ON BEŞİNCİ BÖLÜM
(Alaz dilinden)
"Gitmem lazım oğlum, Alin bekliyor." Dedim kalkarken.
"Of ne hanımcı olmuş bu ya. Beyler Alaz'ı çağırmıyoruz artık." Yağız elini başının arkasına koyup yaslandı.
"Diyene bak; Cemre'nin ağzından çıkar her söze köpek gibi itaat ediyorsun." Mert'in sözüyle güldüm.
"N'alaka oğlum ya?"
"Basbayağı." Batu Barış'a döndü. "Barış kardeşim senin konuşmaya pek hakkın yok gibi."
"Hayırdır, Zeynep'i kapabildi mi?" Dedim kollarımı birbirine bağlayıp.
"Yok oğlum kapamıyorum. Kız asla taviz vermiyor. Yanına gittim mi kaçacak delik arıyor. Gulyabani gibi hissediyordum." Kahkaha attım.
"Hadi size iyi eğlenceler."
Evden çıkıp arabaya bindim.
Alin'i arayacakken ekranda aradığı gösteren yazıyla gülümsedim. Neye gülüyorsun Alaz? Kıza onu alacağını söyledin aramasından normal ne var?!
"Alo, ben çıktım. Evin önünde seni bekliyorum."
"Tamam geldim sayılır." Telefonu kapatıp gaza bastım.
Evin önüme gelince Alin büyük kapıdan çıktı. Üzerine çiçekli kısa bir elbise giymişti. Yazları bu kızı bir eve kapatmak lazımdı.
Araba kapısını açıp bindi.
"Hoş geldin." Dedim ona dönüp. Kemerini takarken "Hoş buldum." Dedi. Parfüm mü sıkmıştı. Ne gerek vardı ki?
"Hazır mısın?"
Başını salladı "Gidelim."
Işıklarda durunca sessizliği bozdu "Giderken bir şey götürmeyecek miyiz?"
"O niye?"
"Misafirliğe gidiyoruz. Hediye?"
"Gerek yok aynı ev." Dedim arkama iyice yaslanırken.
"Annemlerinki de bizim evimizdi ama götürdük." Dediğinde nefesimi boşaltıp başımı ona çevirdim.
"Ne götürmek istiyorsun?"
Omuz silkti. "Ne severler?"
"Adana dürüm." Dedim tüm ciddiyetimle.
"Ya Alaz dalga geçme!" Sinirini bozmak hoşuma gidiyordu.
"Ne istiyorsan götürebiliriz Alin."
"Tamam buralarda bir tatlıcı görünce duralım." Dediğinde başımı salladım.
Yolda gördüğümüz bir dondurmacıda durup dondurma almıştık. Dönüşte de eve alalım diye tutturmuştu. Tatlı sevmeyen kızdın hani dediğimde ise limonlu dondurma tatlı sayılmaz demişti.
Bahçe kapısı arabayı görür görmez açılmıştı. Arabadan inip Alin'in elini tuttum.
Kapıda ismini hatırlamadığım biri "Hoş geldiniz." Dedi. "Hoş bulduk." İçeri girerken evin kapısını açan ablalar bizi karşıladı.
Babamların yanına geçip hepsiyle selamlaştık.
"Geçin çocuklar, geçin." Herkes masaya otururken Kaan amcam konuştu "Nasılsınız?"
Alin gülümsedi "İyiyiz, teşekkürler. Sizi sormalı?"
"İyiyiz amca siz?" Dedim ben de.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
İttifak (+18)
Genç Kurgu"Doğru; sen benim değilsin, ben seninim." . 2 genç yıllar önce ailelerinin yaptıkları anlaşma yüzünden evlenmek zorunda kalırlarsa? Gençlerden biri diğerine zaten aşıksa? Bu ittifak neler doğuracak? Peki ya bu anlaşma göründüğü gibi bir şey değilse...
