ON DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
(Alaz dilinden)
Kollarımdaki bedene biraz daha sarıldım. Bir dakika... Gözlerimi aralayıp Alin'e baktım. Arkadan sarıldığım için yüzünü göremiyordum ama lanet bir sapık gibi hissetmemek için geri çekilmem lazımdı. Ama neden biraz daha kalmak istiyordum. Daha sıkı sarılıp, daha uzun uyumak istiyordum. Yeşil gözleri açılsın ve gülümsesin istiyordum. Saçlarını savursun istiyordum.
Bilmiyorum ne vardı saçlarında...
Rüzgar mı delice eserdi,
Gözlerim mi öyle görürdü yoksa...
Saçlarının her hali hoşuma giderdi.
Ben kaptırıyordum kendimi. Hem de çok fena bir şekilde. Korkumu hafifleten şey onun da boş olmayışı. Yani öyle duruyordu. Dün için konuşmak gerekirse...
Ah.. Beni öpmüştü, kendisi, elini yüzüme koymuştu ve beni öpmüştü! Şaka gibi geliyordu ama değildi!
Toparlan Alaz, hemen. Uyanmaması için dikkatle kollarımı çektim.
Yataktan kalkıp kendimi lavaboya attım.
Fatma abla gelmiş midir acaba?
Buzdolabını kontrol edeyim. Bir şeylet yoksa markete uğrarım.
Merdivenlerden inince mutfak masasının dolu olduğunu görünce Fatma ablaya baktım.
"Günaydın Alaz oğlum. Gelin hanımlar uyuyor mu hala?"
"Günaydın Fatma abla, evet uyuyor. Az sonra uyanır. Eline sağlık." Dedim bardağa su doldururken.
"Ne demek oğlum. Ben içeri geçeyim, bir ihtiyacınız olduğunda seslen yeter."
Mutfakta tek kalınca bir şey eksik mi diye masaya baktım.
"Erken uyanmışsın?" Alin'in sesiyle arkamı döndüm.
"Erken? 13 saattir uyuyoruz." Dedim kaşlarımı kaldırıp.
"Ortama.. Fatma ablayı görmesem burayı senin hazırladığına inanacağım." Masaya otururken kaçamak bir bakış attım.
"Niye? Ben hazırlayamaz mıyım?!"
"Yani... Bilemedim bi." Dedi alttan alttan sırıtıyordu.
"Hah! Akşam yemeğinde gör sen.." Dedim arkama yaslanıp.
"Senin yemek yapabileceğine olan inancım, sokakta mamut görme olasılığımla aynı."
Kahkaha atıp konuştum "Çok büyük konuşuyorsun."
Omuz silkip kahvesinden bir yudum aldı.
"Bugün için planın ne?" Diye sordu.
"Bizimkilere uğrayacağım. Akşam zaten babamlara geçeceğiz seninle."
"Aa doğru. Marifetlerini başka zaman göreceğiz artık." Dedi sırıtıp.
"Maalesef. Sen ne yapacaksın?"
"Kızlarla buluşacağım ben de. Akşam dediğin gibi zaten." Dediğinde başımı salladım.
"Ah bu çok lezzetli..." Kruvasandan bir parça koparttı.
"Sen tatlı sevmezdin ama kruvasana düşkün gibisin?"
"Sevmiyorum ama kruvasan yerim. Diğer tatlılardan daha iyi."
"Tatlı sevmeyen kız, ilk defa karşılaşıyorum." Dedim şaşkınlığımı belli ederek.
"Çok kız tanımış gibisin.." Dedi sinsi bir gülüşle. Hedeflediği şeyi çok iyi anlamıştım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
İttifak (+18)
Teen Fiction"Doğru; sen benim değilsin, ben seninim." . 2 genç yıllar önce ailelerinin yaptıkları anlaşma yüzünden evlenmek zorunda kalırlarsa? Gençlerden biri diğerine zaten aşıksa? Bu ittifak neler doğuracak? Peki ya bu anlaşma göründüğü gibi bir şey değilse...
