İsmi ROCK F*CK MUSIC olan bir kanalda anonim yayın açtığımda bu kadar büyüyeceğim aklıma bile gelmezdi. Ünlülerin ses analizlerinde ne kadar kötü yorum yaparsam yapayım, ne kadar kötü yorumlara maruz kalırsam kalayım ben değil 'biz' büyümüştük.
Ben...
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Daha önce de kaybetme korkusunu hissetmiştim. Kaybetmek, ruhen de gerçekleşebiliyordu bedenen de. Ben iki duygunun korkusunu da tatmıştım. Keşke, demek isterdim fakat hayat keşkelere göre ilerlemiyordu. Aksine, bu keşkeler zamandan çalıyordu.
Kaybetme korkusunu şimdi de hissediyordum. Yoldaydık fakat yola çıkana kadar gölden kıyıya sandalla kürek çekerek gitmek fazlasıyla vakit kaybettirmişti. Ben delicesine bağırıp çağırdığımdan olsa gerek Çakma Edward korkmuştu. Benim o halimi ikinci kez görüyordu fakat ilk kez onun karşısında ağladığımda bu kadar endişeli değildi sanki. Belki de endişeliydi, hatırlamıyorum. Yüzüne bakmamıştım. O an trans halindeydim en nihayetinde.
"Daha hızlı, lütfen!" Ellerimi sürekli endişeyle ovuşturuyor telaşla telefona bakıyor sonra da gelmişiz gibi yola bakıyordum. Bu döngü defalarca kez tekrar ederken Çakma Edward'ın sessiz kalıp sakinliğini koruması beni sinirlendiriyordu. Ona hava hoştu, Sarper Abi'yi kaybedecek olan bendim. Tara, illaki görüşürsünüz! Senden daha önemli değil! Aptallığı kes! "Daha hızlı! Bilerek yavaş sürüyorsun!"
"Sakin olmayı denemezsen arabayı kenara çekeceğim ve seni o herifin yanına, sen sakinleşene kadar götürmeyeceğim!" Pat diye beklemediğim cümleleri kurunca irkildim ve de hemen ardından kaskatı kesildim.
"Sen..." Devam etmedim ve hırsla pencereden tarafa döndüm. İç çektiğini ve hareketlendiğini duymuştum.
"Öyle demek istemedim, demeyeceğim." Ofladı. "Sakin olmadığında kriz eşiğine geliyorsun. Bu yüzden öyle söyledim." Omuz silktim. Çocuk değildim ve belki bu hareket çocuksuydu fakat konuşmadan verebileceğim tek mesaj buydu. "Sana karıştığımı mı düşünüyorsun?"
"Evet." dedim doğruyu dile getirmekten kaçınmadan.
"Doğru düşünmüşüsün." Dönüp yüzüne baktığımda kısa bir an bana baktı ve dudakları kıvrılırken geri yola odaklandı. "Bazen haddin olmadan karışman gerekir. Eğer haddin olmayarak karıştığın kişi, senin için değerliyse karışırsın. Çünkü aslında iyiliğini istersin karıştığın kişinin." Haklıydı belki ama haksız olduğu noktalar da vardı.
"Sen benim iyiliğimi isterken kötülüğüme sebep oluyorsun." diye mırıldandım. Duydu. Yutkunduğunu gördüm. "Burslular'la yemek yediğimizde Kotan olmama imayla laf ediyordun mesela. Sonra..." Düşünür gibi yaptım. "Zengin züppe olduğumu direkt ima etmesen de dolaylı olarak ima ettin. Ben züppe değilim. Asıl züppe, Mirzanlı ailesinin oğlu Mazhar!" Öyle ani hareketle arabayı sağa çekti ki kendimi refleks olarak bağırırken buldum. Önüme uzanan el, olası bir durum için kendini değil beni koruyordu.