Biliyorum çok fazla beklettim bu sefer sizi ama vizelerim vardı ne yazık ki :'( Hala daha devam ediyorlar ama bulduğum ilk boşlukta yazdım. Umarım beğenirsiniz. İyi okumalar =)
46.Bölüm
"Sana bunu daha kaç kere açıklamam gerekiyor Go Taeyon? Hayır! Oraya gitmeyeceksin! İntikam istediğini anlıyorum ama bana biraz olsun güven, tamam mı? Ben de en az senin kadar istiyorum bu intikamı... Sen babanı kaybetme riskine girmiş olabilirsin ama ben sevdiğim birçok kişiyi kaybetme riskine girdim... Sadece babanı değil, seni de, Seung Ho'yu da, Kang Joon'u da..." Min Hyuk sakinleşmek için derin bir nefes alıp ellerini Taeyon'un omzundan çekti.
"Neden anlamıyorsun? Onun bana yaşattıklarını onun da yaşadığını görmek istiyorum ben... Bana çektirdiklerini çektirmek istiyorum ona..."
"Biliyorum ve bunları ben yapacağım zaten!" diye bağırdı Min Hyuk öfkeyle. Taeyon'a sarılan In Na sevdiği adamın bu korkutucu hali karşısında titrerken Taeyon'un yüzünde en ufak bir kas dahi oynamıyordu. Sakince masasına çöküp başını ellerinin arasına alan Min Hyuk'u izliyordu.
"Senin bu işe bulaştığın bir şekilde ortaya çıkarsa ne olur söylesene Taeyon-ah? Tüm kariyerin biter... İnsanların gözünde bir canavara dönüşürsün. İnsanlar onun sana ne yaptığını önemsemez. Sadece senin ne yaptığına bakarlar. Şu zamana kadar birçok acı çektin ve ben sana başka bir acı daha yaşatmak istemiyorum."
"Peki senin yaptığın şey öğrenilirse ne olur sence Oppa?" diye sordu Taeyon yumuşacık bir sesle. Hafif bir hareketle In Na'dan uzaklaşırken Min Hyuk'un yanına gelip elini onun omzuna koydu. "O zaman sana da aynı şeyleri yapmazlar mı?"
Min Hyuk başını kaldırıp omzundaki eli tuttu sevgiyle. Bu kızın bu halde bile kendisini düşünmesini sevse de kararlıydı, Taeyon'u Se Na'nın yanına götürmeyecekti. Taeyon da bunun farkına varmıştı artık o yüzden derin bir iç çekip onu tanıdığından beri kendisini korumaya çalışan adama baktı minnetle.
"Öyleyse ikimiz de intikam almayacağız..." Min Hyuk tam ağzını açıp itiraz edecekken onu susturup devam etti. "Madem ikimiz için de tehlikeli... Bu intikam işi senden daha önemli değil benim için Oppa... Sen nasıl bana zarar gelmesini istemiyorsan ben de aynı şekilde sana zarar gelmesini istemiyorum. Hem... Se Na'dan intikam almam tam da onun istediği gibi zavallı birine dönüştüğümü göstermez mi?"
Min Hyuk ve In Na ağızları bir karış açık bir şekilde haftalardır etrafta seri katil gibi dolaşan Taeyon'un bu olgun haline bakıyorlardı. Taeyon da kendisindeki bu değişimin farkındaydı ve hayır, bunun altında hiçbir gizli planı da yoktu. Buraya gelirken Min Hyuk'un verdiği karar yüzünden son derece öfkeli bir şekilde gelmişti ama onun için kendisini tehlikeye atmaya razı olan bu adamı görünce mantıklı düşünemediğini fark etmişti. Se Na'nın bu yaptıklarının cezasız kalmasını istiyor muydu? Hayır! Ama bu isteği için değer verdiği insanların da üzülmesini istemiyordu. Min Hyuk eğer o isterse Se Na'yı doğduğuna pişman ederdi ama sonunda ne olacaktı? Eğer yaptıkları ortaya çıkarsa o zaman bu koca kalpli adama olacakların sorumluluğunu alabilir miydi? Onu artık etrafında görmemeye dayanabilir miydi? Hayır... Taeyon bunun olmasını istemediğine karar vermişti sessiz durduğu o birkaç saniyede...
"Senden tek bir şey istiyorum sadece... Onu bana göster... Ona söylemek istediğim şeyler var... Söz veriyorum hiçbir zarar vermeyeceğim. İstersen sen de yanımda dur ama onu görmeme izin ver..."
Min Hyuk sessizce başını salladı. Taeyon ile Hyeri hakkında hiçbir şey konuşmamışlardı ama Min Hyuk adı gibi emindi ki Taeyon'un Hyeri'ye olan öfkesi Se Na'ya olan öfkesinin yanında bir hiçti. Se Na'nın hastalığını kabulleniyordu Taeyon ama Hyeri'nin Seung Ho'ya olan takıntısını kabullenemiyordu. Eğer o an Seung Ho'nun yanında Hyeri olmasaydı bu kadar acı verici bir şekilde ayrılmayacaklardı. Bunun farkındaydı Taeyon. Ayrıca sadece ona acı çektirip onun Seung Ho'dan ayrılmasını sağlamak için Se Na'nın hastaneden çıkmasına yardım etmesi ise Taeyon için kesinlikle affedilemez bir olaydı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Sahne Bizim!
Novela JuvenilFan fiction değildir! “Sen istesen bile seni bırakmam Taeyon-ah… Sonsuza kadar senin yanında olacağım. Kalbinde olacağım, kalbimde olacaksın…” Onun bildiği tüm masalların sonunda “sonsuza kadar mutlu” yaşanırdı. Hayatının bir masal olmadığını, hiçbi...
