oraya gittiğimizde -artık nasıl bir şanssa bizimkisi- elektrikler gitmiş! Her şey bozuluyor derken şaka yapmıyordum. Her neyse, ben mutlu mesut muayanemi oldum ve acı gerçekleri gözyaşları ve çığlıklarla dinledim.
Başka bir sırrım; dişçiden çok korkarım. (Kafiye de yaparım.)
Sonra birden, elektrik geldi. İki dolgumu yaptırırken, küçüklüğümden beri süregelen bir tabloyu daha çizdik. Annem elimi tutarken, dişçi amcamız dişime kim bilir neler yapıyordu? Şaka, iki dolgu yaptı sadece.
Tek fark, benim dayanma sürem oldu. Sonuna kadar hiç durdurmadan dayanabildim. Bu benim için büyük bir şey, çünkü küçüklüğümden beri dişçiler benden çok çektiler. Evet, çok diş çektiler, demediğimi farz edin.
Onun dışında, geçen gece -çok geç olduğu için yazamamıştım- en iyi arkadaşım B ile konuştum. 'B' onun isminin baş harfi, haberi de yok bunları yazdığımdan. En iyisi özele saygı.
Kaç haftadır konuşmamışız, konuşacak konu bulamadık. Evet, her zaman kızların yapılacak bir dedikoduları ya da bir tavsiyeleri vardır, ama biz öyle değiliz. Yani nasıl desem, çok boş konuşan aşırı geveze kızlardan değiliz.
Bizim de bir takım var zaten. Kendimize 'sürü' diyorduk bir zamanlar. Grupta olanlara da 'sürücü' -ben buldum bu takma isimleri de- Çok zekiydik, sonra bir anda olan oldu, grup dağıldı!
Ama bu kesinlikle bizim suçumuz değildi, sınıfları değiştirdiler. Sonra hepimizin başka başka arkadaşları ve grupları oldu, ama sonsuza kadar sürücü olanlar, hiç ayrılmadılar.
İşte bizim grupta da Ba, Be, J ve ben kaldık. Ba ve Be dememe bakmayın, ikisinin de baş harfi 'B' karışmasın diye.
J aramıza sonradan katıldı. J demişken, bizim okulda küçüklükten gelen bir alışkanlık var. Gülmeyin ama, bizim okuldaki kızlar sevdikleri çocuklara takma isim koyuyorlar. Bir tanesi de J işte, ama bahsettiğimiz J, bu J değil.
Kendi kurduğum cümleye gülüyorum şu an.
İşte bizim takım benden -kısaca, A-, Ba'dan, Be'den ve J'den oluşuyor.
"ABaBeJ" diyebilirsiniz bize. Ben buldum bu kısaltmayı. Hem de iki saniye önce. İsterseniz siz de en yakın arkadaşlarınızın baş harfnden kelime üretin, yoruma yazın. O değil de, şimdi fark ettim, ABaBeJ, marka ismi gibi ya.
Bu bana "Badem"i hatırlattı. O hikaye de şöyle hemen anlatayım. Biz bayağı küçükken -5. sınıf- Matematik dersinde yarışma yapıyorduk. İşte hoca bizi gruplara ayırmıştı ve ben de -peri masalımın dışında olacakları için isimlerini vereceğim- Doruk, Meriç, Ece ve benden oluşan bir gruptaydım.
Her çocukta olan isim koyma takıntısı vardır, bilirsiniz. Yıldızlar, Ejderhalar, Zombiler gibi isimler düşünürsünüz, ama biz her nedense kendi ismimizi düşünecek kadar akıllıydık.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Bir Yazarın Hayatı
Literatura faktuSayfaları çevirin ve hayatınızdaki parçalarla tekrar tanışın, çünkü bu; ❝benim hikayem❞ Bizim hikayemiz. »»» Durum şu; panonun önünde, birbirini ezmeye çalışan, bağırıp çağıran bir hayvan sürüsü var. "Sakin ol dostum, onlar senin okul arkadaşların...