10; Düğün

165 17 23
                                    

Sanlı gittikten sonra bir süre daha kafede takılıp hesabı istemiştim ama beyefendi bana danışmadan ödeyerek gitmişti. Ben de kafeden kalkıp kızları arayarak bana çağırdım. Mesajla anlattıklarımı yüz yüze de anlatmam lazımdı zaten Rüya çoktan kendine düğün elbisesi almıştır diye düşünüyorum.

Eve geçerken ıvır zıvır bir şeyler alıp markette biraz oyalandım ve kızları kapıda ağaç olmuş şekilde buldum. Kapıyı açarken Sera'nın kapıda beklediği için yeni ayakkabılarının eskidiğine dair söylenmelerini dinleyerek gülümsedim.

'Baaak sana neler getirdim' Ben marketten aldıklarımı salonda ki sehpaya yerleştirirken Rüya çantasından bir sürü dergi çıkartıp önüme ittirdi. Hepsi de birbirinden kalın, aralarında bir sürü post it bulanan evlilik dergileriydi. Süprizleri bununla da kalmayarak çantasından züccaciye mağazalarından dergileri de ortay koydu. Şaşkınlıkla ayakta onu izlerken Sera da boş durmayarak çantasından Bim aktüel dergisini çıkarttı.

'Kızlar kim evleniyor, iyi misiniz?' Kafam yanmak üzere bir dergilere bir onlara bakıyordum. Sera omuz silkerek ortaya koyduğum cipslerden yemeğe başladı ve televizyonu açtı. Bugün dizisi vardı bizi umursamadan diziyi izleyecekti büyük ihtimalle.

'Ay Güneş soru mu bu? Sen evleniyorsun işte, yazdın ya mesajında.' Rüya bütün ciddiyetiyle dergilerin bazı sayfaları açıp ortaya bırakırken konuştuğun alnımı tutup kendimi koltuğa bıraktım.

'Rüya sadece ilişki yaşamayı deniyoruz. Daha ortada hiçbir şey yok kızım. Bence seni evlendirelim de kurtul.' Kafasını olumlu anlamda sallayarak dergi sayfalarından bir şeyler bulma işlemine geri döndü. Sera'nın dizisi reklama girince omzunu dürtükledim. 'Anıl nasıl?' Suratını astığında pek de iyi olmadığını konuşmadan da anlamıştım.

'Seninkinin aksine, beni sevmediğine emin oluyorum işte zamanla.' O üzgün suratı gördükçe Sanlı'nın bana uyguladığı deli tarifesini Anıl'a uygulamamak için zor tutuyordum kendimi. Bulmuşsun bebek gibi kadın niye harcıyorsun, nasıl bir sorunun var acaba? O sırada Rüya'nın gözümün için soktuğu gelinlik modeliyle sinirimden sıyrılıp geri çekildim.

Taylor Swift Türkiye şubesi olan Rüya ise bana aşkın önemini anlatarak kafamı ütülemeye çalışıyordu. Bu kız ifla olmazdı. İmdat diye bağırmadan önce telefonuma gelen indirim haberlerine bakarak kendime birkaç elbise seçmeye çalıştım. Rüya'da beyaz gelinlik tarzı olanları beğendiği için tartışamaya başlamıştık bile.

'Rüya ben evlenmiyorum canım arkadaşım.' Her kelimesini bastıra bastıra söylediğim cümleyle suratını astığında daha fazla şirinliğine maruz kalıp ona kanmamak adına mutfağa kaçtım. Hazır herkes kendi işine odaklanmışken hem kızlara kahve hazırlayıp hem düğün konusundan kaçabilirdim. Tam kahveler için suyu açtığımda kapı çaldı ve Rüya benden önce koşarak kapıyı açtı, Sanlı'yla göz göze geldik. Evim küçük olduğu için kapı açıldığı gibi mutfak ve salon görünüyordu zaten.

'Ay damat geldi.' Sanlı gidince Rüya'nın ağzına vurmayı not ederek kapıya koştum ve gergince gülümseyerek olayı toparlama çalıştım.

'Başkasıyla karıştırdı.' Çok da güzel toparladım şimdi. Zaten çatık olan kaşları daha da çatılan Sanlı ikimiz arasında mekik dokuyan bakışlarıyla olayı çözmeye çalışıyordu.

'Ben başka zaman gelirim.' Tam dönüp gidecekken kolundan tuttum.

'Rüya sen geç ben birazdan gelirim.' Rüya'nın onaylamasını beklemeden Sanlı'nın kolunu bırakmadan onunla birlikte kapının dışına çıkarak kapıyı arkamdan çektim. Hızla üzerime eğilip beni kendisiyle kapının arasına sıkıştırarak boynuma yüzünü yerleştirdi.

'Kimmiş bu diğer damat?' Nefesini boynuma vererek fısıldadığında huylanmıştım amacı da buydu zaten.

'Kızlarla aramızda öylesine bir şaka canım.' Yüzünü görmesem de güldüğünü hissetmiştim. Elimi sırtına koyarak hafifçe sarıldım.

'Birileri beni özlemiş herhalde bu sefer kovmadın. İlerleme kaydediyoruz.' Başını boynumdan çekip aramızda ki milimlik mesafeden gözlerime bakarak yine çapkın gülüşlerinden birini attığında gözlerimi devirdim.

'Sürekli böyle gelecek misin sen?'

'Gideyim mi?' Gitmesini istemiyordum ama kızlara söz vermiştim. Git de diyemezdim. 'Şaka yaptım güzelim bu kadar uzun düşünmene gerek yok. Takıl arkadaşlarınla sen.' Yanağımdan öpüp saçımı düzeltti.

'Yarın görüşür müyüz?' Hevesle sorduğum soruyla sarılmamız son bulmuştu. Ne zaman bu kadar bağlanmıştım ben?

'Gece benim evimde toplanıyoruz birkaç arkadaşla, gel.' Koşa koşa gelirdim de herkes alkol muhabbetinde eğlenirken evin kedisi gibi mi oturacaktım. Yüzümden geçen tereddüt ifadesini fark etmiş olacak ki konuşmaya devam etti. 'Arkadaşların da gelsin.'

'Olur gibi ama yine de sorarım.' Yanağından öpüp kapıyı tıklattım. O da gülümseyerek merdivenlerden inmişti bile. O sırada kapı açıldı ve kızlar ortada görünmüyordu. Yavaşça içeri adımladığımda odaların ışıklarının kapalı olduğunu görerek şaşırdım. 'Sera, Rüya?' Kızlara seslenmemle başlayan düğün müziğiyle salonda kırmızı bir mumu yakan Sera'yı gördüm. Çığlık atarak gülmemek için kendimi çok zorlayarak ona baktım. Canım arkadaşım en sevdiği diziyi benimle uğraşmak için yarım bırakmıştı. O sırada Rüya balkonumdan çaldığı menekşe saksısını elime sıkıştırdı. Yaptıklarına ayak uydurmaya karar vererek yavaş adımlarla salona ilerledim. Rüya alkışlarken Sera videoya çekmeye çalışıyordu.

'Bu kız az önce evlenmeyeceğiz diyordu işte aşk böyle bir şey.' Diye bağırarak kamera açısına giren Rüya'yla içmeden de kafa bulunabileceğine emin olarak Sera'nın yanına vardım ve çiçeğime ona uzattım.

'Galiba biz evleniyoruz Güneş.' Kamerayı bırakıp gülerek çiçeği aldı.

'Biz evli değil miydik Sera?' Başını sallayarak beni onayladığında Rüya bir sürü fotoğrafımızı çekerek bu anı ölümsüzleştirmeye çalıştı. Gerçekten evlenirsek düğünlerimizde bu fotoğrafları gösterebilirdi bu kız.

Serseri / Sanlı AkgünHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin