YEDİNCİ BÖLÜM
(Alaz Dilinden)
Karşımda sapsarı saçlarıyla koşuşturan kıza baktım. İstemsizce gülümsedim. Sırf dürüm yemeye gidiyoruz diye mutluluktan ne yapacağını şaşırmıştı.
Her geçen dakika hakkında yeni bir şey öğreniyordum ve her seferinde şaşırtmayı başarıyordu.
Şimdiyse sokakta gördüğü kediyle eğleniyordu.
"Haha şunun duruşuna bak!" Kediyi kafasının üstüne koyup gülüyordu. Gülüşüme engel olamadım.
Cebimden telefonumu çıkarıp fotoğrafını çektim. Onu çektiğimi anladığında gülümseyerek şekilden şekle girdi. Gülümserken her açıdan fotoğrafını çektim.
Yanıma yaklaşıp telefonu aldı "Hadi sıra sende. Şehsuvar'la poz ver!"
Kahkaha atıp konuştum "Şehsuvar?!"
"Of Doruk'a çok laf ettim ama bu isim cuk oturuyor." Gülerek kediyi elinden aldım.
Kaşlarımı çatıp koca kedinin suratına baktım. Biraz hüzün biraz sinsilik vardı bence.
Gülerek tüylerini okşadım. "Sen de omzuna koysana!" Dedi sevinçle. Kıramadım.
"Kocaman gülümse bir de." Dediği için değil bu heyecanlı hallerine güldüm.
"Tamamdır!" Telefonu uzatınca alıp cebime attım.
"Hadi gidelim yoksa açlıktan şuraya bayılacağım." Dediğinde kaşlarım havalandı. "Alin bi tık abartıyorsun bence..."
"Ne demek abartıyorum?!" Kediyi yere bırakıp peşinden ilerledim. "Yani denizden sonra yemeğe gittik. 2 saat geçti sadece."
"Ama Alaz şöyle düşün; insanlar yemek sonrası tatlı yer ben tatlı hakkımı dürümde kullanıyorum fena mı?"
"Peki Alin.." Gülümsedi. İlk günden bu yana çok değişmiştik. Her geçen saniye daha samimi oluyorduk. Garip bir histi. Yani asla tahmin edemeyeceğim bir şey olmuştu ve evlenmiştik. İkimiz de nasıl davranmamız gerektiği hakkında tereddüt içindeydik ama hızlı bir şekilde alışmıştık birbirimize. Yani en azından benim açımdan. Eğleniyordum yanında. Korktuğum gibi geçmiyordu.
Karanlık sokaktan caddeye çıkarken gözüm bir yere takıldı. Daha net görebilmek için gözlerimi kıstım. Ah her zamanki gibi paparazziler..
"Alin." Önümdeydi. "Efendim." Dedi bana dönmeden. "İleride paparazziler var. Elini tutacağım, garipseme." Sesini çıkarmadı.
Caddeye çıkmadan eline uzandım. Elleri her seferinde nasıl bu kadar yumuşak ve sıcak olabiliyordu anlayamıyordum.
"Rol yapmamız lazım değil mi?" Dedi bana dönerek. "Aslında rol yapmamıza pek gerek yok. Gülüp eğleniyoruz ne de olsa." Dedim. Samimiyetle gülümsedi.
Caddeye çıkarken hiç fark etmemişiz gibi devam ettik. Dürüm mekanının önüne geldiğimizde konuştu "İyi ki sana gidelim demişim ya. Kızlar hiçbir zaman dürüm yemeyi kabul etmiyorlar. Sanki doğduklarında da chicken mushroom yiyorlardı. Peh." Kahkahamı zor bastırdım.
Gözlerini kısıp bana baktı. "Sakın yemiyorum deme." Dudaklarımı birbirine bastırdım. Sevmezdim ama bu söylersem dayak yiyeceğim gibi duruyordu.
"Of Alaz ya. Lanet olsun! Seni onlardan farklı sanmıştım... Meğer sen de herkes gibiymişsin!" Rollere girerek söylediği cümlelerle üzgünmüşüm gibi yaptım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
İttifak (+18)
Teen Fiction"Doğru; sen benim değilsin, ben seninim." . 2 genç yıllar önce ailelerinin yaptıkları anlaşma yüzünden evlenmek zorunda kalırlarsa? Gençlerden biri diğerine zaten aşıksa? Bu ittifak neler doğuracak? Peki ya bu anlaşma göründüğü gibi bir şey değilse...
