YİRMİ BİRİNCİ BÖLÜM
(Alin dilinden)
"Tahmini ne zamana diğer dövmeleri görürüm?"
Cevap vermezken kurtarıcım telefon sesi olmuştu. Her ne kadar sevinsem de anı bozuyor diye moralim bozulmuştu.
Ses durmazken göz göze geldik. Sabrı sınanıyor gibiydi. İç çekip üzerimden çekildi. Sırtını dönüp telefona gidince tezgahtan indim.
Anın verdiği etkiyle hala daha yanaklarımda ısı hissediyordum.
"Efendim?" Sessizce telefon konuşmasını izledim.
Aniden değişen yüz ifadesiyle huzursuzlandım.
"Tamam geliyorum." Nereye gidecekti? Yeni gelmişti!
Telefonu kapattığında konuşmasını bekledim.
"Gelişmeler var. Gitmem lazım." Dudaklarım istemsizce bükülürken başımı salladım.
Yanıma yaklaşıp çeneme dokundu. Gözlerimizi aynı hizaya getirip "Geç kalmamaya çalışacağım ama bekleme beni." Dedi ve dudaklarıma küçük bir öpücük kondurdu.
Başımı salladım. "Dikkat et." Gözlerini yumup ceketine uzandı.
O evden çıkarken, tekrar yalnız kalmanın verdiği mutsuzlukla koltuğa uzandım.
Eve kedi mi alsaydık? Gerçi işe başlamamız lazım. Juno da geri geldi. Tam evli çiftler gibi mi olmuştuk? Bana da öyle geliyor olabilir. Çok hızlı ilerlemiştik belki ama mutluyduk sonuçta. Şimdiden özledim he...
Düşüncelere dalarken uyumamak için zor dayandım ama gözlerim hafiften kayıyordu. Daha da dayanamazken kendimi uykunun rahat kollarına bıraktım.
.
(Alaz dilinden)
Stresten çenemi sıvazlarken Yusuf'un söyleyeceklerini bekledim.
"Abi çoktur araştırıyoruz beraber ama bu sefer kesin görünüyor." Tereddütle bilgisayara ardından da Efe'ye baktı.
"Yaşıyor mu?" Sesim çok kısık çıkmıştı.
Yüzüme bir süre bakıp gözlerini yumdu.
Yaşıyordu. Annem yaşıyordu. Bir yerlerde nefes alıyordu...
Yıllarım onsuz geçerken onu tekrardan görebilme, tekrardan sarılabilme ümidi içimde yeşeriyordu. Ne kadar acıydı bir çocuğun annesini kaybetmesi. Bu tıpkı depresyonda kitaplara sığınan bir adamın gözlerini almak gibi, resimde kendini kaybeden bir ressamın ellerinin alınması, bir çiçek bahçesinden suyu, güneşi almak gibiydi. Çaresizce kalıyordu ortada. Tek dayanağı olan annesi de gidince geriye ondan ne kalırdı ki? Hiç.
"Abi, iyi misin?" Koluma dokunulmasıyla Kaan'ın sesini duydum.
Başımı salladım "Nerede olduğu hakkında bir şey var mı?"
Efe konuştu "Yıllardır Kuzey Kıbrıs'ta görünüyor. Konumu kısmen var."
Alt dudağımı dişleyip kısa bir süre ne yapacağımı düşündüm.
"Anladım. Bu kadar mı?"
Yusuf başını sallayınca devam ettim "Bana o bilgilerin hepsini yolla, Emre'yle konuşup sana bilet alman için haber vereceğim."
"Tabii abi, nasıl istersen." Omzunu sıvazladım.
"Hepinize teşekkür ederim." Diyerek odadan çıktım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
İttifak (+18)
Novela Juvenil"Doğru; sen benim değilsin, ben seninim." . 2 genç yıllar önce ailelerinin yaptıkları anlaşma yüzünden evlenmek zorunda kalırlarsa? Gençlerden biri diğerine zaten aşıksa? Bu ittifak neler doğuracak? Peki ya bu anlaşma göründüğü gibi bir şey değilse...
