32

1.3K 36 9
                                        

                         OTUZ İKİNCİ BÖLÜM

(Alin dilinden)
Yüzüne vuran güneş ışıklarıyla yüzümü buruşturdum. Yatakta yan dönüp başımı yastığa bastırdım.

"Alin hadi güzelin, daha çok geç kalmayalım." Dediğini duydum.

Yüzümü kaldırmadan "Sen git. Gelmeyeceğim ben." Diye homurdandım.

"Emin misin? Sonra sıkıldım diyip tek çıkma evden."

Kısa süre düşündüm. Tek giderse o kadar şey içerisinde yalnız kalacaktı. Ben de onu özleyecektim. En iyisi kıçımı kaldırmaktı.

Başımı kaldırıp hafifçe doğruldum. Görüş açımı kapatan saçlarım arasından Alaz'ı görmeye çalıştım.

Gülüşünü duyabildim. "Günaydın."

Saçlarımı çekip gülümsedim. "10 dakika ver bana."

Hay hay der gibi başını eğdi. Kapıya doğru giderken seslendim "Hey!"

Çatık kaşlarıma baktı. Tek kaşını kaldırıp diyeceğim şeyi bekledi.

"Beni öpmedin?" Dedim mutsuzca.

Dudağı aralanırken gamzesi hafifçe belli oluyordu.

"Sen uyurken aldım ben sabah öpücüğünü."
Kolunu kapı koluna yasladı.

"O sayılmaz. İkimizin de bilinci açık olmalı." Dedim kaşlarımı kaldırıp.

Yüzü sakin bir gülümsemeyle kaplanmıştı. "Şimdi gelir öperdim ama..." Kısa bir süre düşünür gibi yaptı. "Aması yokmuş." Diyerek yanıma yürüdü. Cümlesine gülerek yüzümü kaldırdım.

Dibime gelirken eli çenemi buldu. Yüzüme eğilip dudaklarını dudaklarıma bastırdı. Huzurla boynuna sarıldım. Dudaklarımız ayrılırken boynunu koklayarak derin nefes aldım.

"Oh... Günüm aydı." Dedim.

Bedenlerimiz ayrılırken fısıldadığını duydum. "Serseri..."

Saçlarımın arasına bir öpücük kondurup beni yataktan kaldırdı.

"Odada kalıp vakit geçirmeyi çok isterdim sevgilim ama gerçekten işe gitmemiz gerekiyor."

Gözlerimi yumdum.

Gitmesi için kapıyı gösterdim.

O odadan çıkarken hızla üzerimi değiştirdim. Aceleyle seçtiğim elbise biraz kısa gelmişti ama şu an değiştirip seçecek vaktim yoktu.

Çok az makyaj yapıp aşağı koştum.

"Düşeceksin!" Bu uyarı dolu ses mutfaktan geliyordu.

Mutfağa girerken Alaz masaya iki tabak koyuyordu.

"Aceleyle bunları hazırlayabildim sadece." Dediğinde sandviç ve kahvelere bakıp gülümsedim.

"Fazla bile. Ellerine sağlık."

"Hadi otur, otur." Dedi kahveleri masaya koyarken.

Oturup sandviçten bir ısırık aldım. Gözlerim büyürken başımı kaldırdım.

"Nasıl bu kadar lezzetli şeyler yapabiliyorsun?!"

Gülerek "Afiyet olsun. Yurtdışında aç kalınca öğrenmiştim." Dedi.

İttifak (+18)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin