33 ~ "Sanem Hamile."

612 68 14
                                    

CAN'IN AĞZINDAN;

Sanem'in odasının önünde ailecek bekliyorduk, sadece ama sadece dua edebiliyorduk ona bir şey olmaması için... Ne olmuştu birden, her şey güzelken, her şey yoluna giriyorken bir anda ne olmuştu böyle? Daha saatler önce düğünde deliler gibi eğlenen bize ne olmuştu böyle? İçeride yatan Sanem'e pencereden bir umutla bakıyordum. Doktor son incelemelerini yaparken, uyuyan Sanem'e bakıyordum sadece. İçimden sürekli iyi olacak, ona bir şey olmayacak sözleriyle kendimi avutuyordum ki o sırada doktor nihayet odasından çıktı. Hızlı adımlarla koştum doktorun yanına.

"Ne oldu? Neyi var Sanem'in? Niye hala uyanmadı doktor?" ardı ardına sıraladığım sorularla doktor bir anda duraksadı ve sorduğum soruları kendi kendine sorguladı, ardından sözüne başladı.

"Siz hastanın neyi oluyorsunuz?" bu muydu yani, doktorun Sanem'in sorunundan bahsetmesini beklerken bana kim olduğumu sorması da bir garipti.

"Eşiyim..." sözleri döküldü ağzımdan.

"Peki... Sanem Hanım'ın öyle merak edilecek bir durumu yok, aksi takdirde size bir müjdem var. Hayırlı olsun baba oluyorsunuz!" doktorun sözlerinin ardından küçük çaplı bir şok geçirdim, heyecandan elimle ağzımı kapatmıştım ki... Sevinçten akan gözyaşlarıma engel olamadım.

"Ge-ge-gerçekten mi?" kekeleyerek konuşmaya başlamıştım bile.

"Evet, eşiniz 4 haftalık hamile."

"Görmek istiyorum onu." daha fazla bekleyemeden odaya dalıp, dizüstü yere çöktüm. Sanem bana dünyaları vermişti gerçekten, ellerini sıkı sıkı tutup ara sıra öpüyordum sadece. 

"Can... Can..." diye mırıldanınca ayağa kalkıp, yanına oturdum.

"Burdayım birtanem, burdayım. Yanındayım sevgilim..." beni görünce o gülümseyişi beni bu dünyadan alıp, resmen cennete götürmüştü.

"Can ne oldu bana böyle? Niye hastanedeyiz ki biz? Offf başım..." Sanem başını tutarken söylemişti bu cümleleri.

"Bayıldın ama şu an gayet iyisin, merak etme." ayağa kalkmak istemişti ama içeri o anda Mevkıbe Anne ve Nihat Baba girince duraksadı, yerinde doğruldu sadece. Sanem hala hamile olduğunu bilmiyordu.

"Kızım iyi misin?" diye soran Mevkıbe Anneye işaret yaparak söylememesini istedim.

"İyiyim anne..." dedi Sanem.

***

SANEM'İN AĞZINDAN;

Can'la birlikte kendi evimize gelmiştik, salondaki koltuğa uzandım. O an masada duran su ve ağrı kesiciyi uzanıp aldım, tam içiyordum ki Can bir hamleyle elimdekileri aldı.

"Can, ne yapıyorsun? Ver hadi içeyim zaten başım çok ağrıyor." diyerek elindekilere ulaşmak istedim ama Can her fırsatta benden uzaklaştırdı.

"Olmaz içemezsin çünkü bu ilaç ağrı kesici değil." 

"Ya Can üzerinde kafam kadar ağrı kesici olduğu yazıyor işte. Hadi ver lütfen içmek istiyorum, hadi ver!" demiştim ama sesim daha yüksek çıkmıştı.

"Sanem sen bu ilacı artık içemezsin, doktor kontrolünde bir ağrı kesici alabilirsin yani bu olmaz. İstersen hastaneye gidelim orada sana bir ağrı kesici verirler." Can zaten artık iyice saçmalamaya başlamıştı, onu zaten durdurmak da kolay olmayacaktı.

"Daha yeni hastaneden geldik, niye geri gidiyoruz ki hem ben çok yorgunum. Bir daha hastane filan çekemem! Ver şu ağrı kesiciyi hadi ver!" dediğim anda başıma daha şiddetli bir ağrı girmişti, hem o anda midem de bulanmaya başlamıştı. Kendimi daha fazla tutamadan koştum lavaboya, ardı arkası kesilmeyecek bir şekilde kusuyordum. Can sürekli kapıya vurup, ne olduğunu merak ediyordu. İçimin biraz boşaldığını hissettim, çıktım lavabodan. Can'ın getirdiği sudan içmeye başladım.

"Bak bu böyle olmayacak, inat etme de gidelim hastaneye." Can'ın sözlerinde haklı olduğunu anlamıştım, daha fazla da dayanamazdım. Hemen acele bir şekilde arabaya binip hastaneye geldik. 'Kadın Hastalıkları Doğum' yazan bir odanın önünde durduk.

"Can bizim bu kapının önünde ne işimiz var söyler misin?" Can benim sözlerime aldırmadan çaldı kapıyı, benimde kolumdan tutup içeri getirtti sandalyeye oturttu.

"Hoşgeldiniz, şikayetinizi öğrenebilir miyim?" şaşkındım çünkü yanlış yerdeydik ki Can konuştu.

"Benim eşim hamile, 4 haftalık! Bebeğimizi kontrole geldik, inşallah görmek istiyoruz." Can'ın sözleriyle donakalmıştım. Ne hamileliğiydi bu? Böyle bir şeyden benim niye haberim yoktu acaba?

"Can... nası, nasıl yani?"

"Evet sana sürpriz yapmak istedim Sanem. Bugün bayılmıştın, sen uyurken doktorun bize söyledi bu haberi... Bende sana sürpriz yaptım..." deyince koşa koşa Can'a sarıldım. Beni kucağına alıp etrafında döndürmeye başladı. Anne mi oluyordum ben yani?

"Anne oluyorummm!" bağırarak, heyecandan koştum doktora sarıldım. Bizi muayene odasına gelince, karnımın üzerine koyduğu aletle incelemeye başladı. Ekranda beliren noktada takılı kalmıştım, ciddi ciddi Can'la bir bebeğimiz oluyordu işte.

"Hani doktor hanım bebeğimiz nerede?" diye sordu Can, doktor da bebeği gösterdi. Gerçekten çok ama çok küçüktü...

***

Eve gelmiştik Can'la. Can bana yemek hazırlamak için mutfağa girmişti, bende kanepenin üstüne oturmuştum. Televizyon kumandasını elime alıp, bir şeyler izlemek istemiştim ama telefonum çaldı bir anda ama numara bende kayıtlı değildi, akşam akşam beni kim arayabilirdi diyerek açtım telefonu.

"Selam Sanem, nasılsın? Bazı konuşmalarımız yarım kalmıştı onları tamamlasak mı artık? Seni sahilde bekliyorum." Yiğit'in sözleriyle kendimi kaybetmiştim, yine ne istiyordu benden acaba?

"Yaa ben senin numaranı engelledim, niye hala arıyorsun beni? Boşa bekleme gelmiyorum!" dedim.

"Demek gelmiyorsun Sanem, iyi o zaman ben gelirim evinize. Hem yeni evinize gelip, bir kahvenizi içerim olur mu?" bu Yiğit yine beni deli etmeyi başarmıştı işte, nefret ediyordum ondan nefret!

"Sakın öyle bir şey yapmaya kalkışma, tamam kal orada geliyorum ben." dedim ve ayağa kalkıp mutfağa Can'ın yanına gittim. Şimdi nasıl bir bahane uyduracaktın Sanem?

"Can sen yemek hazırlayana kadar ben annemlere kadar gidip gelsem iyi olacak." 

"Yemeğimizi yiyelim, beraber gidelim Sanem. Hem akşam akşam yalnız başına sokaklarda dolaşma." diyen Can da haklıydı, ne yapacaktım bu sefer nasıl bir bahane uyduracaktım?

"Yok ben gideyim, zaten birkaç kıyafetim var onları alıp geleceğim. Hadi görüşürüz." dedim, neyse ki Can'ı atlatmıştım. Yiğit'in yanına gidiyordum ama son kez konuşmak için.

***

Bankta oturan Yiğit'in yanına mecburen oturunca suratıma baktı aval aval.

"Hoşgeldin..." diyerek sırıtınca ben daha da sinir olmuştum, ben sinir olunca o mutlu oluyordu ama bu sefer ona istediğini vermeyecektim.

"Ne söyleyeceksen söyle benim gitmem gerek." bana daha da döndü şu an yüzünü rahat bir şekilde görebiliyordum.

"Ben senin istediğini yaptım şirketten ayrıldım, sıra sende Sanem. Şimdi de sen benim istediğimi yapacaksın. Yani Can'dan boşanacaksın!" Yiğit'in söylediği sözlere hiç şaşırmamıştım zaten.

"Tabiki de yapmayacağım bu dediğini, sana istediğini vermeyeceğim Yiğit!"

"O zaman Can her şeyi öğrenir Sanem, sen bunu istiyor musun? Zaten ben bunları Can'a söylesem de boşanırsınız, sen boşanmak istediğini Can'a söylersen de boşanırsınız. Karar senin Sanem..." işte en büyük ama en büyük çıkmazın içine girmiştim.

"Yiğit ben hamileyim, benden böyle bir şey bekleme..."

"Aldırırsın Sanem, hem sen benimle daha mutlu olacaksın, inan bana." deyince kendimi daha fazla tutamadan ağlamaya başladım.

Yiğit yine yaptı yapacağını? Bakalım Sanem ne yapacak? Yorum yapmayı unutmayın Canlar! Sonraki bölümde görüşürüz...

Sen Benimsin (CanEm) Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin