YİRMİ YEDİNCİ BÖLÜM
(Alin dilinden)
Kendimi attığım yerin neresi olduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Tek yaptığım şey karanlık yerde elim titreye titreye telefona Alaz'ın adını yazmaktı.
"Yalvarırım gelmesin, yalvarırım." Diye fısıldadım kendime. Korku bedenimi sararken istemsizce yere eğildim.
Alaz'ın adına tıklayıp stresle açmasını bekledim.
"Alin?" Sesini duyar duymaz telefonu kulağıma götürdüm.
"A-alaz! B-beni alabilir misin? Lütfen şu an ç-çok korkuyorum." Çenem titrerken kelimeler ağzımdan zor çıkıyordu.
"Ne demek korkuyorum Alin?!" Endişe, sesinin sert çıkmasına neden olmuştu.
"Neler oluyor? Neyden korkuyorsun?!"
"A-alaz o, o burada... Gördüm." Gözlerimden yaşlar akıyordu artık.
Kısa, çok kısa bir süre sessiz kaldı.
"Alin, güzelim, sakin ol. Derin nefes al, korkacak bir şey yok. Şimdi tam olarak neredesin?"
"B-bilmiyorum," hıçkırık cümlemi bölerken devam ettim "kafeteryanın solundaki ikinci kapı olmalı karanlık bir yer."
"Tamam bak ben geliyorum şimdi. Bir yere ayrılma, sakin ol."
Konuşacakken kapı sesi duymamla beraber kalp ritmim altüst olmuştu.
"A-alaz, Alaz birisi geliyor. Alaz çok korkuyorum." Diye fısıldarken ağlama sesim duyulmasın diye dua ettim.
"Al-" telefonun kapanmasıyla Alaz'ın sesinin kesilmesi bir oldu.
Sesi gidince kendimi yalnız hissetmiştim.
Adım seslerini duyarken biraz daha geriye gidip duvara iyice yaslandım. Avucumu ağzıma bastırıp sesimi gizlemeye çalıştım.
Işığın açılmasıyla hızla başımı dizlerime gömüp yüzümü sakladım. Ağlamam şiddetleniyordu.
"Hanımefendi siz de kimsiniz?!" Kulaklarımda yankılanan sesin bir kadına ait olması içimde kopan fırtınaların dinmesine biraz da olsa yardımcı olmuştu.
Hafifçe başımı kaldırdığımda yaşlı bir kadın hızla yanıma yanaştı "İyi misiniz? Sorun nedir?"
Yutkunarak başımı geriye yasladım.
"Kusura bakmayın. Burayı kullanmak zorunda kaldım..."
"Olur mu öyle şey. Bir sıkıntı mı var?"
Başımı iki yana salladım. "Teşekkürler. Çıkarım birazdan. Tekrardan kusura bakmayın."
Kadın elime dokundu. "Korktuğunuz bir şey mi var?" Gözlerimi kaçırdım.
Bir elimle gözlerimi silip "Biraz burada kalma ihtimaliniz var mı? Eşim az sonra gelecek, en azından o gelene kadar." Dediğimde gözlerini yumdu ve hafifçe tebessüm etti.
İçim rahatlamıştı. Sessizlik etrafa çökerken sayı saymaya başlamıştım.
68, 69, 70...
128, 129...
"ALİN!" Kapı kırılırcasına açılırken duyduğum kelime bundan ibaretti. Korkarak ayağa fırladım. Alaz'dı.
İçeri dalarken göz göze geldik. Koşar adımlarla bedenine atıldım. Elleri sıkıca bedenimi sardı. Göğsü hızla kalkıp iniyordu. Göğsümde kalp atışları hissediyordum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
İttifak (+18)
Teen Fiction"Doğru; sen benim değilsin, ben seninim." . 2 genç yıllar önce ailelerinin yaptıkları anlaşma yüzünden evlenmek zorunda kalırlarsa? Gençlerden biri diğerine zaten aşıksa? Bu ittifak neler doğuracak? Peki ya bu anlaşma göründüğü gibi bir şey değilse...
