12 Gün Önce
Başlıkta da okuduğunuz gibi,
KAPIDA KALDIM.
Migros Sanal Market'i biliyor musunuz? Alışverişi internetten yapıyorsunuz ve onlar da belirlediğiniz zaman aralığında kapınıza kadar siparişlerinizi getiriyorlar.
Normalde akşam gelmeleri gerekirken, kapı çalındı.
Tabii ben de bilmiyorum ya, panikledim. Annem de birkaç dakika önce çıkmıştı zaten. Yalnızım, kapı çalıyor, kesin Migros'tur, deyip kapıyı açmadım tabii ki.
Ve zil tekrar çaldı.
Bir de biz apartmandayız ya, dış kapının zili çalıyordu. Bizim evin zili çalsaydı, en azından o küçük delikten kimlerin geldiğine bakabilirdim.
Biliyor musunuz, bizim eve misafir hariç her şey geldi. Polis, dilenci, ramazan davulcusu, satıcı, müşteri, reklamcı... Her şey!
Ben de annemi aradım, yapabileceğim tek şey buydu yani. Onun da bir iş arkadaşı çıktı telefona. N'oluyor kardeşim, anı yaşadım. Annemin telefonu sende ne arıyor?
Konuştuk işte, önemli bir şey olmadığını söyledi ve sorun çıkarsa yeniden aramamı. "Tamam." dedim, zaten zil üçüncü bir defa çalmadı.
Zilin yerine telefon çaldı.
Kim? Annem.
Migros'un geldiğini söyledi. Yani kısaca, beni iki dakika önce arasa, ben o kapıyı açacaktım.
Umarım gitmemişlerdir, diyerek kapıyı açtım ve adamlar geldi. İşte poşetleri içeri taşıyorum, bir yandan ödemesini hallediyorum falan. Tam geriye kalan üç poşeti aynı anda almaya çalıştım, arkamda bir çarpma sesi.
Bir arkamı döndüm, kapı kapanmış.
Şimdi durumu açıklayayım;
Telefonum evin içinde kalmış, anahtarım yok, ayağım çıplak ve pijamalarımla kapının önünde dikilirken, bir de eve girmeyi bekleyen üç büyük poşet var.
İç çektim ve "Telefonunuzu kullanabilir miyim?" diye sordum ve adam da en alt kata telefon getirmeye gitti. Bu sırada, içeride benim telefonumun çaldığını duyuyorum.
Panik dalgası elbette, çünkü annem 24 aramasına da -duymadığım için- cevap vermediğim zamandan beri, bir aramasına bile cevap vermesem çok kızar.
Adam da mıymıy hareket ediyor. Yavaş, sakin. Bu sırada telefonum çalmaya da devam ediyor ve ben bir yandan "Hızlı, hızlı!" diye kendi çapımda çırpınıyorum.
Adam annemin telefonunu sordu, söyledim ve telefonu bana verdi. Telefon çalarken bekliyorum, yok neymiş, numara meşgulmüş.
Annemin diğer telefon numarasını çevirdim, yok neymiş numarayı eksik girmişim. O da, şu en baştaki sıfır.
Neyse, nihayet telefonu çevirdiğimde ve karşı taraf açtığında, yine annemin arkadaşı çıktı. "Acil annemle görüşmem gerek." dediğimde, annemin yanına gitmesi beş dakika sürdü.
Ama annemle konuşabildim ve bana anahtar getireceğini söyledi. Adamlar da orada dikiliyorlar. "Korkmazsın değil mi?" dediklerinde gözlerimi devirmemek için zor tuttum kendimi.
"Hayır ve çok özür dilerim. Teşekkürler." Onlar da gidince, ben de yalnız kaldım.
Ne yapacağım, ne yapacağım?
Böyle bir duruma siz de düşerseniz, yapabileceğiniz şeylerin listesini hazırladım size.
Kapıda Kalınca Yapılacak Şeyler;
1- Kafana takılmış şarkıyı mırıldan.
2- Kafana takılmış şarkının dansını yapmaya çalış.
3- En ufak bir sesi bile kontrol et, çünkü biri seni görebilir.
4- O zamana kadar annen geliyor zaten.
Annem kapıyı açtı ve birlikte poşetleri düzenledik. Bana değil, adamlara kızmıştı, ama ben onu yatıştırmaya çalışarak "Anne bence gayet anlayışlıydılar." diyordum.
"Anlayışlı mı?" diye köpürüyordu o ise. "Pingui'lere karşı hiç anlayışlı olduklarını sanmıyorum!" Bana gösterdiği Pingui'lere baktığımda dilimi yuttum. Bunu yapmış olamazlardı değil mi?
Pingui'ler ezilmişti.
Lütfen Multimedia'daki videonun 2:58 ile 3:05 aralığını izleyiniz. Tepkimin birebir yansımasıdır.
***
Yarın babamın doğum günü! 30 Ağustos ve ayrıca Zafer Bayramı! Şimdiden kutlu olsun!
Babam için akşamdan tiramisu yaptık ve yarın sabah da Wolke kekinden yapacağız, böylece taze taze yenecek ve tiramisu da soğuk soğuk.
Yarını sabırsızlıkla bekliyorum açıkçası. Kutlamalar ve gösterilerle dolu, müthiş bir gün olacak. Ek olarak ikinci özel dersim var sabah. Okul da kendini hiç unutturmuyor ki!
Be ile konuşuyorum şu an, Hannibal diye bir diziye takılmış, sürekli ondan bahsediyor.
Ben de ona günlüğümde ondan bahsettiğimden yazıyorum ve bana gülmekten ağlayan Emoji'den gönderiyor. -3 tane-
Bütün konuşmayı anlatacak değilim ve saat sekiz oldu bile.
Şu ansa birbirimize başparmağını kaldırmış el Emoji'sinden gönderiyoruz.
Cidden, mesajlarımızı anlatmayı bırakmalıyım.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Bir Yazarın Hayatı
Non-FictionSayfaları çevirin ve hayatınızdaki parçalarla tekrar tanışın, çünkü bu; ❝benim hikayem❞ Bizim hikayemiz. »»» Durum şu; panonun önünde, birbirini ezmeye çalışan, bağırıp çağıran bir hayvan sürüsü var. "Sakin ol dostum, onlar senin okul arkadaşların...