Her sabah çocuğunu kendi sütüyle besleyen Suraye, evladıyla hasret gidereceğini sanarken onu daha çok özlemeye başlamıştı. Ne yapıp edip, çocuğuna kavuşmalıydı. Hiçkimsenin hakkı yoktu onu evladından ayırmaya. Kocası bir hata yapmıştı ve bunun cezasını çocuk çekemezdi. Onun ne günahı vardı.
Suraye Kerem'le kardeşinin birbirlerine olan münasebetlerini düşünüyor, aralarında eskiden ne gibi bir ilişki olduğunu hatırlamaya çalışıyordu. Onun bildiği, kocasıyla Ömer'le arasında hüsümet gerektirecek bir durum yoktu. Bilakis, arkadaşlardı. Peki, ne sebepden yapmıştı bunu? Bir tarafı kocasının suçsuz olduğuna inanıyor, kardeşini bilerek öldürmediğini söylerken, diğer tarafı da- belki benim bilmediğim bir şey geçmiştir aralarında diye- bilierek, isteyerek yaptığını düşünüyor, iyice kinleniyordu.
"Şayet öyleyse, bilerek yapmamışsa, neden kaçmıştı?"
Kocasına çok kızgındı, kaçacağına devlete teslim olsaydı belki onu çocuğundan ayırmazdılar. Neden yapmıştı? Neden onu, hele hele evladını, neden düşünmemişti. Birce kez görebilseydi onu keşke, sorabilseydi nedenini.
Artık dışarıya çıkabiliyor, su getirmek için kızlarla çeşmeye gidebiliyordu. Bir sabah yine çeşmeye giderken, birinin yolboyunca onu izlediğini fark etti. Önce kocası olduğunu düşünse de daha sonra 'cesaret edemez köye gelmeye, yakalayacaklarından korkar' dedi. Yoluna devam ederken, izlenme hissi geçmedi.
"Belki bir haber vardır, belki onu görebilirim" arzusuyla Samaye'ye
"işinin olduğunu, onu bekleyemeyeceğini söyledi. Dört yol ayrımına ulaştığında yorulduğu için, belki de arkasından koştur koştur ona yetişmeye çalışan kişiyi görebilmek için, testiyi omuzundan yere koydu.
"Belki o da buralardadır" diye düşündü. Karşı köye giden yolun kenarındaki ağaçlara sarı boylandı. Yanılmamıştı, biri etrafını kollaya kollaya ona sarı geliyordu. Yaklaştığında genç adamı tanıdı. Kerem'in arkadaşıydı. Karşı köyden Cemil. Cemil'i hiç sevmezdi ama Kerem'in arkadaşı olması sebebiyle- ondan bir haber getirmiştir diye omuzuna aldığı testiyi tekrar yere bıraktı. Cemil ona yaklaşıp;
"Günaydın yenge, abimin sana selamı var" deyince, Suraye kendini tutamadı.
"Selamı yerin dibine batsın. Utanmadan bir de selam mı yolluyor. Söyle ona bu dünyada da o dünyada da elim yakasında olacak. Biraz hakkım varsa üzerinde, devlete teslim olsun. Belki o zaman affederim onu. Belki evladıma kavuşurum o zaman"
"Ben de onun için burdayım yenge, abim dedi ki çocuğu istiyorsa, görüşelim konuşalım."
"Şeytan görsün yüzünü. Teslim olsun yeter."
"Dur celallenme. Sana bir çift lafı varmış öyle söyledi. 'Bir kez dinlesin beni, sonra ne istiyor yaparım' diyor. Hele bir fırsat ver, bir kez konuş, sonra teslim olacakmış zaten."
"Kendisi mi söyledi?"
"Evet." Cemil Suraye'yi ikna etmek için besbelli yalan söylemişti. Onun yumuşadığını görüp yüzündeki memnun ifadeyle.
"Bizim köyde yakında düğün var. Tanıyorsun Latife'yi , anası babası bu köyden, sizi de davet edecekler muhtemelen, akrabanızmış. Gitsin düğüne dedi. Abim, 'sen söyle gelsin, ben kendim onu bulurum' dedi. Konuşacakları var."
Suraye Cemil'e baktı ters ters, biraz düşündü, ardından;
"Maşallah her şeyi de düşünmüş. Söyle arkadaşına, boşuna beklemesin, gelmeyeceğim. Kardeşimin katiliyle konuşacak hiçbir şeyim yok." diyerek testiyi omuzuna aldı. Cemil melül melül
"Ne söyleyim ağama?" diye bir daha sorunca Suraye
"Ağan batsın, gelmeyecekmiş dersin, söyledim ya." dedi ve aceleyle oradan uzaklaştı.
Cemil gitmek için geldiği yöne döndü. Azbiraz gitmişti ki geri dönüp kaçarcasına giden Suraye'ye yaklaştı.
"Laftan anlamıyor musun sen?"
"Dur yenge, ağam dedi ki, gelse de gelmese de onu bekleyeceğim. Sen yine bil, dedim" deyip birilerinin duyup duymadığını anlamak için etrafını kolaçan etti ve uzaktan gülüş sesleri eşliğinde kız gelinlerin geldiğini görünce, alelacele oradan uzaklaştı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SURAYE (Tamamlandı)
Ficción GeneralSuraye Wattys 2020 Tarihi Kurgu Kategorisi kazananı. "Suraye" tarihi olayların yer aldığı sürükleyici bir hikaye. Azerbaycan halkının Sovyet döneminde yaşadıklarının akıcı bir dille anlatıldığı bu kitap okuyucunun dönemle ve halkın yaşamıyla yak...
